• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

3 Kasım 2026: Günün Ayet ve Hadisi

Bu sözler kulaklarımıza küpe olsun. Sizler için hazırladığımız, Günün Ayet ve Hadisi ile Günün Sözünü, Günün Sözünü istifadelerinize sunuyoruz... (3 Kasım 2026)

2 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın Sosyal Bilimci

KÜLTÜR, BİR MİLLETİN HAFIZASI VE KARAKTERİDİR Kültür dediğimiz zaman çoğumuzun aklına sanat, edebiyat, müzik, tarihî eserler, gelenekler ve görenekler gelir. Oysa kültür bunlardan çok daha geniş bir kavramdır. Kültür, bir milletin geçmişinden devraldığı değerleri, yaşam biçimini, ahlak anlayışını, inancını, dilini, aile yapısını ve insan ilişkilerini kapsayan büyük bir mirastır. Kısacası kültür, bir milletin kim olduğunu gösteren aynadır. Bir milleti millet yapan yalnızca aynı topraklar üzerinde yaşaması değildir. Onu bir arada tutan ortak değerleri, sevinçleri, acıları, inançları ve geçmişidir. Kültürünü kaybeden bir toplum, zamanla kendi kimliğini de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Çünkü kültür, geçmişle gelecek arasında kurulan en sağlam köprüdür. Bizim kültürümüzün temelinde aileye saygı, büyüklere hürmet, küçüklere şefkat, komşuluk hakkı, misafirperverlik, yardımlaşma ve dayanışma vardır. Bir zamanlar kapısı çalınan komşunun ihtiyacı sorulur, sofraya oturulurken komşunun aç olup olmadığı düşünülürdü. Düğünlerimizde sevinçler paylaşılır, cenazelerimizde acılar birlikte taşınırdı. Bunlar yalnızca gelenek değil, aynı zamanda toplumsal ahlakımızın önemli parçalarıydı. İslam dini de bu değerlerin yaşatılmasına büyük önem verir. Kur'an-ı Kerim'de anne babaya iyilik, yetime sahip çıkmak, yoksulu gözetmek, adaletli olmak ve kul hakkından sakınmak defalarca hatırlatılır. İslam'ın temelinde güzel ahlak vardır. Peygamber Efendimizin örnek hayatı da bize merhameti, doğruluğu, emanete sahip çıkmayı ve insanlara güzel davranmayı öğretir. Ancak bugün kendimize sormamız gereken önemli bir soru var: Kültürümüzü gelecek nesillere ne kadar aktarabiliyoruz? Teknolojinin gelişmesi, dünyanın küçülmesi ve farklı kültürlerle etkileşim içinde olmamız elbette kötü değildir. Başka milletlerin bilimini, sanatını, teknolojisini ve güzel alışkanlıklarını öğrenmekten çekinmemeliyiz. Fakat gelişmek başka, kendi değerlerinden uzaklaşmak başkadır. Bir toplum hem çağın imkânlarından yararlanabilir hem de kendi kültürel kimliğini koruyabilir. Asıl tehlike, gençlerimizin geçmişini tanımadan geleceğe yürümeye çalışmasıdır. Büyüklerinin hangi mücadelelerden geçerek bugünkü imkânlara kavuştuğunu bilmeyen, kendi tarihini ve kültürünü tanımayan bir neslin aidiyet duygusu zayıflayabilir. Gençlerimize yalnızca meslek öğretmek yetmez; onlara insan olmayı, vicdan sahibi olmayı, helal ile haram arasındaki farkı, hak ve hukuka saygıyı da öğretmeliyiz. Çünkü eğitimli olmakla kültürlü olmak aynı şey değildir. İnsan çok sayıda diploma sahibi olabilir ama bir garibin gönlünü kırabilir, kul hakkı yiyebilir, emanete ihanet edebilir. Oysa gerçek kültür, insanın davranışlarına yansır. Bir insanın büyüklüğü, sahip olduğu makamla değil, başkalarına nasıl davrandığıyla ölçülür. Kültürün en önemli taşıyıcılarından biri de ailedir. Çocuklarımız ilk terbiyeyi ailede alır. Anne babasının birbirine saygı gösterdiğini gören, büyüklere hürmeti ve küçüklere merhameti evinde öğrenen çocuk, bu değerleri hayatına taşır. Evinde yalanın, saygısızlığın ve haksızlığın sıradanlaştığı bir ortamda yetişen çocuğa dışarıda güzel ahlak kazandırmak kolay değildir. Burada özellikle belirtmek istediğim bir husus var: Dindarlık yalnızca ibadetlerle ölçülmemelidir. Namaz kılmak elbette çok kıymetlidir. Oruç tutmak, zekât vermek, Allah'ın emirlerine uymaya çalışmak Müslüman hayatının önemli parçalarıdır. Fakat bunların yanında dürüstlük, merhamet, adalet, kul hakkına riayet ve güzel ahlak da bulunmalıdır. Bir insan ibadet ederken başkasının hakkını yiyorsa, komşusunu incitiyorsa, kazancında harama yer veriyorsa kendi davranışlarını da sorgulamalıdır. Kültürümüzü yaşatmak istiyorsak önce kendi hayatımızda yaşatmalıyız. Çocuklarımıza dürüstlüğü anlatırken kendimiz dürüst olmalı, helal kazancı öğütlerken haramdan uzak durmalı, saygı beklerken başkalarına saygı göstermeliyiz. Çünkü nasihat kadar örnek davranış da önemlidir. Unutmayalım ki kültür, müzelerde sergilenen tarihî eserlerden veya özel günlerde hatırlanan geleneklerden ibaret değildir. Kültür; soframızda, sokağımızda, ailemizde, ticaretimizde, komşuluğumuzda ve birbirimize karşı davranışlarımızda yaşar. Bir milletin geleceğini güçlü kılmak istiyorsak geçmişini unutmadan, inancını ve ahlaki değerlerini koruyarak ilerlemeliyiz. Bilimle donanmış, teknolojiyle güçlenmiş, fakat vicdanını ve merhametini kaybetmemiş nesiller yetiştirmeliyiz. Sonuç olarak kültür, yalnızca geçmişten kalan bir hatıra değil, geleceğe bırakacağımız en kıymetli emanettir. Bizden sonraki nesillere sadece mal mülk, makam ve imkân bırakmak yeterli değildir. Onlara dürüstlüğü, adaleti, merhameti, vefayı ve güzel ahlakı da miras bırakmalıyız. Çünkü bir milletin gerçek zenginliği sahip olduğu binaların yüksekliğiyle değil, yetiştirdiği insanların karakteriyle ölçülür. Kültürünü koruyan kimliğini, ahlakını koruyan insanlığını korur.
  • 3 Saat Önce

Cuma

Kimki bu milletin hakkını yiyorsa cehennemdeki yerini hazirliyir,demektir.
  • 4 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23