• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın
TÜM YAZILARI

Milli Eğlence Bakanlığı Mı?

09 Haziran 2017
A


Ali Osman Aydın İletişim: [email protected]

“Eğitimin amacı çocuklara bilgi ve erdem kazandırmaktır.” (Sokrates)

Tiril tiril gece kıyafetleri…

Bakımlı saçlar…

Topuklu ayakkabılar…

Abartılı makyajlar…

Ve minik ellerinde kocaman cep telefonlarıyla sokaklarda telaşla yürüyen ilkokul öğrencileri görebilirsiniz şu ara.

Hayır, o çocuklar düğüne gitmiyorlar aslında. 

İşte Benim Stilim” yarışmacıları gibi salına salına gittikleri yer, okulları…

Okul bahçeleri mezuniyet törenlerinden dolayı, Coca Cola reklamlarındaki iftar sofraları gibi ışıl ışıl…Havai fişekler, konfeti yağmurları, yemekler, müzik grupları ve elbette dört nala bir eğlence… Mahalle okulları ‘Acun’ idarecilere teslim edilmiş olmalı ki eğlencede sınır tanınmıyor. Öğrencilerden, hiçbir şey esirgenmiyor …

Çocuklar çarpım tablosunu bilmiyor ama öğretmenler ‘Samsun’a çıkmış gibi gururlular… Öğrenciler hatasız iki satır yazamıyor ancak VALS konusunda sergiledikleri performans velilere yetiyor…

Bir türküyü baştan sona okuyamayan çocuklar “İçerim Ben Bu Akşam” ı hep bir ağızdancoşkuyla tekrarlayabiliyorlar. Manzara öyle iç parçalayıcı ki “Yeteneksizsiniz” her semtte bir şube açmış zannediyorsunuz…

Ortada bir karnaval var ama, aslında neye sevinildiği ve neyin kutlandığı kimse tarafından bilinmiyor. Bunun PİSA sonuçlarıyla bir alakası olamayacağını kestiriyorsunuz. Nedenlere, gerçeklere yoğunlaşmanın matah görülmediği bir eğitim sistemi şekilleniyor. Görmesini bilenler için gösteri toplumunun bütün hastalıkları okul etkinliklerinde görünür hale geliyor.

Görünme takıntılı ebeveynler, çocuklar üzerinden yarışan anneler, yaptığı şeye inanmayan idareciler…Okulların bu şekilde yozlaştırılmasına eğitimlisi, kültürlüsü, moderni, muhafazakarıyla ülkenin tüm kutupları ittifakla destek oluyor. Mutaassıp izlenimi veren aileler dahi ellerinde transparan kıyafetli çocuklarla mezuniyet törenlerinin yolunu tutabiliyor. Bunda bir sakınca görülmüyor aksine normal karşılanıyor…Muhafazakarlığın, tutuculuğun, dindarlığın siyasal rekabet  dışında günlük hayata yansıyan bir yanı olmadığı ortaya çıkmış oluyor.

Okul Nasıl Bir Evrim Geçirdi 

Aslında okulun ilkelliğe doğru geçirdiği bu büyük evrim gözlerimizin önünde, bizlerinde katkılarıyla gerçekleşti…

Geçmişte eğitim ve öğretim ‘i monoton bulup daha sosyal hale gelmesini dileyenler, böylelikle umduklarından daha fazlasını bulmuş olmalılar.

Artık okullar tiyatro temsilleriyle,

gezi programlarıyla,

özel gün etkinlikleriyle,

resmi bayram gösterileriyle,

mezuniyet törenleriyle

diğer okullarla kıyasıya bir rekabet içindeler…

Bir okul bu rekabetten ne kadar başarılı çıkarsa o oranda veliler üzerindeki pazarlık payını artırabiliyor. Böylelikle idarenin mali talepleri ebeveynlerce daha az tartışılır hale geliyor. 

Kısacası artık televizyon programları gibi okullarında bir reytingi var. İdareciler etkinlikleriyle bunu gözetmek zorundalar.

Modern toplumun televizyondan beklentisiyle okuldan beklentisi  birbirine çok yakın…

Bu nedenle eğitenden çok ‘eğlendiren’ okul tercih ediliyor…Bu tercihte, “O okulda daha çok sosyal aktivite var.” şeklinde özetleniyor.

Öğretmenler, idareciler ve okul aile birlikleri semtin en göz kamaştırıcı etkinliğini yapmak için adeta bir organizasyon firması gibi çalışıyor.

Gezi, tiyatro, sinema, yine gezi, müze, tören, gösteri, mezuniyet, tekrar gezi…

Yıl boyunca bu etkinliklerin yoğunluğu öyle artıyor ki çocukların eğitimine vakit kalmıyor…Ki bu da, PİSA  sonuçlarına aynıyla yansıyor.

Geçmişte en renkli günlerini “Yerli Malı Haftası”yla yaşayan mazbut ilkokullarımız geçirdiği evrim sonucu artık TV programlarıyla aşık atacak bir renkliliğe kavuşuyor ama sokrates’in “bilgi ve erdem” hedefi de rafa kalkıyor…

Eğitim sistemimizin hal-i pür  melalini yıllar önce bir stajyer öğrenciyle yaptığım kısa konuşmada daha iyi kavrama fırsatı bulmuştum.

Sordum : 10 küsur yıl okudun. İyi derecede matematik biliyor musun?

Hayır !

Fiziğin temel kanunlarını biliyor musun?

Hayır!

Ne dersin, imla hatası yapmadan bir kompozisyon yazabilir misin?

Hayır!

Kimya’da “Kütlenin Korunumu Yasası…”

Anlayamadım!

Ya, biyolojinin  temel kanunları…

Bilmiyorum! 

Nabi’den ya da Sümmani’den  bir beyit okuyabilir misin?

Sanmıyorum !

Nizamı Cedit nedir?

… !

Osmanlı Padişahlarının yarısını sayman mümkün mü?

Değil!

Okul sana kitap okuma alışkanlığı kazandırabildi mi?

Maalesef!

3 ayda 1 kitapta mı yok?

Hayır!

Hayatının geri kalan kısmında ne yapacağını biliyor musun?

Hayır!

Milli Eğitim Milli Eğlenceye Dönüşmemeli

Devasa eğitim makinesinin topluma sunduğu insan profilinin aşağı yukarı bu ölçülerde olduğundan kimsenin şüphesi olduğunu sanmıyorum. Eğitim konusunda ki eksiklerin dejenerasyon konusundaki yoğunluk yanında hafif kaldığına katılanlarınız olacaktır. Vals ya da Latin dansıyla “millîlik” ifadesinin aynı fotoğraf içinde bulunması marazi modernleşmemizin bir sonucudur. Bu ülkede yaşayan hiç kimsenin kapısında polis otolarının beklediği bir eğitim sistemi arzu ettiği kanaatinde değilim. Hükümete yöneltilecek eleştiriler yanında eğitim ile ilgili sahayı dejenere tiplere terk etmeyecek şekilde sorumlu davranarak müdahil olmanın ehemmiyetine inanıyorum. Bu anlamda aynı okul idaresi, okul aile birlikleri gibi vatandaşlarında sistem üzerinde belirleyici rol üstlenmelerinin, hayati bir fonksiyonu olacağını düşünüyorum.

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23