• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Öğrencileri kurşunların hedefinde bıraktılar: Müdür ile yardımcısı okulu bırakıp kaçtı! Valilik’ten soruşturma izni

Öğrencileri kurşunların hedefinde bıraktılar: Müdür ile yardımcısı okulu bırakıp kaçtı! Valilik’ten soruşturma izni

2 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Fatih

Maalesef bu durum bir çok kurumda var. Bütün kurumlarda sahada olmayan yöneticiler, odasında oturan sadece imza işine ve gelen gidene bakan amirler tenzili rütbe ile ödüllendirilmeli. Çalışanlar, sahada olanlar elbette var onları tenzih ederim ama çalışmayan görevlisinin görevine dikkat edip etmediğine bakmayan hatta hiç denetime çıkmayan daire amirleri var. Ben bunların bir çoğuna şahidim. Sadece üstü ile işi halledip ama sahaya inmeyen orada işi idare eden amirler. Bu sadece yurt içinde değil yurt dışıda dahil bir başı boşluk var. Bunun faturasını maalesef siyasi iktidara kesiyorlar. Bütün kurumlarda çalışmayan sahaya inmeyen kişiler bulundukları görevden alınmalıdır. Denetleyenlerde denetlenmeli..
  • 1 Saat Önce

Vahap

Tipik memur zihniyeti akşam olsunda eve gideyim auybaşı olsunda maaş alayım hepsi bu ama bu sistemden başka bir şeyde beklenemez zaten.
  • 1 Saat Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Sorumluluktan Kaçan Eğitim İdarecileri ve Sistemin Kronikleşen Sorunları ÜzerineEğitim kurumları, bir toplumun sadece bilgi aktardığı alanlar değil, aynı zamanda güven, sorumluluk ve ahlakın inşa edildiği kaleler olmak zorundadır. Ancak son dönemde kamuoyuna yansıyan, kriz anında öğrencilerini tehlikeyle baş başa bırakıp tabana kuvvet kaçan idareci figürleri, sistemin içten içe nasıl bir çürüme ve liyakat sorunuyla karşı karşıya olduğunu en çıplak haliyle gözler önüne sermektedir. Kendisine emanet edilen çocukların can güvenliğini dahi savunmaktan aciz, sorumluluk bilincinden tamamen uzak bu tür yaklaşımlar, toplum nezdinde kabul edilemez bir infiale yol açmakta ve kurumsal güveni derinden sarsmaktadır. Bu zafiyet, münferit bir korku anının ötesinde, sistemdeki denetimsizliğin ve makamların ne kadar kolay harcandığının açık bir göstergesidir.Bu tür vahim olaylar, eğitim sisteminin diğer kronik sorunlarını ve öğretmenlik mesleğine yönelik toplumsal eleştirileri de kaçınılmaz olarak yeniden gündeme getirmektedir. Kamuda en uzun tatil sürelerine ve görece en kısa resmi mesai saatlerine sahip meslek gruplarının başında gelen eğitim çalışanlarının, bu konfor alanına tezat oluşturan performans düşüklükleri haklı olarak sorgulanmaktadır. Alınan maddi karşılıkların ve sağlanan geniş imkanların, sunulan eğitimin kalitesiyle örtüşmediği yönündeki inanç toplumda giderek kemikleşmektedir. Öğrencilerin dershanelere, özel derslere veya kurs merkezlerine gitmeden ulusal sınavlarda başarı yakalamasının neredeyse imkansız hale gelmesi, okulların asli görevlerini yerine getirmekte yetersiz kaldığının en somut kanıtıdır.Sistemdeki bu verimsizliği ve nitelik kaybını sonlandırmanın yolu, eğitimcileri mutlak bir hesap verebilirlik mekanizmasına dahil etmekten geçmektedir. Tıpkı öğrenciler gibi, eğitimciler de yılın belli dönemlerinde zorunlu ve şeffaf performans sınavlarına tabi tutulmalıdır. Mesleki yeterliliğini, bilgisini ve pedagojik becerilerini bu sınavlarla kanıtlayamayan, çağın gerisinde kalmış ve yetersizliği tescillenmiş personeller derhal kızağa çekilmelidir. Sınıflar, hiçbir ölçme ve değerlendirmeye tabi tutulmadan ömür boyu garantilenmiş koltuklarda oturanların değil; yetkinliğini her yıl ispat edenlerin alanı olmalıdır.Bu hesap verebilirlik zincirinin en dinamik halkası ise doğrudan hizmet alan veliler olmalıdır. Velilere, çocuklarının eğitim kalitesini doğrudan koruyabilmeleri adına, somut verilerle yetersizliği tescillenmiş öğretmenleri reddetme ve değiştirilmesini talep etme hakkı yasal olarak tanınmalıdır. Eğitim, velinin sadece izleyici olduğu bir süreç olmaktan çıkarılmalı; yetersiz personelin sınıflarda kalmasını engelleyen hukuki bir veto yetkisiyle veliler sistemin en güçlü denetçisi konumuna getirilmelidir.Özveri, fedakarlık ve meslek ahlakı gibi kavramların kriz anlarında veya günlük eğitim pratiğinde karşılık bulamaması, sistemin tepeden tırnağa radikal bir dönüşüme ihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Eğitimcilerin sadece hak talepleriyle değil, üstlendikleri hayati sorumlulukların bilinciyle ve sergiledikleri somut başarılarla anılması gerekmektedir. Aksi takdirde, sorumluluk anında ortadan kaybolan idareciler ve öğrencisini sınav maratonunda yalnız bırakan yaklaşım, eğitim sistemini bir gelecek inşa merkezi olmaktan çıkarıp sadece bir yük haline getirecektir.
  • 1 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23