Ruznamemden notlar 5

28 Ekim 2017 Cumartesi

· Ben fakir-üz-zaman, zindanlardan hicranlardan geliyorum: Bir risale yazdım diye 14 yaşında kelepçelendim...

· Kitaba dönüştürmeye çalıştığım inançlarımın/düşüncelerimin her dönemde bedelini ödedim. İmanı “suç” sayan sistemle her daim mücadele içinde oldum.

· Kırk yılı aşkın yazarlık hayatımda hiçbir iktidardan bugüne kadar kişisel bir talebim olmadı. Bütün çabam ülkemin gelişmesi, her türlü mikroptan arınması içindir...

· Bugünlere kolay gelinmedi. Askeri vesayetten ve darbelerden kurtulmak ve demokrasiyi hakim kılmak için çabalarken, saçlarım ağardı...

· Gençler! Kafa tokuşturmayı bir yana bırakın da fikir tokuşturmaya bakın. Yazılanların çoğunda “kavga” üslubu var: Oysa kavga olan yerde fikir olmaz...

· “Bu hükümet gitsin” diyen dindarlara masum bir sorum var: Yerine kimi getireceksiniz?..

· Soymak üzere banka, soygunu gözden kaçırtmak üzere gazete ve televizyonlar kurup bankaların içini boşaltanlara bile nazar-ı müsamaha ile bakanlara, milletin parasını hortumlayanlara fırsat veren koalisyonlarla işbirliği yapacak kadar “müsamahakâr” davrananlara ne oldu da dillerini beddua ve küfre alıştırdılar? Bazı soygunlar iyi, bazıları kötü mü yani?..

· Ben diyorum ki: Hangi dönemde olursa olsun, kimler yaparsa yapsın, yetim malı yiyenin, bankaları soyanın, karapara aklayanın ve onlara koltuk çıkanların Allah belâsını versin! Bu bahane ile Türk ekonomisine, siyasete, barışa kuranların da...

· Kimbilir, belki de bugünler, “hoşgörü” uzmanlarına bile hoşgörü gösterecek günlerdir!..

· Cumhuriyet, Sözcü ve Doğan grubu medyasından beter yanlı yayın yapan “bizden” medya, kimlerin safına düştüğüne de bir bakmalı... 

· “Safını belli et” diyen arkadaşlara: 200 kitabı, sayısız makalesi, sayısız konferansı, radyo-televizyon programlarıyla 40 yıldır halkın yanında olumsuzluklara karşı mücadele etmiş birine bunu sorabilmek için, “şeddeli cahil” olmak yetmez, ayrıca bir de “sui niyet” (kötü niyet) sahibi olmak gerekir...

· Bu ülkede en çok üç konu konuşulur: Siyaset, futbol ve din. Çünkü bu konular “taraf” ve “taraftar”lığa en müsait konulardır: “Uzman”lık gerektirmediği zannedilir...

· Kim yolsuzluk yapmışsa, en ağır cevabı alsın; kim “operasyon”la hükümeti düşürmek istiyorsa, onun da ipliği pazara çıkarılsın...

· Kendini anlatamamak ya da her anlatımının peşin hükümlüler duvarına tosladığını görmek kadar büyük bir ıstırap yoktur. Aynı zamanda bu en büyük yalnızlıktır. O zaman, yaşasın yalnızlık!.. Yanlış yolda yürüyen milyonlarla birlikte olmaktansa, doğru yolda tek başına yürümek evlâdır...

· Ankara’dan bir MHP’liyi, İstanbul’dan her partili Sarıgül’ü, Cumhurbaşkanlığı için “çatı aday Ekmeleddin Beyi” rica-minnet aday yapan CHP, iktidar olsa, hangi kadroyla devlet yönetecek?..

· Fuzuli’den bir beyit: Eylesen tûtîye tâlim-i edâ-yı kelîmât/ Sözü insan olur ammâ özü insan olmaz!” (Papağana konuşmayı öğretsen/ Sözü insan olur, kendisi hayvan kalır)...

· Bir de İbrahim Hakkı’dan: “Hak şerleri hayreyler/ Zannetme ki gayreyler/ Ârif âni seyreyler/ Mevlâ görelim n ‘eyler/ N’eylerse, güzel eyler”.

 

  • Murad Murad 23 gün önce
    Ey üstaz Allah sırat-ı müstakim de ayağımızı sabit eylesin . Seni Allah için seviyoruz . Yürek insanı yetiştiren bu uğurda çırpınan, derdi ümmet olanları , sizleri muhafaza etsin. Ömrünüzü bereket versin. Her üren ite taş atmak bizi yolumuzdan davamızdan alıkoyar. Sizin hayatınızın meyvesi belli. Büyük yangın karşısında ayağımızşuna buna takılmış ne ehemmiyeti var. . .