• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Kişi başına gelir 25 bin dolara çıkacak! Milli gelirde hedef 2,2 trilyon dolar

Kişi başına gelir 25 bin dolara çıkacak! Milli gelirde hedef 2,2 trilyon dolar

1 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

2,2 Trilyon Dolarlık Kağıt Üstündeki Hedef ve Devlet Çarkındaki Yapısal İflasCumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın Birlikte Daha Güçlü Bir Gelecek Zirvesi kapsamında ilan ettiği, program dönemi sonunda milli geliri 2,2 trilyon dolara, kişi başına düşen geliri ise 25 bin dolara çıkarma hedefi, kağıt üzerinde muazzam bir vaat olarak duruyor. Mevcut iktidarın bu makroekonomik hedeflere ulaşacak siyasi tecrübesi ve potansiyeli elbette vardır; fakat asıl can alıcı soru bu rakamların yakalanıp yakalanamayacağı değil, yakalansa bile bu zenginliğin halkın cebine mi yoksa devletin nimet ambarlarına çöreklenmiş asalak yapılara mı gideceğidir. Türkiye'nin asıl meselesi üretim potansiyeli eksikliği değil, üretilen değerin adil dağıtılmasını engelleyen, kamusal kaynakları adeta yağmalayan o köhne ve hantal idari yapının hala tasfiye edilememiş olmasıdır. Ekonomik büyüme rakamları ne kadar büyürse büyüsün, bütçeyi bir sülük gibi emen bu mezun, liyakatsiz ve rantçı güruh yuvalandığı yerlerden sökülüp atılmadığı sürece, tabana yayılan bir refahtan bahsetmek imkansızdır.Bu yapısal çürümenin ve devletin sırtındaki devasa kamburların en başında, günümüz dünyasında hiçbir fonksiyonu kalmamış olan muhtarlık kurumu gelmektedir. Teknolojinin, e-devlet sisteminin ve dijitalleşmenin zirve yaptığı bir çağda, vatandaşa tek bir evrak dahi vermekten aciz olan, tüm işlevini kaybetmiş on binlerce muhtara ve azalarına devlet bütçesinden maaş, sigorta ve ödenek akıtmak tam anlamıyla bir kaynak israfıdır. Kamu bütçesinde doğrudan halka harcanması gereken milyarlar, hiçbir katma değer üretmeyen bu arkaik yapının sürdürülmesi için harcanmakta ve devlet kendi eliyle sırtına bir yük bindirmektedir. Benzer bir iflas bayrağı ise yerel yönetimlerde, yani belediyecilik sisteminde çekilmiştir. Partizanlık, fahiş borçlanmalar, yandaş kayırmacılığı ve hesapsız harcamalar yüzünden belediyecilik sistemi Türkiye'de tamamen çökmüştür. Şehirleri imar etmek yerine borç batağına saplayan bu popülist mekanizmanın acilen yeniden yapılandırılması, gerekirse yerel yönetimlerin körü körüne bir seçim yarışı olmaktan çıkarılarak valilik bünyesindeki profesyonel yöneticiler ya da vali yardımcıları tarafından teknokratik bir mantıkla idare edildiği rasyonel bir sisteme dönüştürülmesi kaçınılmazdır.Devlet çarkındaki asıl büyük kara delikler ise kamuda bitmek bilmeyen lüks araç saltanatı, hiçbir somut çıktı üretmeyen verimsiz kalkınma ajansları ve adeta bir alışkanlık haline gelen adaletsiz vergi aflarıdır. Vatandaşa tasarruf genelgeleriyle kemer sıktırılırken, bürokrasinin en alt kademelerine kadar yayılan ultra lüks makam aracı konvoyları ve bu araçların bakım, yakıt, şoför giderleri kamunun sırtında devasa bir sülük gibi yaşamaktadır. Bununla da kalmayıp, ne işe yaradığı, hangi projeyle ekonomiye ne kadar katma değer sağladığı meçhul olan, sadece yandaş kadrolara yüksek maaşlı koltuk devşirmek için kurulan verimsiz kalkınma ajansları ve kurulları bütçeyi içten içe kemirmektedir. En büyük ahlaki ve ekonomik yıkım ise, dürüst vatandaşın ve esnafın tepesine vergi yükü bindirilirken, devasa holdinglerin ve yandaş müteahhitlerin milyarlık vergilerinin tek bir imza ile sıfırlanması, yani sürekli yinelenen adaletsiz vergi aflarıdır. Bu durum hem devletin gelir tabanını oymakta hem de kamusal vicdanı tamamen felç etmektedir.Türkiye, verimsiz bürokratik kadroların, bitmek bilmeyen lüks harcamaların ve adrese teslim muafiyetlerin yarattığı bu organize israf ekonomisiyle 25 bin dolarlık gelir hedefine ulaşsa bile, bu para adil bir gelir dağılımıyla işçinin, memurun, emeklinin ve üreticinin cebine girmeyecektir. Büyüme rakamları sadece bir azınlığın servetine servet katarken, geniş halk kitleleri enflasyonun ve dolaylı vergilerin altında ezilmeye devam edecektir. Eğer iddia edildiği gibi güçlü ve müreffeh bir gelecek inşa edilmek isteniyorsa, işe makroekonomik tahminleri parlatarak değil; muhtarlıklardan belediyelere, makam aracı saltanatından hayali ajanslara ve holdinglerin vergi aflarına kadar uzanan bu asalak harcama çarkını tamamen lav ederek başlanmalıdır. Devlet, kendi ambarlarını yağmalayan bu yapısal delikleri kapatmadığı sürece, ilan edilen trilyon dolarlık hedefler sadece istatistiksel birer başarı öyküsü olarak kalmaya mahkumdur.
  • 19 Dakika Önce

Zülkarneyn

Dediklerinize kendiniz inanıyormusunuz. Akparti döneminin en başarısız ekonomi yönetimisiniz
  • 26 Dakika Önce

Recep Arif

Adil paylaşım bu kapitalist düzende zor..Önce değerlere inançlara ve millî kültüre uygun Adil düzen Anayasası."MAAŞLARA ZAM İSTEMİYORUZ! " *Milletvekili sayısı 300 e düşsün. *Milletvekili Emekliliği ve ayrıcalıkları, *Milletvekili dokunulmazlığı, *Partilere seçim yardımı, *Belediyelerde Muhtarlıklar, *İlçelerde Müftülükler, KALKSIN... *Kamuda! yurddışı gezileri yarıya düşürülsün. Fiyatlar 1 yıl mecburen dondurulsun. Kimse ölmez ülke kazanır. Mecliste bu kararı alacak dürüst, baba yiğit? millet hizmetkârları var mı?
  • 1 Saat Önce

Bu faizci vahşi kapitalist sistemde adil bolusum mu olur

Bu sistemde para babaları faizle paralarına para katar..ovp de 3 yıllık faiz gideri 15 trilyon lira.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23