• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Trump da Netanyahu da kaybetti! Katilleri sandık çarptı

Gazze’yi kan gölüne çeviren, sudan sebeplerle İran’a saldıran, Lübnan ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü ihlal eden İsrail’in eli kanlı bebek katili Binyamin Netanyahu’nun peşine takılan ABD Başkanı Donald Trump’ı da sandık çarptı. Temsilciler Meclisini ve Senatoyu kaybeden Trump, siyaseten ‘topal ördek’ konumuna düşerken, Michigan’da siyonist lobiyi yerle bir eden Abdul el-Sayed, ABD’nin ilk Müslüman senatörü seçildi.

8 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Güney Doğulu

Katiller Dünya ekonomisini ve siyasetini bozarak ilk hedeflerine vardı. Bundan daha beterine yakında devam edecekler... Hiç şaşırmayalım. .... Dünya sessiz ve dökülüyor...
  • 1 Saat Önce

Vahap

Güldürmeyin ben bu bir zihniyet ve sistem meselesidir kim gelirse gelsin Yahudiye uşaklık eder seçimler ve oy insanları kandırmak içindir gerisi teferruattır vesselam.
  • 1 Saat Önce

Saim Çakır

Dünyanın şeytanı siyonist şeytan İsrail dünyanın başına beladır yok olmalıdır.
  • 2 Saat Önce

Saim Çakır

Dünyanın şeytanı kızıl domuz Trump siyonist şeytan İsrail in tasmalı köpeği oldu.katil abd paralarını siyonist şeytan İsrail savaşı için harcıyor.
  • 2 Saat Önce

halit

çok iyi oldu, her şeyin çıban başı trump dersini almıştır umarum. hoş Türkiye'eki kankaları üzülmüştür.
  • 2 Saat Önce

Recep Aydın Sosyal Bilimci

Zulümle Yükselenin Sonu, Mazlumun Ahıyla Gelir Küresel emperyalizmin ve acımasız sömürü düzeninin merkezinde yer alan Amerika Birleşik Devletleri, insanlık tarihine ne yazık ki kan, gözyaşı, işgal ve talanla anılan karanlık bir miras bırakmıştır. Uzun yıllardır dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmeye, devletleri baskı altına almaya ve milletlerin kaderine müdahale etmeye çalışan bu güç, bugün kendi oluşturduğu düzenin ağır sonuçlarıyla yüzleşmektedir. Oysa tarih bize defalarca göstermiştir ki zulüm üzerine kurulan hiçbir iktidar sonsuza kadar ayakta kalamaz. Çünkü zulümle abad olanın sonu berbat olur. 3 Kasım 2026 itibarıyla ortaya çıkan gelişmeler de Amerikan hegemonyasının ciddi bir sorgulanma, güç kaybı ve gerileme dönemine girdiğini göstermektedir. Yaşananlar yalnızca siyasi dengelerde meydana gelen sıradan bir değişim ya da seçim sonuçlarının ortaya çıkardığı geçici bir tablo değildir. Bu durum, yıllardır dünyanın farklı coğrafyalarında ezilen, sömürülen ve adaletsizliğe uğrayan milyonlarca insanın biriken öfkesinin ve feryadının bir yansımasıdır. Girdiği ülkelere özgürlük, demokrasi ve barış götüreceğini söyleyen ancak geride çoğu zaman yıkılmış şehirler, parçalanmış toplumlar ve istikrarsız devletler bırakan bir anlayışın bugün yaşadığı güven ve itibar kaybı tesadüf değildir. Irak'tan Orta Doğu'nun diğer ülkelerine, Latin Amerika'dan dünyanın farklı bölgelerine kadar uzanan müdahaleler, bu emperyalist zihniyetin gerçek yüzünü defalarca ortaya çıkarmıştır. Kimi zaman güvenlik gerekçeleri, kimi zaman demokrasi söylemleri, kimi zaman da hayalî tehditler öne sürülerek ülkelerin yönetimleri hedef alınmış, halkların iradesi hiçe sayılmış ve doğal kaynakları üzerinde büyük hesaplar yapılmıştır. Bu anlayışın insanlık vicdanında açtığı en derin yaralardan biri ise Gazze'de yaşanan insanlık dramıdır. Kadınların, çocukların ve savunmasız sivillerin katledildiği, şehirlerin enkaza çevrildiği bir ortamda İsrail'e sağlanan siyasi, askerî ve ekonomik destek, Amerika'nın insan hakları ve demokrasi konusundaki söylemlerinin ne kadar tartışmalı olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bir taraftan insan haklarından söz edip diğer taraftan masum insanların ölümüne yol açan politikaların arkasında durmak, hiçbir vicdanın kabul edebileceği bir tutum değildir. Unutulmamalıdır ki mazlumun ahı yerde kalmasa da zalimin saltanatı sonsuza kadar sürmez. Başkalarının gözyaşları üzerine kurulan refahın, kan ve sömürüyle beslenen gücün kalıcı olması mümkün değildir. Bugün belki güçlü görünenler, yarın tarih önünde hesap vermekten kurtulamayacaklardır. Sonuç olarak, dünya düzenini kendi çıkarlarına göre biçimlendirmeye çalışan, enerji kaynakları ve stratejik menfaatler uğruna ülkeleri çatışmaların içine sürükleyen emperyalist anlayış artık eskisi kadar rahat hareket edememektedir. Yıllarca dokunulmaz kabul edilen Amerikan gücü, yükselen yeni aktörler, değişen uluslararası dengeler ve kendi politikalarının doğurduğu sonuçlar karşısında ciddi sınamalarla karşı karşıyadır. Güç sarhoşluğunun doğurduğu kibir, zamanla devletleri kendi gerçeklerinden uzaklaştırır. Başkalarının haklarını yok sayanlar, bir gün kendi güçlerinin de sorgulandığını görürler. İşte bu nedenle tarihin değişmeyen bir hükmünü yeniden hatırlamakta fayda var: Hiçbir zalim, gücüne güvenerek sonsuza kadar hüküm süremez. Mazlumun gözyaşını görmezden gelenler, bir gün o gözyaşlarının hesabıyla yüzleşirler. Çünkü makamlar geçici, güçler değişken, imparatorluklar fânidir. Fakat zulmün bıraktığı izler ve mazlumun ahı kolay kolay silinmez. Zulümle yükselenlerin düşüşü, çoğu zaman kendi kibirlerinin içinde başlar. Mazlumun ahı ise zalimin en güçlü olduğunu sandığı anda bile onu takip eder.
  • 2 Saat Önce

Saliha nur arkaya

Darısı bizim başımıza olsun artık, tüm avrupa ve dünya bu konuda değişiyor. Kendini yenileyemeyen siyaset değişiyor, biz de değişmek zorundayız, sağı solu yok bu işin, ülkemiz var olsun yeterki.
  • 2 Saat Önce

Zehra Sabah

Evet Saliha, bütün FETÖculer Erdoğan'ın gitmesi için sosyal medyada tam gaz yorumlar yapıp Erdoğan nefretini yaymaya çalışıyorlar ama, denize doğru yol alan gemide iseniz eğer, limana doğru koşmanın faydası olmaz. Şunu ogrenin artık, iktidar sosyal medyada değil sandıkta değişiyor.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23