• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Suudi petrol hattına saldırının izleri Irak’taki İHA rampasında aranıyor

Suudi petrol hattına saldırının izleri Irak’taki İHA rampasında aranıyor

2 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Ali

Boşuna aramayın.. emri İran'dan alan haşdibşabinin biri yapmıştır.. İran var arkasında yani vahdetci olan.. müslüman ülkeler harici Amerikan üslerine karışmayan..Gürcistan'ın dan yunanina hepsi emniyette..
  • 2 Ay Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

ABD VE İSRAİL'İ BU TOPRAKLARDAN SÖKÜP ATMADAN KİMS HUZUR BULAMAZ! Suudi Arabistan’ın stratejik öneme sahip Doğu-Batı Petrol Boru Hattı’na yönelik gerçekleştirilen İHA saldırıları, Orta Doğu’daki hassas güç dengelerini ve güvenlik açıklarını bir kez daha küresel gündemin merkezine taşımıştır. Küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 4 ila 5’ini taşıyan bu kritik hattın hedef alınması, bölgedeki enerji güvenliğinin ne denli kırılgan olduğunu gözler önüne sermiştir. Saldırının hemen ardından yürütülen incelemeler neticesinde, İHA’ların fırlatıldığı rampanın Irak’ın İran sınırındaki Meysan vilayetinde bulunması, krizin boyutunu yerel bir çatışmadan bölgesel bir egemenlik sorununa dönüştürmüştür. Irak hükümeti, kendi topraklarının komşu bir ülkeye saldırı amacıyla kullanılmasını önleyemeyen askeri yetkilileri görevden alıp soruşturma başlatırken; Suudi Arabistan ise Bağdat yönetimine durumun kontrolünü sağlaması için zaman tanımış ve askeri bir misillemeden şimdilik kaçınacağını açıklamıştır. Ancak sahadaki bu askeri ve lojistik gelişmeler, asıl büyük resmin ve bölgeyi içeriden kemiren kronik sorunun sadece birer yansımasıdır. Orta Doğu coğrafyasında uzun süredir devam eden ve "kardeş kavgası" olarak nitelendirilebilecek çatışma ortamının arkasındaki en büyük katalizör, hiç şüphesiz ABD ve İsrail’in Körfez bölgesindeki yoğun askeri, siyasi ve istihbari varlığıdır. Bu iki aktörün bölge topraklarında adeta kol gezmesi, İslam dünyasındaki mezhepsel, etnik ve politik çatlakları derinleştiren fitne kazanlarının sürekli kaynamasına neden olmaktadır. Kendi küresel ve bölgesel çıkarları doğrultusunda hareket eden bu güçler, tarihsel bağları ve ortak inanç değerleri olan komşu devletleri hiç yoktan istikrarsızlığa sürüklemekte ve adeta birbirine düşürmektedir. Tarihsel ve güncel tecrübeler açıkça göstermektedir ki, eğer ABD ve İsrail’in manipülatif müdahaleleri, askeri üsleri ve bölgeyi dizayn etme projeleri bu topraklardan uzaklaştırılsa, İslam dünyası kendi dinamikleriyle çok daha huzurlu, güvenli ve istikrarlı bir ortama kavuşacaktır. Dış güçlerin bölgeye "güvenlik" getirme iddiası, aslında kaynakları sömürmek ve Müslüman devletlerin bir araya gelerek güçlü bir blok oluşturmasını engellemek için üretilmiş bir illüzyondan ibarettir. Birbirleriyle neden savaştıklarını bile tam olarak idrak edemeden ağır yaralar alan İslam ülkeleri, bu dış müdahaleler neticesinde kendi potansiyellerini tüketmekte ve küresel bir satranç tahtasında piyon olarak konumlandırılmaktadır. Sonuç olarak, Körfez topraklarında kalıcı barışın ve İslam coğrafyasında huzurun tesisi, bu fitne odaklarının ve dış askeri unsurların bölgeden tamamen uzaklaştırılmasına bağlıdır. Bölge devletlerinin ve İslam dünyasının, yapay gerilimleri bir kenara bırakarak ortak bir irade etrafında birleşmesi, kendi güvenlik mimarilerini dışarıdan ithal edilen şemsiyelerle değil, karşılıklı egemenliğe saygı esasıyla kendilerinin inşa etmesi elzemdir. ABD ve İsrail'in Körfez'deki ayak izleri silinmediği müddetçe, bu topraklarda belanın, vekalet savaşlarının ve kardeş kavgalarının son bulması mümkün görünmemektedir.
  • 2 Ay Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23