• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Zekeriya Say
Zekeriya Say
TÜM YAZILARI
04 Mart 2021

Kılıçdaroğlu yüzünden başını örten kadın…

24. yılını geride bıraktığımız lanetli 28 Şubat darbesinin en etkili “Psikolojik Harp Metodu” tecavüzdü. 

Darbeciler, tasarladıkları “Fadime Şahin, Ali Kalkancı” gibi figürlerle ve “Filanca tarikatın şeyhi, kadınlara kızlara tecavüz etmiş” şeklindeki hayali hikâyelerle, Türk toplumunun en hassas noktasını kaşıyarak, darbeye zemin hazırlamışlardı.

“Ne gelirse hacıdan- hocadan gelir” iftirası, işte o müfteriliğin tortusudur. 

“Laikçi” değil de “muhafazakâr” iseniz, azgın azınlığa göre potansiyel “sapık” sayılmanızın nedeni de budur.

İşin tuhaf yanı ise bugün bu nefret söylemini tekrar edenlerin kahir ekseriyeti de Genel Başkanı, bir “zina kasedi”yle başa gelen bir partiye oy veriyor.

Evet!

Sizin de tahmin ettiğiniz gibi…

AIDS olmasınlar diye parti teşkilatlarına “güvenli zina brifingleri” veren…

24 Kasım Öğretmenler Günü’nde, öğretmenlere; “Grup seks”ten, “tecavüz”den ve “eşcinsellik”ten bahseden “pornografik” kitaplar hediye eden… 

Evli ve 3 çocuk babası olan yeğeni Hıdır Çakmak, yaşları 11 ila 14 arasında değişen 4 kız çocuğuna defalarca tecavüz ettiği için 20 yıl hapis cezasına çarptırıldığı halde “gık”ını çıkarmayan Kemal Kılıçdaroğlu’nun “CHP’sinden bahsediyorum.

Kemal Kılıçdaroğlu, 20 Kasım’da patlak veren ve son olarak Kepez’de tekrar eden CHP teşkilatlarındaki 20. taciz vakasıyla birlikte tam 105 gündür suskun kalmayı başardı.

Hâlbuki göreve geldiğinde “tecavüz”ler karşısında çok “hassas”mış profili çizmişti.

Tek tek araştırdım…

2010’dan 2014’e kadar, yüzlerce kez; “Irak’ta binlerce Müslüman kadına tecavüzün sorumlusu Recep Bey’dir” diyerek, sınır ötesinde yaşanan ABD vahşetinden bile sayın Cumhurbaşkanımızı sorumlu tutmuş.

Sonra!..

CHP’lilerin o çok sevdiği Beşşar Esad’ın tecavüzleri ayyuka çıkınca da bu iftirayı terk edip, yine sessizliğe bürünmüş.

*

Hatırlarsanız…

Kemal Bey, CHP’nin başına Baykal’ın zina kasediyle geldiğinde, onu “Gandi”ye benzetmişlerdi. 

Kemal Bey de Enis Berberoğlu’nun “casusluk”tan tutuklanmasının ardından başlattığı ve ayak tırnaklarını kaybettiği sözde “adalet yürüyüşü” ile Mahatma Gandi’nin meşhur “Tuz Yürüyüşü”nü hatırlatmış… 

Şeklen değil, eylem olarak da Gandi’yi anımsatmıştı.

CHP’de yaşanan tecavüzler karşısındaki suskunluğuyla, “huy” olarak da Mahatma Gandi’ye benzeyecek diye korkmaya başladım.

Zira!

Gandi de Güney Afrika’da olduğu yıllarda, tecavüze uğrayan iki kadını olaydan sorumlu tutmuş, mağdureleri saçlarını kesmeye zorlamıştı. Tabii, tecavüze teslim oldukları gerekçesiyle kadınları “insanlıklarını kaybetmekle” suçlaması da işin cabası..

Kemal Bey’in, CHP teşkilatlarındaki tecavüz mağduru kadınları, yeterince direnmemekle suçlayıp suçlamadığını bilmem ama…

Geçmişten beri bu tür adi vakalar karşısında dut yemiş bülbül taklidi yaptığı onu tanıyan herkesin malumudur.

Dilerseniz bunu CHP Genel Başkanlığı’ndan yıllar yıllar evvel,  kendi SSK Genel Müdürlüğü döneminde yaşanan elim bir olayla hatırlayalım..

Yıl, 4 Ağustos 1996…

Nagihan Erdemir adlı hasta, o dönem güvenlikten yoksun olan SSK Okmeydanı Hastanesi İntaniye Servisi’nde tedavi görmektedir.

Gece vakti odasına giren bir sapık, bıçağını Erdemir’in boğazına dayadıktan sonra iğrenç emeline ulaşır. 

Bu sırada mağdurenin yatak komşusu kadın da olanları görür, ancak korktuğu için sesini çıkaramaz. 

Mutlu bir evliliği bir de çocuğu olan Erdemir’in yuvası bu olaydan sonra sarsılır.

O çok sevdiği kocası Ahmet, tecavüz olayını her gün eşinin yüzüne vurmaya, hatta onu suçlamaya başlar.

Sonrası malum..

Türkiye’de kadına seçme ve seçilme hakkının verilişinin 63’üncü yıldönümünde boşanırlar.

Zavallı kadın, bırakın SKK tarafından desteklenmeyi, o dönemin parasıyla 100 milyon liralık harcı yatıramadığı için dava açmakta bile zorlanır.

İstanbul Adliyesi 4. İş Mahkemesi’nde görülen ve ikinci duruşmada sonuçlanarak Türk adliye tarihine en kısa sürede sonuçlanan davalardan biri olarak geçen davayla yüzde 80 haklı bulunarak hastaneyi 2.5 milyar lira tazminat ödemeye mahkum eder. Ancak, Yargıtay 9’uncu Hukuk Dairesi kararı bozar ve yargılama yeniden başlar.

Avukatının yardımıyla çalışacak bir iş bulsa da çıkan haberler nedeniyle tanındığı için her seferinde işinden ayrılmak zorunda kalır ve art arda işyeri değiştirir. 

Buna da dayanamayınca, çareyi tanınmamak için başörtüsü takmakta bulur.

***

Ezcümle…

Bugün CHP’de yaşanan tecavüzler karşısında ısrarla sessiz kalmayı tercih eden Kemal Kılıçdaroğlu, kendi sorumluluğundaki bir hastanede meydana gelen tecavüze de sessiz kalmıştı.

Fakat!

Şimdilerde mütedeyyin insanları avlamak için sık sık “başörtüsünü ben çözdüm” diyen Kılıçdaroğlu’nun örttüğü tek kadın, maalesef onun bu çıldırtan sessizliği yüzünden örtünmek zorunda kalan Nagihan Erdemir olmuştu.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Gerçekçi

Bak kimse okumuyor seni neden kendine eziyet ediyorsun 
  • Yanıtla

Daha gerçekçi

Okuyan çok da millete gına geldi artık.Kılıçdaroğlu gibi silik bir siyasiye vâkit ayırmak istemiyorlar !
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23