Yeni Akit - M&S Asistans

Ya Tek Devlet, ya Paralel Devlet... Mühür sizde, tercih sizin!

01 Kasım 2015 Pazar

“Paralel Yapı” mı diyelim, “Paralel Devlet” mi diyelim, “Paralel Din mucitleri” mi diyelim, yoksa FETÖ, yani “Fetullahçı Terör Örgütü” veya “Paralel İhanet Çetesi” mi diyelim... Ne dersek diyelim; “Türkiye düşmanı” bir çete, örgüt ve yapı ile karşı karşıyayız!..

İşte bu “çete” mensuplarının, “risk” almama gibi ortak bir özellikleri vardır!..

Hiçbir zaman;

“Kor” halindeki, “köz” halindeki bir ateşe el uzatmazlar!..

“Maşa” kullanırlar!..

“Tehlikeli bir rol” yapmaları gerekiyorsa; “kendileri” yapmaz, “dublör” kullanırlar!..

Özetleyecek olursak;

“Maşa” kullanırlar,

“Dublör” kullanırlar,

“Piyon” kullanırlar.

ÖNCE GEZİ, SONRA DEMEÇ!

Kendileri bir “taşeron” olmalarına rağmen, işlerini başka bir “taşeron”a yaptırırlar!..

Tabiî, “para” karşılığı!..

Bir-iki gün önceki gazetelerde yer alan haberi, herhalde gördünüz.

Neydi haber?..

“Gülenistlerin maskesi düştü!”

ABD’de yayınlanan USA Today gazetesindeki haberde, “Paralelcilerin kafakol gezi”leri mercek altına alınmış ve denilmiş ki;

l Gülen derneklerinin 2011’de 3 Kongre üyesi ve 7 yardımcısının gezileri için 54 bin dolar harcadığı tespit edilirken, kayıtlarda bundan hiç bahsedilmiyor ve o yıl sadece 33 bin dolarlık özel gezi harcaması yapıldığı belirtiliyor. 

l 2008’den beri ABD Kongre üyeleri ve yardımcıları için Türkiye ve Azerbaycan’a 200’den fazla gezi düzenleyen Gülen yapılanmasına ait dernekler Kongre’ye yalan söyledi. 

l Resmi rakamlara göre; Gülen grubuna ait derneklerin düzenlediği gezilerin toplam maliyeti 800 bin doları buluyor. Fakat evraklarda yapılan oynamalar gerçek rakamın milyonlarca doları bulabileceğini gösteriyor. 

l 2012 yılı Haziran ayında Gülen’e bağlı kuruluşlardan ‘İstanbul Center’, Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Mo Brooks, eşi Marta ve dört çalışanının Türkiye’de 9 gün süren ve dört şehri kapsayan 23.000 dolar tutarındaki gezilerine sponsor oldu. 

l Belli ki Gülen Hareketi, Kongre’de dostlar edinmekten büyük faydalar sağlıyor. Şubat 2015’te Kongre üyesi Matt Salmon, Dışişleri Bakanı John Kerry’e mektup yollamaları için kongre üyelerini organize etti. Amaçları, Gülen ve Erdoğan arasındaki savaşta Türk hükümeti tarafından tutuklanan Gülenist gazetecileri savunması için Kerry’den yardım istemekti. Kongre üyeleri Kerry’e yazdıkları mektupta “Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve yöneticilerine ulaşıp, onları barışçıl ve uygun bir şekilde bu sorunları çözmesi yönünde yönlendirmenizi ısrarla tavsiye ediyoruz” şeklinde çağrıda bulundular. 

“FAHİŞE”DEN FARKSIZ!

Bilmem hatırlar mısınız;

Bir “ABD ziyareti sonrası”nda yazdığım yazıda demiştim ki;

“Türkiye, AK Parti iktidarı ya da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan aleyhinde demeç veren veya rapor yayınlayan ABD senatörlerinin, Temsilciler Meclisi Üyeleri’nin bir kısmı, Paralel’in fahişeleridir!”

Evet, evet;

“Paralel’in fahişeleri!”

Paralelciler, gözlerine kestirdikleri, genellikle “Yahudi asıllı” bir senatöre yaklaşıyorlar, onlara “lüks bir restoranda yemek” yediriyorlar, diyalog ilerleyince “tatil”e çıkarıyorlar ve sonra; “demeç”lerden demeç, “rapor”lardan rapor beğen!..

Hele söyleyin;

“Para karşılığı demeç” veren ya da “yemek ve tatil karşılığı rapor” yazan birine “fahişe” denmez de, ne denir?..

“Para” karşılığı ha “yatağa” girmişsin, ha “Paralel’in dümen suyuna!”

İkisi de fahişelik değil mi?..

Bir fahişenin, illâ “kadın” olması gerekmiyor ki!.. “Parayla fuhuş” yapan nice “eeerkek” var!..

HÜRRİYET-ZAMAN AYNI PARALELDE!

Her neyse... Dünkü Hürriyet’i görünce; Paralel’in kullandığı “maşa”lardan biri de Hürriyet mi acaba, diye düşünmekten kendimi alamadım...

Aydın Doğan istediği kadar “Yerli... Milliyetçi... Vatansever” olduğunu iddia etsin, gazeteleri ve televizyonları “hem PKK Terör Örgütü’ne, hem de Fetullahçı Terör Örgütü’ne destek” vermekten geri durmuyor!..

“Destek” ne kelime, onlara “terör örgütü” bile diyemiyor!..

Bilmem farkında mısınız;

Aydın Doğan’ın Hürriyet gazetesi de; “Bir MİT’çinin oğlu” olan Can Dündar’ın yönettiği Cumhuriyet’e ve hatta “kâğıt ihtiyacı Paralelciler tarafından karşılanan Taraf”a benzemeye başladı!..

“Resmen” değilse bile, alenen “maşa” oldular, “dublör” oldular!..

İşte dünkü örneği:

l Zaman gazetesinin dünkü sürmanşetindeki başlık aynen şöyle:

“Dünya medyası ayağa kalktı!”

l Hürriyet gazetesi ise, “Zaman’dan daha büyük” şekilde manşetinde şu başlığı kullanmış:

“Dünya basını ayakta!”

“Dünya basını” denilen ama aralarında adı-sanı duyulmamış gazetelerin de bulunduğu gazeteler; bir de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a mektup yazıp, “özgür basın” istemişler!..

Niye?..

Çünkü, “Fetullah Gülen’in bir gülümsemesine bütün servetimi feda ederim” diyen Akın İpek’in Kanaltürk ve Bugün televizyonları ile Bugün ve Millet gazetelerine “kayyum” atanmış!..

Hadi daha açık söyleyelim;

“El konulmuş!”

Böğürmeleri bu yüzden!..

YA İNGİLTERE’YE NE DİYELİM?

Peki bu el koyma, “dünyada bir ilk” midir?.. Yani, dünyada ilk defa Türkiye’de mi el konuluyor medya organlarına?..

Meselâ, İngiltere’de; “Türkiye’deki Fox TV’nin sahibi Yahudi İşadamı Rupert Murdoch’un gazeteleri”ne de el konulmadı mı?..

Buyrun, 2011’i hatırlayalım:

l İngiltere’de, Ruport Murdoch’un sahibi olduğu News of the World gazetesi okurlarına “Teşekkürler ve Hoşçakalın” diyerek veda etti. Gazete, polise rüşvet verip telefonları dinletmekle suçlanıyordu...

l İşsiz kalan çalışanlar, gözyaşları ve alkışlar arasında gazeteden ayrılırken, binaya el koyan polis de, gazetenin tüm arşiv, özel yazışma, diskleri, dosyaları ve bilgisayarlarını incelemeye aldı.

l 2011 yılında Türkiye’deki FETÖ medyası gibi telekulak skandalına karışan Rupert Murdoch’un gazete ve televizyon kanalları hakkında İngiltere’de büyük bir soruşturma başlatıldı... Bu soruşturma sırasında Murdoch medyasına savaş açan İngiltere Başbakanı Cameron, kameralar karşısında Murdoch’u açık açık uyararak bir daha İngiltere sınırları içinde hiçbir TV kanalının hissesini satın almasına izin vermeyeceklerini duyurdu. 

l İngiltere’de Murdoch’un Sun Gazetesi hakkında dâvâ açılırken iki televizyon kanalı uydudan atıldı... Dahası İngiltere’de hiçbir medya kuruluşuna hissedar olmasına ulusal güvenlik kapsamında izin verilmedi. Üstelik, İngiltere’deki Fox TV yönetimi kayyuma devredildi.

HA PKK, HA FETÖ!

Hadi, Murdoch’u bir kenara bırakıp; “Paralel’in parasıyla deklarasyon yayınlayan” gazetelere başka bir soru soralım:

“El Kaide veya DAEŞ başta olmak üzere, dünyada terör örgütlerinin televizyon yayını yaptığı ya da gazete çıkardığı bir başka ülke var mıdır?”

Hele söyleyin;

“Fetullahçı Terör Örgütü” de, tıpkı PKK gibi bir “terör örgütü” olduğuna göre, nasıl “banka”sı olabiliyor, nasıl “holding”i olabiliyor, nasıl “ajansları, gazeteleri, televizyonları” olabiliyor?!?..

İlk önce buna karşı çıkmaları gerekirken, kalkmışlar deklârasyon yayınlamışlar!..

Yayınlamasaydınız, hatırım kalırdı!..

Ulan, siz kim oluyorsunuz, kimi temsil ediyorsunuz ki; tam da “seçim arefesi”nde deklarasyon yayınlayıp, “Türkiye aleyhinde bir algı” oluşturmaya çalışıyorsunuz?..

Siz, önce;

“Kendi kıçınızdan, paçalarınıza akan pislikleri” temizleyin!..

O GÜLEN VAR YA!

Sizin destek verdiğiniz o medya organlarının “gerçek sahibi” olan Fetullah Gülen var ya;

l “159 devlet içinde hizmetlerimiz var... Bunların bekâsı için Türkiye feda edilebilir” diye “alçakça lâf” eden bir adamdır!..

O Fetullah Gülen var ya;

l “Hizmetlerimizin devamı için haklı olandan yana değil, güçlü olandan yana olmak, esas düsturumuz olmalıdır” diyen “menfaatperest” bir adamdır!..

O Fetullah Gülen var ya;

l “Türkiye’de mücadelede ABD ile birlikte hareket eder, ABD’nin yanında yer alırsak, güçlü çıkarız” diyen bir “Farmason”dur!..

O Fetullah Gülen ki;

l “Tedbir, İnkâr ve Takıyye ile her yolu kullanarak mücadele edeceksiniz” diyen, dahası; “Hizmetlerimizin devamı için Uzun Adam gibi bir insan veya Türkiye gibi bir ülke gitse ne olur” diyen “hastalıklı bir adam”dır!..

MÜHÜR SİZDE, KARAR SİZİN!

İşin doğrusu; bugünkü “seçim”de, işte bu “hastalıklı kafa”larla, bu “paranoyak” ve “şizofren”lerle, “yerli, milli ve dik bir duruş” sergileyen “milletin adamları” arasında bir “tercih”te bulunacağız!..

Bugün kullanacağımız oylarla;

Ya “7’den 77’ye bütün milletimizi sevindireceğiz”, ya da “gâvur”ları, “gâvur aşıkları”nı veya “gâvurların yerli işbirlikçileri”ni, “maşa”larını, “piyon”larını, “dublör”lerini sevindireceğiz!..

Mühür sizin elinizde...

Karar sizde!..

Ya Paralel Devlet,

Ya Tek Devlet!..

Hadi sandık başına!..

***********************************************************************

Bu millet, yanlışta ittifak etmez!

Bu milletin fertlerine, eskiden beri “çarıklı erkân-ı harp” ya da “ferasetli millet” derler... Gerçekten de, bu millet, “yanlışta ittifak” etmez, “doğrunun ve haklı”nın yanında yer alır...

Bugüne kadar yapılan seçimlerde, nasıl ki; “mevcutlar içinde en iyi olanı seçmeyi” bildiyse, hiç şüpheniz olmasın ki, bugün de “en iyiyi” seçecektir...

Geçen seçimde, “Barışa katkı”da bulunmak için, “ödünç oy” verdi... Ne var ki; barışa “mal mal ve bön bön bakan” şımarıklar, küstahlar ve “Peygamber Efendimiz’e hakaret eden alçak”lar, 7 Haziran’da verilen “ödünç oy”ların kıymetini bilemedi, Türkiye ile bütünleşemedi!..

Halkın “yüzde 52” oyuyla seçilen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a “Diktatör” deme küstahlığında bulunanların ise; nasıl bir “diktatör”, nasıl bir “despot” olduğunu, bu millet çok iyi bilir... Dolayısıyla, “Mister No”ların nerede olması gerektiğini de çok iyi bilir!..

Bu millet; Başbakan’la görüşüp, “devlet sırları”nı öğrenenlerin, biraz sonra kameraların karşısına geçip, “devlet sırlarını nasıl ifşa ettiğini” de gördü... Dolayısıyla, onlara “Devletin emanet edilemeyeceğini” de çok iyi bilir!..

Hasılı kelâm, bu millet işini bilir!..

YORUM YAZ