Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Merve Gümüşay, “Uyku sorunlarının gündelik yaşamı etkilemesiyle birlikte melatonin kullanımı da giderek yaygınlaşıyor. Reçetesiz ya da internet üzerinden kolayca ulaşılabilmesi, vücutta doğal olarak bulunan bir hormon olması ve “doğal uyku desteği” şeklinde sunulması ise melatoninin tamamen zararsız olduğu düşüncesini güçlendirebiliyor.” Dr. Gümüşay, “melatonin doğru kişide, doğru zamanda ve uygun dozda kullanıldığında bazı uyku sorunlarında yardımcı olabilir. Ancak her uyku problemi için geçerli, evrensel bir “uyku ilacı” olarak görülmemeli” dedi. Melatonin, başlıca beyindeki epifiz bezinden salgılanan ve vücuda “gecenin başladığını” bildiren bir hormon. Karanlıkla birlikte melatonin düzeyi yükselirken sabah ışığıyla azalıyor. Böylece uyku-uyanıklık döngüsünün ve yaklaşık 24 saatlik biyolojik saatin, yani sirkadiyen ritmin düzenlenmesine katkıda bulunuyor. Dr. Gümüşay, melatonini güçlü bir sakinleştirici ya da kişiyi doğrudan uyutan bir ilaçtan ziyade, beynin zamanlama sistemini etkileyen biyolojik bir sinyal olarak değerlendirmek gerektiğini belirtiyor.Bu nedenle yalnızca alınan miktarın değil, hangi saatte alındığının da önem taşıdığına dikkat çekiyor.Yanlış zamanda alınan melatonin beklenen etkiyi göstermeyebileceği gibi, kişinin biyolojik saatini istenmeyen bir yöne kaydırabilir. Melatoninin özellikle jet-lag, gecikmiş uyku-uyanıklık fazı bozukluğu ve bazı sirkadiyen ritim bozukluklarında yararlı olabileceğini belirten Dr. Gümüşay, uykusuzluk üzerindeki etkinin ise kişiye, yaşa ve kullanılan preparata göre değişebileceğini ifade ediyor.Özellikle kronik uykusuzluk söz konusu olduğunda ise temel yaklaşımın yalnızca bir takviye kullanmak olmadığını vurguluyor.Uyku alışkanlıklarının düzenlenmesi ve uykusuzluk için bilişsel davranışçı terapi, kronik uykusuzluğun temel tedavi yaklaşımları arasında yer alıyor.Bu nedenle melatoninin, altta yatan sorunun araştırılmasının veya gerekli tedavinin yerine geçirilmemesi gerekiyor.