• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

İsrail’de seçim bitti Hizbullah’tan sert mesaj: Topraklarımızdan çıkın!

İsrail’de gerçekleştirilen parlamento seçimlerinin ardından Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’dan dikkat çeken bir açıklama geldi. İsrail’de iktidara kimin geleceğinin kendilerini ilgilendirmediğini belirten Kasım, İsrail askerlerinin Lübnan topraklarından çekilmesini istedi.

2 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

İŞGAL EDİLEN TOPRAKLARDA HUZUR YEŞERMEZ! İsrail'de seçimler yapılmış, sandıklar açılmış, siyasetin aktörleri değişmiş veya yerlerini korumuş olabilir. Ancak bütün bunların ötesinde değişmeyen bir gerçek var: İşgal altındaki topraklarda yaşayan insanların özgürlük ve adalet talepleri devam ediyor. Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın, İsrail'de kimin iktidara geleceğinin kendilerini ilgilendirmediğini belirterek İsrail askerlerinin Lübnan topraklarından çekilmesini istemesi, aslında üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir meseleyi yeniden gündeme taşıyor. Ben yıllardır şu gerçeğe inanırım: Bir milletin toprağını silah zoruyla ele geçirebilirsiniz ama o milletin yüreğindeki vatan sevgisini, hürriyet arzusunu ve uğradığı haksızlığın acısını asla söküp atamazsınız. İsrail'in en büyük yanılgısının da burada başladığını düşünüyorum. Askerî gücünü artırarak, sınırlarını silah zoruyla genişleterek ve karşısındaki toplumları baskı altında tutarak güvenliğini sağlayabileceğini sanıyor. Oysa tarih bize bunun her zaman böyle olmadığını defalarca göstermiştir. Çünkü işgal edilen toprak yalnızca bir arazi parçası değildir. Orada insanların doğduğu evler, çocukluğunun geçtiği sokaklar, atalarının mezarları, hatıraları ve gelecek hayalleri vardır. Bir insanı evinden çıkarabilirsiniz. Bahçesini, tarlasını, hatta bütün mal varlığını elinden alabilirsiniz. Fakat ona yaşattığınız haksızlığı unutmasını emredemezsiniz. Üstelik mesele yalnızca toprağını kaybeden insanlarla da sınırlı değildir. Bir babanın yaşadığı haksızlığı oğlu, oğlunun yaşadığı acıyı torunu öğrenir. Böylece işgalin bıraktığı yara, aradan yıllar geçse bile toplumun hafızasında yaşamaya devam eder. İnsan psikolojisinin üzerinde durulması gereken tarafı da budur. Haksızlığa uğrayan insan her zaman fiziksel bakımdan güçlü olmayabilir. Hatta karşısındaki güçle mücadele edebilecek imkânlardan tamamen yoksun da bulunabilir. Ancak uğradığı haksızlık, onun içinde kolay kolay söndürülemeyen bir adalet arayışı meydana getirebilir. İşte bu yüzden, askerî bakımdan güçlü olmakla kendini güvende hissetmek aynı şey değildir. İsrail'in elinde dünyanın en gelişmiş silahlarından bazıları bulunabilir. Güçlü ordusu, istihbarat imkânları ve kendisini destekleyen devletler olabilir. Fakat bütün bunlar, işgal altında yaşayan insanların kalplerindeki öfkeyi ve özgürlük özlemini ortadan kaldırmaya yetmez. Dahası, sürekli baskı altında yaşayan toplumların gelecekte nasıl tepkiler vereceğini kestirmek de kolay değildir. Çünkü insanın ne zaman, hangi şartlarda ve nasıl tepki göstereceğini yalnızca askerî hesaplarla belirleyemezsiniz. Burada bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Bir halkın işgale karşı çıkması meşru bir hak arayışıdır. Ancak bu haklılık, masum insanların öldürülmesini veya sivillerin hedef alınmasını haklı hâle getirmez. Adalet isteyen bir mücadelenin kendisi de adalet ölçülerinden ayrılmamalıdır. Benim üzerinde durduğum mesele, savaşın devam etmesi değil, savaşları besleyen haksızlıkların ortadan kaldırılmasıdır. İsrail yöneticilerinin anlaması gereken gerçek de budur. Bir ülkenin güvenliği yalnızca tanklarla, uçaklarla, füzelerle sağlanamaz. Gerçek güvenlik, komşularının haklarına saygı göstermekle, uluslararası hukuka uymakla ve insanların kendi topraklarında onurlu biçimde yaşamalarına imkân tanımakla mümkündür. Bugün Lübnan'da, Filistin'de ve bölgenin başka yerlerinde yaşanan acılara yalnızca askerî üstünlük penceresinden bakmak, meselenin insani boyutunu görmemektir. Düşününüz, kendi evinizde otururken birileri gelip size buranın artık kendilerine ait olduğunu söylese, buna razı olabilir misiniz? Çocuklarınızın geleceğini, geçmişinizin hatıralarını ve atalarınızdan kalan toprağı bir başkasının iradesine teslim etmeyi kabullenebilir misiniz? Elbette hayır! Öyleyse başkalarının da aynı duyguları taşıdığını kabul etmek zorundayız. İsrail'de hangi siyasi parti iktidara gelirse gelsin, hangi lider başbakanlık koltuğuna oturursa otursun, işgal ve baskı politikaları devam ettiği müddetçe kalıcı barışın sağlanması son derece güç olacaktır. Çünkü barış, yalnızca silahların susması değildir. Barış, insanların kendilerini güvende hissetmesi, haklarının korunması ve geleceğe korkmadan bakabilmesidir. İşgal altındaki bir halkın sessizliğini kabullenme olarak değerlendirmek de büyük bir yanılgıdır. Bazen insanlar güçsüz oldukları için susar, bazen çocuklarını korumak için sabreder, bazen de haklarını barışçıl yollarla elde edebilecekleri günü beklerler. Fakat sessizlik, her zaman rıza anlamına gelmez. İsrail halkının da huzur içinde yaşamaya hakkı vardır. Hiçbir İsrailli çocuğun korku içinde büyümesini istemeyiz. Ancak aynı hakkın Filistinli ve Lübnanlı çocuklar için de geçerli olduğunu kabul etmek gerekir. Bir çocuğun güvenliği, başka bir çocuğun evsiz bırakılması üzerine kurulamaz. Son sözüm şudur: Toprakları işgal ederek geçici askerî başarılar kazanabilirsiniz. Fakat adaletsizliği sürdürerek kalıcı bir huzur elde edemezsiniz. Gerçek zafer, başkalarını boyunduruk altına almak değil, kimsenin boyunduruk altında yaşamak zorunda kalmadığı bir düzen kurabilmektir. Unutulmamalıdır ki silah zoruyla toprağa hâkim olabilirsiniz ama o toprağın insanlarının gönlünü zorla fethedemezsiniz. Ve gönüllerin huzur bulmadığı yerde, sınırlar ne kadar güçlü korunursa korunsun, kalıcı barıştan söz etmek mümkün değildir.
  • 2 Saat Önce

SELAM

Lanetli siyonist ler işgal ettiği yerden , ancak güçlü bir İslami ittifakla olur. O da şu anda hafter sisi, Ürdün, bae , CHP, küvet, Azerbaycan, bunlarlamı güçlü bir İSLAM İTTİK OLACAK ???
  • 2 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23