"İNTERNETTE İNDİRDİĞİMİZ BİR UYGULAMA HER TÜRLÜ BİLGİLERİNİZİ ALABİLİR": Herhangi bir uygulama indirdiğimiz zaman bu uygulama telefon "Rehberinize, galerinize, mikrofonunuza erişebilsin mi?" gibi sorular sorduğunu ifade eden Ümit Sanlav, "Biz bunlara 'evet' demezsek o cihazdan randımanlı bir şekilde faydalanamamış oluruz. Bütün bunlara 'evet' dediğimiz zaman da cep telefonumuzun içinde, ya da bilgisayarımızın içinde aslında kimin dolandığını bilmediğimiz anlamına gelir. Wi-Fi bağlantısı ile herhangi bir hacker çok rahatlıkla telefonumuza, bilgisayarımıza ve tabletimize erişebilir. Bu sayede kamerasından, mikrofonundan ve galerisinden faydalanabilir. Bizler için çok ciddi bir tehlike oluşturduğunu görüyoruz" dedi. Sanlav, "İsrail dijital alandaki atakları ile az önce bahsetmiş olduğum bu temel verilerimizi konumumuzdan tutun da kameramıza kadar telefonumuzun içerisine yerleştirilebilecek casus yazılımdan her türlü bilgimize kadar bütün verilerimizi aslında İsrail'in eline vermiş oluyoruz. Bu bilgiler kimdeyse bu yazılımı kim geliştirdiyse bütün bilgileri onun eline vermiş oluruz. Bu bilgiler İsrail'in elindeyse çok ciddi bir tehlike. Sadece bununla ilgili de değil. Kısa bir zaman önce ortaya çıkan İstanbul Büyükşehir Belediyesi iddianamesinde de geçerli bir konu vardı. Bütün verilen yurt dışına satıldığı bir anlamda peşkeş çekildiği iddianamede geçen ve en önemli konulardan bir tanesi. Düşünsenize kim olduğunu bilmediğiniz insanlar bizim telefonumuza kadar erişebiliyorlar. İBB'den indirdiğimiz herhangi bir ulaşım kart uygulaması bile telefonumuzdayken benim sesimi dinleyebiliyor. Benim kameramı kullanabiliyor. Benim galerime erişebiliyor. Bu bilgilerin ben kimin elinde olduğunu bilmiyorum. Bu bilgiler yurt dışında satılmış. Bu bilgiler Netanyahu'nun açıklamasının ardından İsrail'in bile elinde olabilir" şeklinde konuştu. Bir uygulama indirdiğimiz zaman ona hangi verileri verdiğine aslında çok dikkat etmemiz gerektiğini kaydeden Sanlav, "İBB'nin bu uygulamasına biz hangi verilerimizi verdik. Maalesef bütün verilerimizi verdik. Şu anda telefonumuza indirdiğimiz herhangi bir uygulama bu sosyal medya platformları için de geçerli, İBB'nin İstanbulkart'ı için de geçerlidir. Biz telefonumuzda o uygulama açık olsun ya da olmasın bütün verilerimize erişebiliyor. Özel hayatımızı gözlemleyebiliyorlar. Buradaki çalışmalara göre bizleri manipüle de edebiliyorlar. Biz bir video izledikten sonra hangi videoları önümüze çıkartacağını seçebiliyorlar. Bizim tercihlerimizin dışında başka tercihlere bizleri yönlendirebiliyorlar" ifadelerini kullandı. Avukat Iyaz Çimen ise, "Artık günümüzün en önemli kişisel veri bir kişiye götüren her türlü bilgi. Burada isim soy isim, adres, TC, kan grubu, sağlık verisi, lokasyon verisi gibi aklınıza gelebilecek her türlü bilgi kişisel veri olarak tanımlanır. Bu noktada da İBB soruşturmasında 2 uygulamadan bahsediliyor. Bu uygulamaya kaydolmuş vatandaşlarımızın isim, soy isim, yüz göz hareketleri, bu noktada neye nasıl tepki verdikleri, siyasi anlamda neye daha yakın olup olmadıkları gibi verilerin 2 yurt dışı ülkesine aktarıldığı, bunlarla ilgili belirli bir kazanç sağlandığı, aynı zamanda bunların vatandaşın zararına olacak şekilde paylaşıldığı iddiası yer alıyor. Bu noktada vatandaşlarımız kişisel verilerinin bu şekilde paylaşılmasından dolayı hem cezai olarak şikayetçi olma hakkına sahip oluyorlar. Hem de bundan kaynaklı maddi bir zarar ortaya çıkarsa bunun tazmini de talep etme hakları kendisinde bulunuyor. Şuanda soruşturma devam ediyor. Bununla ilgili net bir ceza kararı çıkmış değil. Bu konuda ciddi iddialar var. Bunların karşılığında da yargılamanın devamı süresince sorumluların cezalandırılabileceğini göreceğiz" dedi.