Nitelikli öğretmen hangi problemi çözemez?

02 Kasım 2017 Perşembe

Eğitim dünyası bugünlerde her zamankinden çok dertli. Kimileri; öğretmenlerin öğrenci, veli, öğretmenler, idareciler tarafından değerlendirilecek olmasından şikâyetçi.

Kimi, Yüksek Öğretim Kurumları Sınavını (YKS) tartışıyor, eleştiriyor, yerden yere vuruyor.

Kimi, TEOG yerine gelecek sistemin açıklanmamış olmasından mustarip.

İyimser, inançlı, pozitif, tecrübeli, gönül zengini bir meslektaşla sohbet etme fırsatı buldum. Eğitimin sorunlarını konuşmaya başladık. 

Oldum olası şikâyet dinlemekten hoşlanmam. Hele eğitimcilerin eğitimin problemlerinden şikâyet etmesi yok mu? 

Sorunları çözecek olanların şikâyet etmesi kadar abes bir şey yok.

Tecrübeli meslektaşım çay ısmarladı. 

Teşekkür ettim, okula erken gelmişti, sebebini sordum.

“Günlük eğitim çarkı dönerken bazı işlere vakit bulamıyorum. Erken gelip onları hallediyorum” dedi. 

Okul müdürü idi, kapısı açıktı.

Kapıya işaret ederek:

“Benim kapı hiç kapanmaz. Herkese açıktır. Önemli olan gönül kapımızın açık olması. Bazen öğrenciler zamansız dalar, bazen yerli yersiz şikâyetlerle gelirler, bazen arkadaşlarını şikâyet ederler… Konuşarak onlara edebi, ahlakı, nezaketi öğretmeye çalışırım. Sonraki gelişlerinde daha nezaketli davranırlar.”

- Öğrenciler sizi yorar mı?

Masaya eğildi, önündeki kitabın yerini değiştirdi, devam etti:

- İşimiz çocukların eğitimi. Onlar beni yormaz. İşin en zevkli tarafı onlarla uğraşmak, beni başka şeyler yorar. İşinden şikâyet edenlerle uğraşmak daha yorucu.

- Davranış bozukluğu olan öğrencilerinizden şikâyetiniz yok.

- Çocuk beni duy demek ister. Ben önemliyim, benimle ilgilen, bana değer ver demek ister. Bu duygusunu bazen yanlış metotlarla ifade eder, bazen yaramazlık yaparak dikkat çekmek ister. Önemli olan onları anlamak. Çığlık isimli bir romanınızı okumuştum. Başörtüsü ile okula alınmayan imam hatip öğrencilerini anlatıyordunuz. 

- Kâbus dolu günlerdi, 28 Şubat süreci…

- Öğrencileriniz sesimizi duyun diyorlardı. Problemleri vardı ve problem çıkaranları protesto ediyorlardı. Mesele bu. Çocukları duymak, onları dinlemek ve onlara değer vermek…

Bir yazarı dinlemiştim. Şöyle bir şey anlatmıştı:

“Anne olarak mutfakta yemek yapıyorsunuz. Çocuğunuz geldi, eteğinizi çekiştirdi, bir şey anlatmaya başladı veya bir şey istedi. Eğer şimdi yemek yapıyorum, git başımdan derseniz onu anlamamış olursunuz. İyi bir anne yemeği bırakır çocuğu dinler, onu kucağına alır ve yavrum ne istiyorsun, der. 

Eşyalarımız, yemekler, maddi şeyler çocuklarımızın gönlünü kazanmaktan daha önemli olmamalı.

 - Çok önemli bir tespit. Madde, mananın önüne geçmemeli. Çocuklarımız eşyadan daha değerli olmalı. 

 - Dantel ören anneler vardır. Onları ütüler, sehpalara ve masalara sererler. Kirlenince yıkar, ütüler, yine sererler. Dantel örmek bir sanat. Çocuğun gönlüne girmek daha önemli bir sanat. Çocuklarımıza dantel örmeyi öğretiyoruz ama anne ve baba olunca çocuklarının gönlüne girme sanatını öğretmeyi ihmal ediyoruz. Sonra da evlatlar hayırsız çıktı, yeni nesil saygısız falan diyoruz.

Meslektaşımın çocuk algısı çok hoşuma gitti. Eğitimi sanat olarak nitelemesi fevkalade bir şey. 

- Güzel ve iyimser bir bakış açınız var, dedim. 

- Çalışan annelere zaman zaman söylüyorum. Niçin çalışıyorsunuz? Geçim dünyası, evin ekonomisine katkı, diyorlar. Para kazanıyorlar, biriktiriyorlar. Bu arada çocuklarla ilgilenmeye vakit bulamıyorlar. Çocuklar büyüyor ve yuvadan uçuyor. Sevgisiz ve ilgisiz büyüdükleri için eve bağlılık hissetmiyorlar. Böyle annelere şunu söylüyorum:

“Kazandığınızı harcayacağınız yavrularınız olmayacaksa neden kazanıyorsunuz?”

Ekonomi maneviyatın önüne geçmemeli. Çocuklarımızın karnını doyurduğumuz gibi kalbini de sevgiyle, ruhunu maneviyat ve inançla beslemeliyiz.

Yuvayı dişi kuş yaparlar, derler. 

- Problemli öğrencilerle karşılaştığınızda nasıl davranırsınız?

- Okulumuzda parola şu: Hiddet, şiddet, hakaret yok. Çocukları dinleriz, anlatırız, birlikte çözüm bulmaya çalışırız.

- Öğretmenlerin performans karnesi değerlendirilirken müdürlerle problemler yaşandı. Bazıları mahkemelik oldu. Öğretmen performansının ölçülmesi lazım. Yıllardır suyu getirenle testiyi kırana aynı maaş veriliyor. 

Meslektaşım gülümsedi:

- Öğretmenlerimizin performansını da kendileri ile birlikte değerlendirdik. Birçoğu öz eleştiride bulundu, yetersiz oldukları yönlerini geliştirmeye karar verdiler, bir kısmı da sizin adaletinize güveniyoruz, dediler. Problem çıkmadı.

Eğitimin problemlerini eğitimciler çözer. 

Alanının bilen, nitelikli, mesleğini fedakârlıkla sürdüren, öğrencilerini seven ve işini ibadet duygusu ile yapan öğretmenle hangi problem çözülemez?

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, kendisinden önceki bakanların yapmadığını yapmalı ve her şeyi bırakıp nitelikli öğretmen yetiştirme programı hazırlamalı.

 

  • ahmet talhaahmet talha16 gün önce
    toplumda aile yapısı bozuldu.saygı kalmadı.sadece öğretmeni suçlayarak kendinizi kandırmayın.