• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Pakistan Yemen savaşına mı giriyor? Mekke İttifakı için kritik açıklama geldi

Yeniakit Publisher
Yücel Kaya Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Pakistan Yemen savaşına mı giriyor? Mekke İttifakı için kritik açıklama geldi

Yemen’deki çatışmaların Suudi Arabistan’a sıçrama ihtimali gözleri Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na çevirdi. İslamabad’dan “Pakistan savaşa katılacak mı, ittifak genişleyecek mi?” sorularına dikkat çeken yanıtlar geldi. Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Asif, belirli bir şartın gerçekleşmesi halinde anlaşmanın devreye gireceğini açıkça ifade etti.

Yemen’de Ensarullah Hareketi ile yaşanan çatışmaların Suudi Arabistan topraklarına taşınma ihtimali, bölgede yeni bir askeri denklemin oluşup oluşmayacağı tartışmasını beraberinde getirdi.

Gündemin merkezinde ise Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması bulunuyor.

Pakistan yönetiminden peş peşe gelen açıklamalar, İslamabad’ın şu aşamada Yemen’de doğrudan askeri bir müdahaleyi gündemine almadığını ancak şartların değişmesi durumunda ortak savunma mekanizmasının işletilebileceğini ortaya koydu.


“ZAMANI GELDİĞİNDE HAREKETE GEÇECEĞİZ”

Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sajjad Haider Khan, haftalık basın toplantısında Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın Yemen’deki gelişmeler nedeniyle devreye sokulup sokulmayacağına ilişkin konuştu.

Khan, şu anda bu yönde herhangi bir görüşme yürütülmediğini belirterek, dikkat çeken şu mesajı verdi:


“Şu anda bu konuda herhangi bir görüşme bulunmuyor. Zamanı geldiğinde anlaşma kapsamında harekete geçeceğiz.”

İslamabad yönetiminin açıklaması, Pakistan’ın mevcut aşamada savaşa doğrudan dahil olmayacağını ancak ortak savunma yükümlülüklerini de masadan kaldırmadığını gösterdi.


SUUDİ ARABİSTAN’A SALDIRI OLURSA DENKLEM DEĞİŞECEK

Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Asif’in bir gün önce yaptığı açıklama ise Mekke Anlaşması’nın hangi durumda devreye girebileceğine ilişkin daha net bir çerçeve çizdi.

Geo News’e konuşan Asif, Yemen’deki çatışmaların etkilerinin Suudi Arabistan’a ulaşması halinde üç ülke arasındaki ortak savunma mekanizmasının işletilebileceğini kaydetti.

Asif, anlaşmanın uygulanmasına ilişkin herhangi bir tereddüt bulunmadığını belirterek, taraflardan birine yönelik saldırının diğer tarafları da ilgilendireceğine dikkat çekti.

“Bu bir ortak savunma anlaşmasıdır. Haksız bir saldırı gerçekleşirse veya Yemen’de yaşananların etkileri Suudi Arabistan’a sıçrarsa anlaşma devreye girecektir. Bu konuda hiçbir şüphe bulunmamalıdır.”

Pakistan’ın anlaşmadan doğan yükümlülüklerine bağlı olduğunu belirten Asif, gerekli şartların oluşması durumunda İslamabad’ın üzerine düşeni yerine getireceğini ifade etti.

MEKKE İTTİFAKI GENİŞLEYECEK Mİ?

Bölgedeki gelişmelerle birlikte merak edilen bir diğer konu ise Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın oluşturduğu savunma mekanizmasına başka ülkelerin dahil edilip edilmeyeceği oldu.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Khan, bu konuda da net konuştu. Khan, Mekke İttifakı’nın genişletilmesine ilişkin şu anda herhangi bir plan bulunmadığını bildirdi.

Böylece İslamabad’dan gelen açıklamalar iki önemli noktayı ortaya koydu: Pakistan’ın Yemen savaşına doğrudan askeri katılımı şu an gündemde değil; ancak Suudi Arabistan’ın saldırıya uğraması halinde Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın devreye girmesi ihtimali masada.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

HASANN

Sayın Akid yayın Yönetmeni!!! "Sajjad Haider Khan" Bu ismi parantez içind e(SEYYİD HAYDAR HAN) diye yazsanız daha güzel olurdu...

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Bölgesel Caydırıcılıktan Jeopolitik Fay Hatlarına: Mekke Ortak Savunma Anlaşması ve Yemen Denklemi! 7 Ağustos 2026 tarihinde imzalanan ve Türkiye, Pakistan ile Suudi Arabistan’ı bir araya getiren Mekke Ortak Savunma Anlaşması, İslam dünyasının en güçlü askeri, ekonomik ve teknolojik aktörlerini kolektif bir güvenlik şemsiyesi altında toplama iddiasıyla jeopolitik sahneye çıkmıştır. "Birine yapılan saldırı, tümüne yapılmış sayılır" prensibiyle NATO benzeri bir doktrine dayanan bu pakt, kağıt üzerinde muazzam bir caydırıcılık vaat etmektedir. Ancak, Yemen’deki Husilerin (Ensarullah) Suudi Arabistan’ın stratejik altyapısına ve hava üslerine yönelik tırmandırdığı asimetrik saldırılar ve Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Asif’in ittifakın şartlı olarak devreye girebileceğine dair açıklamaları, bu paktın teoriden pratiğe geçişinde karşılaşılabilecek çok boyutlu krizleri ve bölgesel riskleri gündeme taşımaktadır. Anlaşmanın operasyonel hale gelmesi, bölgesel güç dengelerini derinden sarsabilecek beş temel fay hattını tetikleme potansiyeline sahiptir. İran ile Doğrudan Karşı Karşıya Gelme Riski ve Vekalet Savaşlarının Dönüşümü Yemen’deki iç savaş, yıllardır bölgesel aktörlerin arka planda kaldığı, lojistik ve askeri destek sağladığı tipik bir vekalet savaşı olarak yürütülmüştür. Husilerin arkasındaki en büyük bölgesel güç odağı olan İran, bu asimetrik mücadeleyi Körfez'i dengelemek için bir kaldıraç olarak kullanmaktadır. Türkiye ve Pakistan’ın, Suudi Arabistan topraklarına yönelik misilleme saldırılarını gerekçe göstererek Yemen’e veya doğrudan Husi hedeflerine askeri müdahalede bulunması, bu savaşı bir vekalet savaşı olmaktan çıkarıp doğrudan bir bölgesel çatışmaya dönüştürecektir. Özellikle İran ile uzun bir kara sınırını paylaşan ve halihazırda iç güvenlik kırılganlıklarıyla mücadele eden Pakistan için bu durum, sınır hatlarında yeni ve kontrol edilmesi güç bir cephenin açılması anlamına gelecektir. Pakistan’ın İç Siyaseti ve Mezhepsel Kırılganlıklar Pakistan için Mekke İttifakı’nın askeri kanadını çalıştırmak, dış politik bir karardan ziyade çok ciddi bir iç güvenlik riskidir. Dünyanın en büyük Şii azınlık nüfuslarından birine ev sahipliği yapan Pakistan, toplumsal barışını hassas dengeler üzerine inşa etmiştir. Nitekim 2015 yılında Suudi Arabistan’ın Yemen müdahalesine doğrudan asker gönderilmesi talebi, mezhepsel çatışmaları tetikleyebileceği endişesiyle Pakistan parlamentosu tarafından oy birliğiyle reddedilmişti. Bugün hükümet düzeyinde her ne kadar paktın arkasında durulsa da, Pakistan ordusunun Yemen'deki Şii eğilimli Husilere karşı doğrudan muharip bir pozisyon alması, ülke içinde bastırılmış olan mezhepsel gerilimleri yeniden alevlendirme ve toplumsal huzursuzlukları tetikleme riski barındırmaktadır. Türkiye’nin Bölgesel Denge Politikası ve "Yemen Bataklığı" Endişesi Türkiye, son yıllarda Ortadoğu'da izlediği rasyonel normalleşme adımları sayesinde hem Suudi Arabistan hem de İran ile ilişkilerini belirli bir diplomatik dengede tutmayı başarmıştır. Ankara’nın Husilerin petrol tesislerine yönelik saldırılarını kınaması diplomatik bir norm iken, Mekke Anlaşması’nın askeri maddelerini işleterek sınırlarından binlerce kilometre uzaktaki bir iç savaşa angaje olması radikal bir strateji değişikliği anlamına gelecektir. "Ortadoğu’nun Vietnam’ı" olarak adlandırılan Yemen asimetrik savaş ortamı, Türkiye’nin askeri ve teknolojik gücünü uzun vadeli bir yıpratma savaşına maruz bırakabilir. Ankara’nın buraya muharip güç veya hava desteği sağlaması, Türkiye'yi bölgede esnekliğini kaybetmiş sert bir "taraf" konumuna sabitleyerek geniş manevra alanını daraltacaktır. Asimetrik Savaşın Zorluğu ve Caydırıcılık İkilemi Husiler, geleneksel askeri doktrinlerle mağlup edilebilecek düzenli bir ordu yapısına sahip değildir. Ucuz dronlar (İHA/SİHA) ve balistik füze teknolojileriyle Suudi Arabistan’ın milyarlarca dolarlık gelişmiş hava savunma sistemlerini (Patriot vb.) aşabilen bir asimetrik güç unsuru olduklarını defalarca kanıtlamışlardır. Pakistan Savunma Bakanı Asif’in "Her zaman bir tuğlaya taşla karşılık vermek gerekmiyor, paktın kendisi de caydırıcı olabilir" şeklindeki açıklaması, aslında askeri bir batağa girme konusundaki derin stratejik çekinceyi özetlemektedir. Eğer bu pakt, büyük saldırılar karşısında sadece diplomatik bir gözdağı olarak kalır ve sahada pratik bir karşılık bulmazsa, paktın "caydırıcılık" imajı ve inandırıcılığı ciddi şekilde zedelenecektir. Öte yandan, gerçekten askeri müdahalede bulunulması halinde, müdahil olan ülkelerin kendi kritik altyapıları ve bölgesel varlıkları da asimetrik saldırıların doğrudan hedefi haline gelecektir. Küresel Güçlerin Çıkarlarıyla Çatışma Potansiyeli Körfez bölgesi ve Kızıldeniz hattı, sadece bölgesel aktörlerin değil, küresel güçlerin de hayati çıkarlarının kesişim noktasıdır. Çin’in "Kuşak ve Yol" projesi kapsamındaki enerji koridorları ve son dönemde İran-Suudi Arabistan arasında üstlendiği diplomatik arabuluculuk rolü, bölgede istikrarın korunmasını zorunlu kılmaktadır. ABD ise bölgedeki askeri hegemonyasını ve enerji akışının güvenliğini kendi kontrolünde tutmak istemektedir. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’dan oluşan üçlü bir İslam paktının bölgede bağımsız ve büyük ölçekli askeri operasyonlara girişmesi, bölgeyi kendi etki alanı olarak gören Washington ve Pekin gibi küresel devlerin makro stratejileriyle çatışabilir ve bu durum ittifak üyelerine yönelik küresel diplomatik ve ekonomik baskıları beraberinde getirebilir. Mekke İttifakı, Suudi Arabistan’ın finansal gücünü, Türkiye’nin savunma sanayii teknolojisini ve Pakistan’ın nükleer caydırıcılığa sahip askeri insan gücünü birleştiren muazzam bir jeopolitik bloktur. Ancak Yemen gibi çok denklemli, asimetrik ve tarihsel olarak çözülememiş bir kriz merkezinde bu ittifakın fiilen savaşa girme noktasına taşınması, her üç ülke için de öngörülemez maliyetler ve bölgesel kırılmalar doğurma potansiyeli taşımaktadır. Anlaşmanın başarısı, askeri bir müdahaleden ziyade, bu ortak gücün tarafları masaya oturtacak diplomatik bir kaldıraç olarak ne kadar efektif kullanılabileceğine bağlı görünmektedir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23