Onlar Bizim Öğretmenimiz Demedim ki…

09 Ekim 2017 Pazartesi

Geçtiğimiz günlerde Muğla’da yakalanan PKK’lı teröristlerin, çırılçıplak soyularak arandığı resimleri, basında yer aldı…

Sosyal Medyada bu olaya tepkiler artınca, 2 yıl önce Fransız Polisi’nin Paris’te çıplak gözaltına aldığı Daiş’li teröristin fotoğrafı, basında ve sosyal medyada tekrar yayınlanarak; sadece bizde değil, Avrupa’da da polisler böyle davranıyor denildi…

Bazı medya organlarında, Katalonya’da yapılan referandum sonrasında, İspanyol polisin Katalanlara karşı aşırı sert tavrı, normal karşılandı.

Müslüman olduğunu söyleyen kimselerin, Allah ve Rasulünün buyruklarına uyma zorunluluğu vardır.

Müslüman her yaptığı işte, İslam’ın kurallarına uymak zorundadır da diyebiliriz.

(Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman, boyunlarını vurun. Nihayet onlara iyice vurup sindirince, bağı sıkıca bağlayın (esir alın). Savaş sona erince de, artık ya karşılıksız veya fidye karşılığı salıverin. Durum şu ki, Allah dileseydi, onlardan intikam alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek ister. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmaz.”

 Muhammed Suresi Ayet: 4

Bizim örnek almamız gereken, yüz akı liderlerimiz var…

Selehaddin Eyyubî…

Haçlılar Kudüs’ü ele geçirdiklerinde, halkın çoğunu kılıçtan geçirmiş ve çok kimseye de işkenceyle zulmetmişti. Buna rağmen Selahaddin Eyyubi Kudüs’ü geri aldığında; Kudüs halkına zulmeden Haçlıları esir alıp, can güvenliğini sağlamış; ülkelerine geri dönerlerken, onlara koruma sağlamıştır.

Ömer Muhtar…

İtalyanların, Libya’da yaptığı katliam, işkence ve tecavüzler dillere destandır. Graziani, teslim olan halkın gözleri önünde Kur’an-ı Kerim’i paramparça edip, ayaklarının altında çiğneyerek “Haydi, çağırın da (hâşâ) bedevi peygamberiniz yardımınıza gelsin.” diyerek; Müslümanların en kutsalına hakaret etmişti.  Ve hemen ertesi günü, şehrin ileri gelen uleması uçaklardan atılmış, vahadaki bütün hurma ağaçları kesilmiş, kuyular yakılmış, Mehdi Senusi’ye ait tarihi kütüphane, alevlere teslim edilmiş ve insanların namusları kirletilmişti...

Böyle bir atmosferde, bir grup İtalyan askeri pusuya düşürülür ve bütün unsurlarıyla birlikte, yok edilir. Geriye yalnızca genç bir teğmen kalır. O da esir edilmiş ve kelepçeli bir hâlde, Ömer Muhtar'ın karşısına getirdiklerinde; Ömer Muhtar, genç teğmenin ellerini çözer ve İtalyan bayrağını da eline tutuşturarak “Bunu al ve git. Komutanlarına söyle, bu bayrak buraya ait değil.” der.

Ömer Muhtar'ın askerleri, teğmenin serbest bırakılmasını şaşırırlar ve  “Ama onlar bizi öldürüyorlar.” itiraz ederler. Ömer Muhtar'ın cevabı: “Onlar bizim öğretmenimiz değil.”

Aliya İzzet Begoviç…

Sırplar, savaşın başladığı ilk gün Boşnak komşularının evlerine koşmuşlardı.Yemeğini yediği, suyunu içtiği komşularının eşlerine saldırmışlardı. Kadınlara ve kızlara, peş peşe tecavüz etmişlerdi. Tecavüz mağdurlarının bazıları, Sırplar ve Hırvatlar tarafından, hemen oracıkta öldürüldü. Hayatta kalan ve çocukları ya da kocasının önünde defalarca tecavüze uğrayan pek çok Boşnak kadın, ciddi psikolojik problemler yaşadı.

Bir müddet sonra, Boşnak askerler çok sayıda Sırp’ı esir alırlar. Hepsi asker. İhtimal ki, serbest olsalardı, onlar da aynısını yapacaklardı. Belki de yapmışlardı.

Boşnak asker soruyor başkomutana:

“Şimdi biz bu esirleri ne yapalım?”

Başkomutan Aliya sakince cevap veriyor:

“Onlar bizim esirlerimiz. Yani misafirlerimiz. Onlara misafir gibi davranacağız.”

Duyguları kabarmış, öç alma telaşına kapılmış genç asker, içindeki itirazı saklayamaz: “İyi ama komutanım, onlar bizim bacımıza tecavüz ederken, çocuklarımızı katlederken...”

Aliya yine sakindir: “Onlar bizim esirimiz dedim asker, onlar bizim öğretmenimiz demedim ki…”

Bir Müslüman olarak her hâlükârda insanlığımızı muhafaza etmeliyiz…

Kafirler veya zalimler gibi davranmamalıyız…

Sevgili Yeni Akit okuyucuları, sizlerden biraz izin istiyorum…

Allah’a emanet olun…

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • HukukçuHukukçu1 ay önce
    Sayın Yazarım; Bugün, Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesinde, bir öğrencinin katlettiği hocamızın durumunu öğrenince içim sızladı. Cinayete kurban giden hocamıza rahmet, kederli ailesine başsağlığı diliyorum. Bu fakültede sorunlar olduğunu 4 ay önce bilgilerinize sunmaya çalışmıştım; ama ne yazık ki, beni dinleyen olmadı, ciddiye alınmadım. Evet, ne yazık ki, bugün bir değerli asistan kardeşimiz, bir öğrenci tarafından katledildi. Yazık, bin Yazık! 4 ay önce yazdıklarım hala Sayın Merve Kavakçı'nın yazısının altında durmaktadır. O yazıda şunları yazmıştım: "...Sayın Cumhurbaşkanımız; Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki öğrenci kıyımına müdahale edip, kıyımı durdurmanızı, saygılarımızla, istirham ediyoruz..." Evet, aynen böyle yazmıştım. Keşke dinlenseydim, öğrencilerimizle hocalarımızın sorunlarına el atılıp, kucaklanmaları sağlansaydı ve bütün kalbimle kınadığım bu cinayet yaşanmasaydı.
  • Yaşlı DoçentYaşlı Doçent2 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; Doçent olduğumuz gün, emsallerimiz hangi dosya ile Profesör oluyorlarsa, biz de aynı dosya ile Profesör olmak istediğimizi; deneyim kazanmanın murad edildiği 5 yıl Doçentlik kadrosunda boşuna kalmak istemediğimizi; 5 yılın 5 katından fazla Üniversitemizde öğretim elemanı olarak çalışıp, 10 binlerce öğrenci mezun edip deneyim kazandığımızı; Üniversitemizde Doçentlik kadrosunu almak için gerekli olan puanın 5 katından fazla bir puanla Doçentlik kadrosunu aldığımızı; emeklilik yaşımızı geride bırakıp ömrümüzü verdiğimiz Üniversitemizde, Profesör olmak için 5 koca yıl beklemememiz gerektiğini; dosyası dolu ama ömrü de dolu Yaşlı Doçentler olarak, Profesör olmak için, zaman sınırı olmadan, dosyamızı Doçent olduğumuz Üniversitemize sunmamıza kapı aralamanızı sizden istirham eder, saygılarımızla taleplerimizi arz ederiz: A-) 1-5 yıl öğretim elemanı olarak çalışmış bir Doçent 5 yıl sonra Profesör olabilmelidir. B-) 5-10 yıl öğretim elemanı olarak çalışmış bir Doçent 4 yıl sonra Profesör olabilmelidir. C-) 10-15 yıl öğretim elemanı olarak çalışmış bir Doçent 3 yıl sonra Profesör olabilmelidir. D-) 15-20 yıl öğretim elemanı olarak çalışmış bir Doçent 2 yıl sonra Profesör olabilmelidir. E-) 20-25 yıl öğretim elemanı olarak çalışmış bir Doçent 1 yıl sonra Profesör olabilmelidir. F-) 25 yıldan fazla öğretim elemanı olarak çalışmış bir Doçent hemen Profesör olabilmelidir.
  • Yaşlı DoçentYaşlı Doçent2 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; 25-30 yıl boyunca Üniversitelerde öğretim elemanı olarak çalışmış; 10 binlerce öğrenci mezun etmiş; 50 yaşlarını çoktan geride bırakıp emeklilik aşamasına gelmiş Yaşlı Doçentlerin, Profesör olabilmek için, 5 koca yıl beklemelerine gerek olmadığına karar vermenizi, Yaşlı Doçentler olarak, sizden istirham eder, saygılarımızı arz ederiz.
  • HukukçuHukukçu5 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki öğrenci kıyımına müdahale edip, kıyımı durdurmanızı, saygılarımızla, istirham ediyoruz.

Günün Özeti