"Bir "Hayır"cının portresi: Meltem Cumbul!.."
Hıncal Uluç,
“Dünya Altın Konseyi”nin düzenlediği "Takı" yarışmasını sunan Meltem Cumbul’dan:
“Konuya yabancı olduğu için eline verilen metni okudu. Yazılı metni okurken, paragraf başlarında nefes aldı ve “Evet” dedi. Yazılı metinde olmayan "Evet"leri ekledi..”
İster inanın, ister inanmayın “EVET” rekoru kırdı!..” diye bahseder.
Aradan geçen 20 yıldan sonra Cumbul, şimdi de “hayır”larıyla gündemde..
“Partili Cumhurbaşkanı” teklifini de içeren Anayasa değişikliği referandumunda “hayır” oyu kullanacağını açıklayan Cumbul;
“Camiye, kışlaya ve adliyeye siyasetin gireceği”den endişeleniyormuş.
Meltem Cumbul gibi çevirdiği tüm filmlerde, dizilerde ve şarkıcılık girişiminde başarısız olmuş “vasat birinin” bu çıkışının elbette toplumda ciddi bir karşılığı yok.
Yinede, küçük de olsa sinek mide bulandırıyor!..
***
Orta yaş ve üzerindekilerin;
“E be köylü kızı!” klişesiyle tanıdığı Cumbul, meğer filmlerindeki cesur sahneleriyle ünlüymüş.
Kamera karşısında hiçbir sınırının olmadığını ifade eden Cumbul,
“Soyunursam iyi soyunurum” diye başladığı konuşmasını;
"Eğer senaryonun gerektirdiği şekilde soyunursanız izleyicinin gözüne batmaz" diye tamamlıyor.
‘‘Abdülhamid Düşerken’’ adlı filmde, İttihat ve Terakkici bir zabiti canlandıran Mehmet Kurtuluş adlı striptizciyle olan sevişme rolünü okadar abartmış ki,
CHP üyesi ve iyi aile kızı(!) olan Şahnaz Çakıralp adlı oyuncu;
“Nimet” rolündeki Cumbul'un, halleşme sahnelerini çok abarttığını, rol icabı hayatında ilk kez sevişen birini canlandırırken ‘‘daha masum’’ davranmasının uygun olacağını” beyan etmiş.
Şayet o rol Cumbul yerine, Şahnaz Çakıralp’a verilseymiş;
Hanımefendi bu halleşmenin nasıl masum(!) şekilde yapılacağını Cumbul’a ispat edebilirmiş.
**
Meltem Cumbul, filmlerinin ahlaksız sahnelerdeki performansının aksine,
verdiği bir röportajda; mahut halleşmeleri “çile gibi” diyerek özetlemişti.
“Doğu kültüründe büyüyen bir kız” olduğunu söyleyen Cumbul;
“öpüşme ya da sevişme sahnesinde babam, abim, eniştem aklıma gelir. Bu tür sahneler benim için bir azap ve çileye dönüşüyor” demişti.
Eylem ve söylemleri çelişen Cumbul açıklama yapadursun;
Bir Alman TV kanalı, onu 'seks yıldızı' olarak ilan etmiş bile…
***
Madem “magazin”e daldık, kusura bakmazsanız seviyeyi biraz daha aşağı çekeceğim!..
Bir çok erkekle birlikte olan Cumbul;
Kendisinden 24 yaş büyük yönetmen “Yavuz Turgul”dan ayrıldıktan sonra, peşinden 13 yaş küçük Kıvanç Tatlıtuğ ile aşk yaşamış.
Bu ilişkiden sonra da, kendisinden 14 yaş küçük Alican Özbaş ile evlenmiş.
Meltem Cumbul'u istemeyen damadın babası işadamı Erol Özbaş;
"Oğlum kendine anne arıyor" deyip Cumbul’u , "istenmeyen gelin” ilan etmiş.
Kaderin cilvesi olsa gerek;
Gençliğinde;
Türkiye Aile Planlaması Derneği (TAPD)’nin “Doğum Kontrol” kampanyasının
filmlerinde rol alan Cumbul,çok istediği halde “çocuk doğurmadan” boşamış.
Bu arada Meltem Cumbul’un kendisinden 14 yaş küçük eşi Alican Özbaş’a şiddet uygulayıp, “kolunda sigara söndürmesi”, eşinin ise “yumruk atması” nasıl bir psikolojiye sahip olduklarını özetlemeye yeter sanırım.
***
Türkiye’de çevirdiği birkaç dizi ve filmle “star” hülyasına kapılan Meltem Cumbul;
"Hollywood’un bekleme salonlarında yedi yıl bekleyecek bir tip değilim. Ben dünyayı istiyorum." der…
Hollywood’da gazetecilere, sinemacılara ulaştırılmak için hazırladığı tanıtım kataloğu için 100 bin dolar harcar, fakat dolandırılır.
“Hizbullahçının karısı rolü teklif edilse oynarım” diyen Cumbul, Hollywood’da yalnızca 2 dakikalık rol bulur.
Burada aradığını bulamayan Cumbul, bu sefer rotasını Hint sinemasına çevirir, Bollywood’un yolunu tutar.
Tabi orada kaptığı rol da 15 dk’yı geçmez.
“Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer yine kürkçü dükkanıdır” atasözünde olduğu gibi, yine Türkiye’ye döner.
Uzun süre Los Angeles’ta yaşayan Meltem Cumbul, dönme sebebini;
“Türkiye’ye para için döndüm” anlamına gelecek:
“Bir gerçek var, o da insanın ekmeğini kazandığı yerde bu işi yapması en iyisi” cümlesini kurar.
Artık sihirli sözcük “para”dır!..
Bir dönem aldığı astronomik ücretlerle dikkat çeken Cumbul, dizi sektöründe yeniden rol kapmak için fiyatını ciddi şekilde kırar.
Cumbul için “para” denilince akan sular durur.
Kendisine çarparak omzundan yaralayan sürücüye verilen 3 bin lira para cezasını az bulsa da, 3 bin 500 liralık hastane masrafını alınca davadan vazgeçer.
ÇYDD Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan'ın, Meltem Cumbul'a imzalayarak verdiği “Çağdaşlaşma Yolunda” adlı kitabın, İstanbul Taksim'de bir sahafta satılıyor olması çok ses getirir.
***
Cumbul’un sunuculuk kariyeri de tam bir felakettir!..
2004 yılında Türkiye’de düzenlenen Eurovision finali öncesindeki son provalarda, Kıbrıs Rum kesiminden canlı yayında puanları bildiren kişinin "İyi akşamlar Konstantinopolis" demesi krize neden olur..
Eğer Korhan Abay, rum terbiyesizine müdahale etmese, olay daha da büyüyecektir.
O gece 3 ayrı kıyafet değiştiren Meltem Cumbul, tıpkı FETÖ’cüler gibi, programı; “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözleriyle kapatır.
Meltem Cumbul, o kadar başarılı(!) olmuştur ki;
“BBC, Cumbul’un İngilizcesini “İngilizce”ye çevirmek zorunda kalmıştır!..
Tüm bu olup bitenden sonra yüzü kızarmayan Cumbul, yarışmadan sonra verdiği bir demeçte;
“Ben Türkiye'nin yüzüyüm” deme yüzsüzlüğünü de gösterir!..
Hazır “yüz” demişken;
Yalçın Küçük’ün Meltem Cumbul tarifini es geçmek olmaz.
Küçük, Cumbul’u:
“Çok dişli bir kadındır kendisi…
“Dudakları, dişlerini örtmeye yetmiyor. Güldüğü zaman korkutuyor.” diye tarif eder.
***
Cumbul’un politik kariyeri de pek parlak değildir..
2007 seçimleri öncesinde KADER’in başlattığı, kadınların listelerde ilk üç sırada yer almasını sağlamak amacıyla düzenlenen kampanyada “bıyık” ve “kravat” takar.
Cumbul’un bıyıklı fotoğrafları otobüs duraklarında, billboardlarda, mağaza vitrinlerinde yaklaşık 1 ay boyunca kalır.
Fakat Cumbul’un bu “erkeksi” halini kimse yadırgamaz.
Bu durum ünlü kadın dergisi Options’ın,1998 yılı Haziran sayısında Meltem Cumbul için yaptığı;
“Üçgen vücudu ve gelişmiş pazularıyla, kot reklamlarında rahatlıkla oynayabilecek bir fiziksel yapıya sahip” tarifinde ne kadar haklı olduğunun ispatı mahiyetindedir.
Kendisini;
"Ben cinsiyetsiz yani unisex görünen biriyim..." diye özetleyen,
“Beni gıcık bulanlar varsa problem muhakkak bendedir” diyen Cumbul;
“Taksim Gezi Parkı olayları”nda da en önde yer almış, bizatihi nöbetlere katılmıştır.
Meltem Cumbul’un;
“Mesele sadece Gezi Parkı değil arkadaş. Sen hâla anlamadın mı?” diyen “Yılan Hikayesi” adlı dizideki rol arkadaşı Mehmet Ali Alabora’nın yerine,
“Oyuncular Sendikası Başkanı” seçilmesini de, tesadüfle izah etmek mümkün değildir.
***
Son olarak;
“Hayır” cephesinin ilk sesini yükselten ünlü(!)sü olan Cumbul;
19 Mayıs gecesi gazetecilere sarhoş bir halde yakalanınca;
"Bugün 19 Mayıs, kimsenin beni alkollü görmesini istemem." diyecek kadar trajikomik biridir.
Hele,
Para sıkıntısı için Türkan Saylan’ın kitabını satan, trafik kazasından gelecek 3 bin TL için takla atan Meltem Cumbul’un;
Çürümeye terk edilen Atatürk Kültür Merkezi (AKM) hakkında
“Bırakın biz onarırız” lakırdısı, züğürt tesellisinden başka bir şey değildir.
Görüldüğü gibi;
Meltem Cumbul cephesinde durum bundan ibaret.
Biz maskeleri düşürelim de, eğer hala “HAYIR”cılardan medet umacaksanız, siz bilirsiniz!..