Koç kazandıkça, AK Parti düşmanlarını besliyor!

27 Nisan 2017 Perşembe

 

Düşünebiliyor musunuz..

Daha 10 gün önce..

Referandumdan önceki son mesai gününde..

14 Nisan 2017’de, Koç Holding’in Borsa İstanbul’daki değeri, 39.281.060.020 TL imiş.

Rakamlarla aramız iyi değildir..

Kısaca söyleyelim.. 39.2 milyar lira..

Eski para ile 39.2 katrilyon lira..

Referandumdan çıktık..

Tayyip Erdoğan ve bir avuç AK Partilinin canhıraş çalışmaları sonucunda..

“Evet” oyları kazandı..

Hemen ardından, Borsa İstanbul’da rekor üzerine rekor kırılmaya başlandı..

Neyin sayesinde?

Bahsettiğimiz Tayyip Erdoğan ve canını dişine takıp çalışan bir avuç AK Partili sayesinde..

Ve dün akşam açıklanan rakamlara göre, Koç Holding’in Borsa İstanbul’daki değeri ne oldu biliyor musunuz?

Tam tamına, 42.095.906.800 TL.

Yine kısaltarak söyleyelim..

42.1 milyar lira..

Yani eski para ile 42.1 katrilyon lira..

12 günde, Koç Holding’in Borsa İstanbul’daki değeri, 3.8 milyar lira (3.8 katrilyon lira) artmış..

Haydi yüzdeye de vuralım..

Nerede ise % 10!

Ohhh ne âlâ değil mi?

Ne güzel iş değil mi?

Kimsenin malında mülkünde gözümüz yok..

Türkiye’deki şirketlerin değerinin artmasından, gurur duyarız..

Değeri artan şirketler içinde rakı imalatçısı idi, faizli banka idi; onlara ihtirazi kaydımızı koymakla birlikte..

Helal üretim yapan tüm Türk şirketlerinin değerlerinin artmasından, siyasi görüşlerine bakmaksızın sevinç duyarız..

Ama çelişkileri de gözardı edemeyiz..

Bir gazete..

İnadına inadına, meşru hükümetin aleyhine yayınlar yapıyor, iftiralar atıyorsa..

Meşru hükümeti, ülkeyi yönetememekle suçluyorsa..

Halkın oyu ile cumhurbaşkanı olan siyasi lidere hemen her gün en ağır iftiraları atıyorsa..

Cumhurbaşkanlığı koltuğundan indirmek için, en edepsiz isnatları yapmaktan çekinmiyorsa..

Bu sebeple, genel yayın yönetmeni, casusluktan yargılanıyor duruma bile düşmüş ise..

Ve bugün, o genel yayın yönetmeni, yaptığı hainliğin hesabını vermemek için çareyi yurtdışına kaçmakta bulmuş ise..

Aynı gazetenin yöneticilerinin büyük çoğunluğu, meşru hükümete tuzak kurma, hainlik etme, iftira atma, illegal yollarla devirme girişimlerinde bulunma sebebi ile tutuklanmışlar ise..

Bir holding..

12 günde, 39.2 katrilyon liralık değerini, 42.1 katrilyon liraya çıkaran bir holding..

İnadına inadına..

O gazeteyi destekliyor..

İnadına inadına..

O gazeteyi reklama boğuyorsa..

Burda durup, biraz düşünmek gerekir..

Afedersiniz, siz neyin peşindesiniz?

Afedersiniz, siz halkı enayi mi sanıyorsunuz?

AK Parti’yi, aptal mı sanıyorsunuz?..

Cumhurbaşkanı’nın, tüm bu yaşanılanlardan, haberi olmadığını mı zannediyorsunuz?

Olayın bir ikinci boyutu daha var..

27 Mayıs 2013’te başlayan Gezi isyanında, Koç Holding hangi noktada durdu?

Koç Üniversitesi’nde imtihanların ertelenmesini..

İmtihana girmeyip, isyana katılmak için Taksim’e gidenleri, raporsuz telafi imtihanına almaları es geçelim..

Koç Üniversitesi mezuniyet törenine, aynı tarihlerde Mısır’da yapılan darbe girişiminin önemli isimlerinden birisini çağırıp, ona konuşma yaptırmayı es geçelim..

Gezi Parkı’nın hemen arkasındaki Divan Oteli’ni, Gezi’cilerin adeta bir sığınma merkezi gibi kullanmalarını nasıl unutacağız?..

Divan Oteli’nin altındaki, İSPARK’ın işlettiği söylenilen otoparkın..

Divan Oteli güvenlik amirinin talimatı ile, İSPARK görevlilerinin de devredışı bırakılarak, Gezi’cilerin kullanımına açılmasını, nasıl unutacağız?..

Her şeyi bir kenara bırakın..

Uluslararası tanınırlığı olan Divan Oteli’nin lobisinde, Gezi’cilerin ağırlandıklarını, telefonlarının şarjları için oteli kullandıklarını, otelin bahçesinde revir açıldığı gerçeğini, nasıl görmezden geleceğiz.

Veee.. 22 Mayıs 2013’teki Borsa İstanbul’un değeri, 4 sene sonra, bugün daha yeni yakalanıyor, bir miktar üzerine çıkılarak, rekor kırılıyor..

Gezi’cilere rağmen..

Gezi’cilere o tarihte otelinin lobisini açan Koç Holding’e rağmen..

Ama gelin görün ki..

Dolaylı da olsa, kendi aleyhine de bir teşebbüse destek veren Koç Holding, desteklediği kesimin başarılı olamaması sebebi ile..

Şimdi kazancına kazanç katıyor..

Zirveleri yeni rekorlarla tahkim ediyor..

Daha da ilgincini söyleyeyim.

Divan Oteli’ndeki Gezi’cilerin lobide dinlenmeleri ile ilgili o absürt durumu yazdığımız için..

Koç Holding ve Koç ailesi, gazetemize yüz binlerce liralık onlarca tazminat davası açtı..

Hatta ilk aylarda karara çıkan davalardan bir kısmını, kazandı bile..

O dosyaların tamamını, Yargıtay’a, temyize yolladık.. Neticesini bekliyoruz..

Birazcık adaleti olan hakimlerin baktıkları davalarda ise, deliller toplanmadan karar verilmediği için..

Deliller toplandığında da, gerçekler ayan beyan ortaya çıktığı için..

Artık lehimize kararlar çıkıyor ama..

Yaşadığımız çelişkiye de, bakıp bakıp gülüyoruz..

Ne dersiniz, 1 Mayıs’ta bizler de, Bakırköy’e gidelim mi?

Madem ki DİSK öncülüğündeki işçi sendikaları, Taksim’de 1 Mayıs’ı kutlama inadından, güvenlik ikazları sebebi ile vazgeçmişler..

Duyarlılık göstermişler..

Muhafazakar kesimin de, bu duyarlılığa destek vermesi gerekmez mi?

Bu anlamda soruyorum, “1 Mayıs’a, Bakırköy’e, destek için gitmemiz gerekmez mi?”

Öyle ya..

Eski yıllardaki kör inat sürdürülseydi..

Onlarca insan yaralansa, hatta belki (Allah korusun) insanlarımız ölse idi..

İşyerlerine zarar verilseydi..

Polislerimiz yaralansaydı..

Kim sevinecekti?

Türkiye düşmanlarından başka..

Madem o kör inattan vazgeçilmiş..

Bu vazgeçmenin bir “katılım-alkış”la destek bulması gerekmez mi?

 

YORUM YAZ