• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Türkçeleşmiş Türkçe

19 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Ahmet

ABDULLAH KARDEŞE 3... Değerli kardeşim, son yazdığınızı görünce kaldırabileceğinizden fazlasını yüklediğimi düşündüm. Özür dilerim.
  • 3 Yıl Önce

Türk

“Bugünden sonra hiç kimse sarayda, divanda, meclislerde ve seyranda Türk dilinden başka dil kullanmaya.” Karamanoğlu Mehmet Bey.
  • 3 Yıl Önce

Ahmet

Kardeş o iş öyle değil. 1-Karamanoğlu'na ait gösterdiğiniz sözde bile saray, divan, meclis, seyran kelimeleri Türkçe kökenli değil. Demek ki Karamanoğlu Mehmet Bey'in Türkçe dediği şey günümüzün öz Türkçe devrimcilerinin anladığı şey değil. Hemen belirteyim Karamanoğlu Mehmet Bey'in Türkçe anlayışı doğrudur. 2-Karamanoğlu'nun böyle bir ferman verip vermediği kesin değildir. Hatta bu alanda en iyi uzmanlar böyle bir ferman vermedi diyor. MURAT BARDAKÇI'NIN MEVZU İLE ALAKALI YAZISINI SUNUYORUM. Habertürk Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Keşfet Murat Bardakçı Giriş: 14.05.2020 - 10:44 Giriş: 14.05.2020 - 10:44 "Türkçe fermanı" hakikaten Karamanoğlu Mehmed Bey'e mi ait? Karamanoğlu Mehmed Bey’in 13 Mayıs 1277’de “Bugünden sonra hiç kimse divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste ve meydanda Türkçe’den başka dil konuşmayacak” buyuran bir ferman çıkartıp Türkçe’yi “devlet dili” ilân ettiği söylenir ve her 13 Mayıs, senelerden buyana “dil bayramı” olarak kutlanır. Dün bu bayramın 743. yıldönümüydü, devlet büyükleri mesajlar yayınladılar ve Mehmed Bey’in Alanya’ya yeni dikilen heykelinin de açılışı yapıldı… Türkoloji’nin büyük isimlerinden olan rahmetli Prof. Şinasi Tekin’e, Karamanoğlu Mehmed Bey’e atfedilen ferman hakkında 1990’ların ortalarında birşeyler sormuştum. Hoca “O iş pek öyle söylendiği gibi değildir…” demiş, sonra “Devrin kaynaklarında teferruatı tam olarak verilmese bile böyle bir fermandan bahsediliyor ama Mehmed Bey fermanın neşredildiği tarihte henüz ferman verecek mevkide değildir. Üstelik fermanın veriliş sebebi başkadır. Türkçe’yi öne çıkartıp resmî dil yapmak gibi bir heves o asırda sözkonusu olamazdı. Mesele, bürokrasideki İranlı kâtiplerdi. Kâtipler herşeyi Farsça yazıyorlardı ama sadece sıradan halk değil, beylerin çoğu Farsça bilmezdi, devletin başındakiler Farsça ve İlhanlı sistemi ile tutulan vergi kayıtlarını anlamakta zorlanır, maliyenin vaziyetini kayıtlar Türkçe’ye tercüme edildiğinde öğrenebilirlerdi. Fermanın verilme sebebi işte budur, yani hem hesaplara sahip çıkmak, hem de anlamadıkları bir dil vasıtası ile kendilerinden gizli işler çevrilmesine mâni olabilmek” diye uzun uzun anlatmıştı… Anadolu’nun, özellikle de Konya ile Karaman’ın o devirdeki Türk sâkinlerinin İran taraflarından at üzerinde gelmiş Türkmenler olduğunu ve sadece Türkçe bildiklerini düşündüğünüz takdirde, Şinasi Hoca’nın söylediklerini daha iyi anlayabilirsiniz… KAYNAKLARDA İSİM GEÇMİYOR! Derken aradan birkaç sene geçti ve Türk Tarih Kurumu’nun akademik dergisi “Belleten”in 2000 yılının Nisan’ında çıkan 239. sayısında, Selçuklu tarihçiliğinin son önemli hocalarından birinin, Prof. Dr. Erdoğan Merçil’in 1998’de Viyana’da toplanan bir kongreye tebliğ olarak sunduğu “Türkiye Selçukluları Devrinde Türkçe’nin Resmî Dil Olmasını Kim Kabul Etti?” başlıklı gayet enteresan bir yazısı yayınlandı. Prof. Merçil, 13 Mayıs tarihini 1918’de Prof. Fuad Köprülü’nün ortaya attığını söyledikten sonra ferman meselesinin Selçuklu dönemi kaynaklarında nasıl geçtiğini uzun uzun anlatıyor ve mâlûm fermanın Karamanoğlu Mehmed Bey tarafından verilmesinin mümkün olmadığını söylüyordu. Kaynaklarda bu konuda yazılanları burada nakletmeme gerek yok; merak duyanlar internete girer ve sözünü ettiğim makaleyi Tarih Kurumu’nun sitesinden hemen indirebilirler… Şimdi, Prof. Erdoğan Merçil’in vardığı neticeyi biraz daha ayrıntılı şekilde nakledeyim: Merçil, asırlar öncesinin kaynaklarının fermandan bahsettiklerini ama kararı Karamanoğlu Mehmed Bey’in değil, Konya’da toplanan ve bir çeşit “hükümet” demek olan “Selçuklu Divanı”nın verdiğini, zaten Mehmed Bey’in o günlerde henüz vezir olmadığını ve vezaret makamına birkaç gün sonra getirildiğini anlatıyor… Yani fermanın mevcudiyeti doğru ama sahibi tartışmalı! Karamanlılar’dan hiddetlenmemelerini rica ederek söyleyeceğim: Selçuklu dönemi alanının şu andaki en büyük üstadlarından olan Prof. Merçil’in vardığı neticenin artık dikkate alınması şarttır ve Karamanoğlu Mehmed Bey’in ferman mevzuundaki yeri, yapılacak yeni araştırmaların neticesinde ciddî şekilde tekrar değerlendirilmelidir! TÜRKÇE, OSMANLI DEVRİNDE RESMÎ DİL OLDU Unutmamamız gereken bir husus daha var: Selçuklular geçmişte parlak medeniyetler kurmuş olan Türk devletlerinden biridir ama bu devletin resmî dili Farsça’dır, hattâ Anadolu Beylikleri’nden bugüne ulaşabilen tek-tük belgeler de Türkçe değildir, çoğu Farsça ve az bir kısmı da Arapça ile yazılmışlardır! Ortadoğu’da Türkçe’yi resmî dil yapan ilk devlet, Osmanlılardır! İkide bir ortalığa dökülme meraklılarının “Osmanlı Türkçe bilmezdi, sarayda Türkçe değil Farsça konuşulurdu, zaten ‘Osmanlıca’ dedikleri de Türkçe değil, Arapça ve Farsça kırması tuhaf bir dildi” gibisinden gevelemelerine inanmayın! Osmanlı Devleti tâââ 14. asırdan itibaren bütün yazışmalarını sonradan yer yer ağdalı da olsa sadece Türkçe yapmış ve bir devletin millî kimliğinin en önemli unsurlarının başında gelen askerî dil, yani orduda konuşulan lisan her zaman Türkçe olmuştur! Sırası gelmişken, yere-göğe koyamadığımız Karamanoğlu Mehmed Bey’e karşı işlediğimiz büyük bir kabahatten, bir ayıbımızdan da bahsedeyim: Hani “Güzel Türkçemiz”, “anadilimiz”, “Karamanoğlu Mehmed Bey’in büyük hizmeti”, vesaire gibisinden kavramlara pek meraklıyız ve her 13 Mayıs geldiğinde bu sözleri daha bir çoşarak sarfederiz ya… Karamanoğlu Mehmed Bey’in 1993’de Karaman’a heykeli dikilmişti, heykel seneler sonra Karaman’da başka bir yere nakledildi ve Türkçe’yi resmî dil ilân ettiğine inanılan kişinin heykelinin ilk dikilişinde Türkçe’nin nasıl katledilmiş olduğu da nakil sırasında farkedildi! Burada heykelin eski ve yeni yerlerinde çekilmiş fotoğrafları yeralıyor… İlk fotoğrafta Mehmed Bey’in elinde görünen meşhur fermanın üzerindeki imlâ facialarına bakın! Satır sonlarında yapılan hataların, “da” eklerinin yazılışının ve “t” ile “k” çorbasının rezaletine! Bu sıra sıra hatâ seneler sonra, heykel başka yere taşınırken farkedilip düzeltilmiş! “Türkçe konuşun!” diyen fermanın verilmesinin üzerinden yedi asır geçmiş ama bu dili doğru dürüst yazmayı maalesef hâlâ öğrenememişiz!

Recep

Bu yazınızda en az 10 tane imla hatası var. Türk Dil Kurumh'nun yeni baskı Türkçe sözlüğünü edinin derim.
  • 3 Yıl Önce

çamlı

tahribatın meyveleri, okudugunu anlayamayan, yorum yapmış gibi şu on tane.de kaç adet var, işte dil yâresi
  • 3 Yıl Önce

Ahmet

ABDULLAH KARDEŞE-2 Yine öyle değil kardeş. "Türkçesi olmayan kelime için isteyen istediğini kullanır, ister İngilizce kullan ister Arapça, kimseye karışamazsın." Öyle değil dememe izin veriniz. Bir kelimenin Türkçesi yoksa bakacağız. Onun yerine kullanılan yerleşmiş bir kelime var mı? Varsa o kelime ister Arapça ister Farsça isterse İngilizce olsun, onu kullanmalıyız. Mesela "televizyon" yeni bir alet olduğu için bunun Türkçesi yoktu. Sonra elimizi çabuk tutup Türkçe bir karşılık bulup yerleştiremedik. Televizyon dilimize yerleşti. Şimdi bu kelimenin Türkçesi yok. Biz ne yapacağız? Yerleşmiş olan bir kelime varsa onu kullanacağız. Hangisi yerleşmiş? Televizyon... Tamam, televizyonu kullanacağız. Herkesin birbirini anlaması için böyle olmak zorunda. Birisi çıkıp kimsenin anlamadığı Arapça bir kelimeyi getirip "Ben bunu kullanacağım" dememeli. O zaman kimsenin kendisini anlamamasını da kabul edecek bu adam. Mesela bir odanın hava ve aydınlık alması için dışarı açılan deliklerini karşılayacak Türkçe bir kelime yok. Şimdi bakacağız. Bunu karşılayan yerleşmiş bir kelime var mı? Aa, var. Çook eskilerde bunu karşılamak için "pencere" kelimesini Farçadan almış atalarımız... Belki bin yıldır kullanıldığı için de tam yerleşmiş. Bu durumda bu anlamı karşılamak için hepimiz "pencere" kelimesini kullanmalıyız. Anlaşmak için bu şart. "Madem Türkçesi yok ben de istediğim dilden kullanırım." diyerek mesela bunun İngilizcesi olan "window"u kullanırım diyemezsin. Dersen toplum tarafından gülünç bulunmayı ve anlaşılmamayı kabul etmelisin. Bilmem anlatabildim mi sevgili kardeşim.
  • 3 Yıl Önce

çamlı

okuduğunu tekrsr, tekrar oku sinra yazarsın

Abdullah

Hayır anlatamadın yine. Eğer window kelimesini kullanmaya başlarsam çevremdeki insanlar zamanla bu kelimenin pencere olduğunu anlayacak. Tüm kelimeler bu şekilde yerleşir. Bundan 20 sene sonra pencere yerine window demeye başalayabiliriz. Hangi kelimenin yerleşik olacağına toplum karar verir, birçok yerleşik kelime zamanla değişti. Değişmeyecek tek bir yabancı kelime yok Türkçede.

Ahmet

ABDULLAH KARDEŞE... Değerli kardeşim, mesele Arapça-İngilizce meselesi değil yerleşmiş-yerleşmemiş meselesidir. İngilizcesi yerleştiyse, yani millet İngilizce bir kelimeyi bir şekilde benimsemiş ve artık herkesin anlayacağı hale geldiyse bunu da kabul etmekten başka çare yok. Yapılacak iş erken davranıp Türkçesini bulup yerleştirmekti. İş işten geçtikten sonra halka kabul de ettiremezsiniz. Mesela televizyon kelimesi artık yerleşmiştir, bunun Arapçasını bulup onu kullanalım demiyoruz. Türkçesini uydursak o da tutunamaz. Çünkü halk bunu böylece kabul etmiştir. Ama bakınız "computer" kelimesinde uyanık davranabilmişiz ve "bilgisayar" kelimesini bularak halk arasında yaymayı başarmışız. Artık "computer"i tutturmak isteseniz o da tutmaz ve güzel olmuştur. Yine bir güzellik hatırlatayım. Eğer erken davranıp "buzdolabı" kelimesini bulamasaydık bugün halkımız büyük ihtimalle "refrigerator" diyecekti o eşyaya. Buzdolabı ne güzel olmuştur. Ama futbol, voleybol, aut, basketbol, frikik, taç (touch), gol (goal), trampon, ofsayt... öylece duruyor ve kimse de itiraz etmiyor, herkes Türkçe zannederek kullanıyor. Artık yerleştikten sonra değiştirmek neredeyse mümkün olmuyor. Görüldüğü gibi derdimiz şu Arapça, şu İngilizce... değil, yerleşmişlik, yani halkın anlaması ve kullanmasıdır.
  • 3 Yıl Önce

Abdullah

Benim dediğim Türkçesi olmayan kelimelerin İnglizcesini kullananlara, Arapçasını kullan diyen artistlere. Türkçesi olmayan kelime için isteyen istedğini kullanır, ister İngilizce kullan ister Arapça, kimseye karışamazsın.

Ahmet

İLHAMİ KARDEŞE... Cümleyi yanlış anlamışsınız kardeş. İçinde Arapça ve Farsça kökenli kelime olmayan liste değil; Arapça, Farsça, Yunanca, Fransızca, İngilizce, İtalyanca kökenli kelimelerin bulunduğu bir liste diyor. Bakınız cümle şöyle: "sâdece Arapça ve Farsça kökenli (yâni kimilerine göre Osmanlıca) değil, Yunanca, Fransızca, İngilizce, İtalyanca kökenliler de var içinde" Bu ne demek? Listemizin içinde sadece Arapça ve Farsça kökenli kelimeler yok (Bunlar da var ama sadece bunlar değil) ek olarak Yunanca, Fransızca, İngilizce, İtalyanca kökenli kelimeler de var. Dolayısıyla "namaz" gibi Farça kökenli bir kelimenin bulunması da verilen bilgiye aykırı düşmez. Nitekim listedeki pencere ve para da Farsça kökenlidir. Kitap, tespih, kalem, sayfa, vilayet, siyaset, şehir, istikamet de Arapça kökenli. Yani verilen bilgi ile bir tenakuz yoktur sevgili kardeşim.
  • 3 Yıl Önce

TÜRK,SELÇÜKLU,VE OSMANLI TORUNLARIYIZ

SAYIN HOCAM LÜTFEN DİN VE DİL KONULARDA TARTIŞMAYALIM VE BU KONULARI YAZMIYALIM BİKERETÜRKİYE LAİK YANİ DİNSİZ BİR ANAYASAMIZ VE KANUNLARIMIZ VARMI VAR, 15000 YILLIK BİR DİLİ BİR GECEDE İÇKİ MASASINDA DEĞİŞTİMİ DEĞİŞTİ, BU DİL KONUSU 1800 ORTALARINDA ÇOK TARTIŞILDI BUNU ORTAYA ATAN KİMLER YAHUDİLERİN KURMUŞ OLDUĞU İTTİHAT TARAKİ CEMAATI AMAÇLARI İSLAM DİNİNİ TÜRK MİLLETİNİN RUHUNDAN VE KALBINDEN SÖKÜP ATMAKBUNU SİTEYEN İNGİLİZLER, DİĞER TARAF ILIMLI TARAF DEYOR İÇLERİNDE NAMIK KEMAL VAR HAYIR EFENDİM BİN YILLIK YAZILARIMIZ VE MEDENİYETİMİZ NE OLACAK YABANCI KELİMELERİN YERİNE TÜRKÇE YAPALIM,, AMA KARŞI TARAF AĞIR BASMIŞ, KONU SÜRÜP GİDİYOR BURADA MÜHİM OLAN ATEŞ YAKTILAR ORTAYA ATTILAR BU TA KONUYU SELANİKLİ KAMAL BİR GECEDE İŞ ETTİ BİTTİ, SİZLERE BİR ÖRNEK VEREYİM DİL KONUSUNDA*** BEN BİR KERKÜKLÜ TÜRKMEN OLARAK 1976 MİMARLIK BÖLÜMÜNDE OKUDUM MİMARLIK KOMNİSTLERİN ELİNDE MİMARLIK KİTAPLAR YENİ TÜRKÇE YAZILMIŞ HOCALAR YENİ TÜRKÇE DİLİ KONUŞUYOR ** OLASILIK ,, SÜREÇ,,DAHA BİR ÇOK KELİMELERİ BİLMEDİĞİM İÇİN KONUYU ANLAMIYORDUM YANİ HOCAYI HİÇ ANLAMIYORUM KİTPLARI OKUYORUM ANLAMIYORUM,, ALLAHTAN MİMARLIK HEP TASARIM PROJE İYİ GİDİYOR AMA 5 DERSİMİZ MİMARLİK TARİHİ,JOLOJİ GİBİ DERSLER BUNLARIDA KOPYA İLE GEÇTİM ZATEN HOCALAR MİMARLİK OLDUĞU İÇİN GÖZ YUMUYORLARDI,,OKUL BİTTİ,,, İKİNCİ ÖRNEK TÜRKİYE DİL KONUSUNDA HEM KENDİ MİLLETİNE ZARAR VERİYOR HEMDE KOMSU OLAN ORADA YAŞIYAN TÜRKMENLERE TV KANALLAR SAYESİNDE HEM DİL HEM AHLAK YÖNÜNDEN GENELLİKLE KERKÜK,,HALEP ŞEHİRLERİ BİR ÖRNEK*** AMA 5 AY ÖNCE KERKÜKÜN BİR UCRA KÖYÖNE GİTTİM YENİCE KÖYÜNE HALA ESKİ OSMANLICA KONUŞUYORLAR NEDEN TV VE İNTERNET YOK DİYE ETKİLENMEMİŞER ,, HATA ONLARA DEDİM DÜNYANIN EN MUTLU İNSNLARI SİZLERSİNİ,, İYİ Kİ TV ÇEKMİYOR,,YOKSA SİZLERİNDE DİLİNİZ VE ÇOCUKLARIN AHLAKI DEĞİŞMİŞTİ ADEP VE TERBİYEDEN YOKSUN OLMUŞLARDI,,,İŞTE İSLAMI VE TÜRKLÜĞÜ BÖYLE PARÇALAR İNGİLİZLER BİZLERDE ONLARIN BOYUN HALA BÜKÜK,,, SELAM VE DUA İLE,,,
  • 3 Yıl Önce

Yusuf Han Kara

İçimize cebren "yerleştirilen" yabancı uyruklukarı bir tanıyabilsek mesele kalmayacak aslında.
  • 3 Yıl Önce

Abdullah

Arapça kelimeyi kullanmayı sorun etmeyenler İngilizce kelimeler için konuşma hakkına sahip değildir. Kelimenin ya Türkçesini söyleyin ya da kelimenin İnglizcesini söyleyene Arapçası daha iyidir diyerek artistlik yapmayın.
  • 3 Yıl Önce

sana denecek söz

anlayıncaya kadar oku. Çamlı

İ Tuncer

Allah razı olsun.
  • 3 Yıl Önce

Ilhami

Yanlis bilgi var. Mesela araucaria ve farsca olmayan liste demis yazar, o liste de "namaz" var, ama etimoloji arastirmasi yaptigimizda, farsça çikiyor. Bu nedir şimdi ? Farsca degilse nedir ?
  • 3 Yıl Önce

ilhamiye

siz de yanlış bilgi var:başında'sadece'var

sayın a.t.çelen

ilkin dil şuuru aşılamak lazım.türkçesi varsa canlandıralım.avukat yerine çeneli gibi.yabancı kelime(sözcük)şeffaf değil.içi görünmediği için yanlış kullanılmaya teşne.yabancı kelimenin yayılması türkçesine göre uzun sürer.s(i)tresi hiç duymayan bilmeyen insanlar var.ilaçların içinin kağıtları(p[u]rospektüs.köylülerin1kısmı içinin kağıdı1kısmı reçete der)nda ne yazdığını hiç1hekim&eczacı tam bilemez ama maalesef biliyor görünür.dene[me]y(tecrübe)le ispatlanmıştır.yani konuşmada,metinde yabancı kelime artarsa anlaşılma düşer,yanlış anlaşılma yükselir.yabancı kelime kullananlar hitap ettiklerinin kelimeyi bildiklerinden şüphe ettiklerinden tarif etme ihtiyacı hissederler.hitap uzar.türkçesi olmayan kelimelerin türkçesi türetilmeli.uydurma,türkçenin kanunlarına göre türetilmeyen kelimelere denir.yabancı kelimelere göre daha tehlikelidirler çünkü vatandaş bunları öztürkçe sanar sahiplenmeye çalışır.bunlara da karşılık bulunmalı.yabancı kökenli ıstılahlar ilim dillerini perişan etti.buna dur demek lazım.türk dil kurumunun hazırladığı kanun var.bununla işe başlayabiliriz.dil şuuru yerleşene kadar cebri ted1ler alınmalı
  • 3 Yıl Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23