Müjde haberleri: Kudüs, Chopin yerine Itri, Necip Fazıl

21 Aralık 2017 Perşembe

Bizim yaşta olanlar hatırlar, 1969 yılında İslam İşbirliği Teşkilatı, Fas’ta ilk defa toplandığında Türkiye’yi Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil temsil etmişti. Türkiye İslam Birliği Teşkilatı’na katılsın mı katılmasın mı diye akla ziyan tartışmalar yapılmıştı. Türkiye’yi yönetenler, biz İslam ülkesiyiz, diyemiyorlardı. Ağızlarda laiklik sakızı çiğneniyor, İslam ülkeleri ile aramıza duvarlar örülüyordu. Bin yıl İslam’ın bayraktarlığını yapan bir milleti yönetenler “İslam ülkesi” olmaktan korkuyorlardı.

Zamanla su mecrasını buldu, Türkiye İslam İşbirliği Teşkilatı dönem başkanı oldu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, teşkilatı asırlarca İslam Birliği’ni kuran Osmanlı’nın başşehri olan İstanbul’da topladı, üstelik Kudüs gibi bütün Müslümanları birleştiren bir konu etrafında. ABD-İsrail’e karşı restleşme niteliğinde karar alındı. Kudüs, Filistin Devleti’nin başşehri ilan edildi.

Kudüs, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v) Miraç gecesi namaz kıldığı şehirdir. 637 yılında Hicretten 15 yıl sonra, Hz. Ömer (r.a) tarafından fethedildi, o gün bugün bir İslam şehridir. Haçlı seferleri sırasında kısa süre işgal edilse de Yavuz Sultan Selim’in fethinden itibaren de Osmanlı toprağı olmuştur. 1948’de kurulan İsrail işgal devleti Kudüs’ü Müslümanlardan temizlemek istiyor, dahası arz-ı mevud tabir edilen vaadedilmiş topraklarda Nil’den Fırat’a büyük İsrail devletini kurmak istiyor. Amerika arkasında, bu zulüm ve işgal devletini kayıtsız şartsız destekliyor, Avrupa ülkeleri İsrail’in her politikasını desteklemeseler de çeşitli şekillerde İsrail’e yardım ediyorlar.

Önemli olan Müslümanlar ve onların atacağı adımlar. 1.7 milyar insanın oluşturduğu İslam dünyası bir ve beraber olmalı. Kudüs davası bizi birleştirmeli. Müslümanlar, Kur’an’ın “Kardeş olun!” emrine sımsıkı sarılırsa 8.5 milyonluk İsrail’in tozunu havaya savururlar. 

Allah’ın rahmeti cemaat üzerinedir. İsrail ve Siyonistler güçlü değil, İslam dünyası dağınık. Kur’an, Müslümanlar kardeştir, buyurur. Tek Allah’a ve Kur’an’a inanan, aynı kıbleye dönen, gönülleri Hz. Muhammed (s.a.v) aşkıyla çarpan Müslümanlar, eninde sonunda birleşecek ve Kudüs’teki Siyonist zulmüne son verecekler. 

Aziz Peygamberimiz (s.a.v), küfür devam eder, zulüm devam etmez, buyurur. İsrail, her gün cinayet işliyor, masum insanları öldürüyor, katliam yapıyor. Bu cinayetlerin ilanihaye devam etmesi mümkün değildir. Müslümanlar Kudüs davası etrafında birleşmeli ve tek vücut olmalı. 

İslam İşbirliği Teşkilatı’nın İstanbul’daki toplantısı, İslam Birliği adına atılmış çok önemli bir adım, Müslümanlar İttihad-ı İslam’ı kurana kadar canla başla çalışmalılar. 

NECİP FAZIL ÖDÜLLERİNİN ANLAMI

Geçen hafta bizi sevindiren önemli bir haber de Necip Fazıl ödüllerinin dağıtılması oldu. Ödül törenine Necip Fazıl’ın şiirlerini çok iyi okuyan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da katıldı.

Büyük dava adamı, dâhi şair Necip Fazıl, Müslüman Anadolu insanını,

“Vicdan azabına eş kayna, kayna Sakarya!

Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!..” olarak tasvir etmişti. 

Necip Fazıl’ın eserlerinden beslenen nesil Türkiye’de iktidarı devraldı, Anadolu insanı öz yurdunda parya olmaktan kurtuldu. Bugünlere gelmek kolay olmadı, uzun yıllar büyük mücadeleler verildi. 

İktidara gelmek zordur, iktidarda kalmak daha zordur. Müslümanlar adaletli, basiretli, çalışkan, merhametli ve maharetli olmak zorundadırlar. İktidar güç demektir, güçlü olmazsanız kaybedersiniz. 

Müslümanlar, ilim ve teknolojiye, ekonomik kalkınmaya önem vermeli.

İdealist, maharetli ve ahlaklı nesiller yetiştirmek için çaba sarf etmeli.

Rahmetli Necip Fazıl, Batı taklitçisi iktidar ve yarım aydınlarla çok mücadele etti. Büyük Doğu nesli yetiştirmek için canla başla çalıştı, asla ümidini yitirmedi:

Tohum saç, bitmezse toprak utansın,

Hedefe varmayan mızrak utansın!” diyerek yoluna devam etti. 

Ümitsizliğe düştüğümüzde onun mısralarını tekrarladık:

“Sanma ki kalır bu tekerlek tümsekte,

Yarın elbet bizim elbet bizimdir.

Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir.”

Bugün onun eserlerini okuyanlar, onun adına ödüller veriyorlar. Toprağa saçılan tohumlar ağaç oldu, meyveye durdu.

SİVİL İKTİDARLARIN KÂBUSU ÖZEL HARPÇİLER

Beni sevindiren bir başka konu da yıllarca ABD’de “özel harp eğitimi” alan zihni devşirilmiş subayların ordudaki saltanatının bitmiş olmasıdır. 15 Temmuz gecesi “Diriliş Destanı” yazan milletimiz darbeci zihniyeti ordudan temizledi. Kurmay subayların % 60’ı darbeci olduğu için ordudan atıldı. Bu rakam 15 Temmuz felaketinden nasıl bir saadet çıktığını gösterir.

Ordu içindeki “darbeci örgütlenmeler” halkın seçtiği sivil iktidarların yıllar yılı kâbusu oldu. AMERİKA’nın sırtını sıvazladığı darbeciler, halkın seçtiği sivil iktidarları devirdiler, seçime gidilip demokratikleşme sağlandığı dönemlerde de Amerika çıkarları doğrultusunda iktidarları “tehdit” ettiler.

Milli Savunma Bakanı genelge yayınlamış, sofra duasında “Allah’ımıza hamdolsun!” denecekmiş. Bu, çok önemli. Siviller, orduya hükmedebiliyor demektir.

Şehit törenlerinde Chopin marşı yerine Itri’nin bestesi çalınacakmış. 

Çok şükür, şehitlerimizi bayramlarda milletimizin aldığı tekbirlerle uğurlayacağız.

Millet aslına döndü, su yatağına kavuştu. Bin yıl İslam’a bayraktarlık yapan milletimiz İslam ile kavga eden iktidarlardan kurtuldu. 

Bugüne kadar İslam olmak için mücadele verenler, bundan sonra İslam kalmak için mücadele etmek zorunda. Nimet şükür görmezse devam etmez.

Beyin Vitamini: Bu güne kadar 15 baskı yapan ve 15 Temmuz gecesi yazılan destanı anlatan 15 Temmuz Diriliş Destanı romanımı henüz okumamış olan aziz okuyucularıma tavsiye ederim. (www.binbirhece.com; www.kitapyurdu.com)

 

  • Burak ASLANBurak ASLAN1 ay önce
    Keşke sözcüğünü hic sevmem ve kullanırken zorlanırım ama keşke ''Yeni Nesil'' sizin bahsettiğiniz gibi olsa. Galiba siz farklı bir ülkede yaşıyorsunuz ya da sadece çevrenizdeki gençleri yazmışsınız. Maalesef yeni nesil kayıp, yeni nesil bitik.