• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
TÜM YAZILARI
24 Mayıs 2020

Bayramımız mübarektir!

“Iydiniz said, ömrünüz mezid, makamınız cennet olsun!” derlerdi eskilerimiz, bayram kutlamasında…

Bu, “Bayramınız kutlu, ömrünüz uzun, yeriniz cennet olsun” anlamında bir dua idi ki, dua, ecdadımızın vazgeçilmeziydi: Her daim birbirlerine dua ederlerdi.

Koronavirüs yüzünden bu bayramı evde geçiriyor olmamız, bayramın şanını- şerefini ve neşesini hissetmemize mani değil. Tabii yüz yüze görüşemediğimiz sevdiklerimize dua etmeye, sevgimizi bir şekilde onlara hissettirmeye de mani değil.

Yine de eski bayram kutlamalarında bir azamet vardı: Ziyaretler, el öpmeler, harçlık vermeler, “bayram sofrası” kurmalar hep bu azametin parçalarıydı.

Eski bayramlar geleneksel bir sistem içinde kutlanırdı. Sistemin temel ekseni “toplumsal sevgi” oluşturma gayesine yönelikti. “Hediyeleşme-yardımlaşma” ve “paylaşma” bu gayenin ayrıntılarıydı.

Bayram günleri İslâmın “kardeşlik”düsturunun hayatı bütünüyle kuşattığı günlerdi. Verecek hiçbir şeyi olmayanlar bile din kardeşlerine gülümser, böylece “sadaka sevabı” kazanırlardı.

Çünkü hayat geçici heveslerin değil, ebediyetin hizmetindeydi. Yürek pusulaları kıbleyi gösterir, evler dâhil her şey kıbleye dönük olurdu. Bayramlar bu çerçevede yaşanan bir hayatın güzellemeleriydi.

Peygamber-i Âlişan Efendimizin vahye dayalı olarak getirdiği “Yürek İnkılâbı”nın özü ve özeti olan “sevmek”le “vermek” (paylaşma) esası, bayramlarda zirveye çıkardı.

Bu çerçevede küsler barıştırılır, bayrama sevgi eksenli bir anlayış içinde gönül gönüle girilirdi.

Bunu sağlamak için de, Osmanlı mahallesinin saygın yaşlıları, bayram öncesinde mahallenin küslerini tespit eder, gide gele uzlaşma noktaları bulunur, küsleri barıştırılıp bayrama mutlu bir şekilde girmeleri temin edilirdi.

Bu gelenek toplumsal barışın temelini teşkil ederdi.

İslâmî hayatın “sevme” esası böylece hayata geçtikten sonra, sıra “verme”ye gelirdi. Bunun adı “infak”tı: Malını Allah yolunda, sırf Allah rızası için sarf etmek anlamına geliyordu. “Sarf” o denli geniş alanları kapsardı ki, bunun bir ucunda devlet, bir ucunda saray, bir ucunda vakıf müesseseler ve imaretler (bedava yemek yenen yerler) bulunurdu…

İnfak o kadar yaygındı ki, Osmanlı Devleti’ni gezen Avrupalı gezginler “Dilencisiz bir toplumsal yapı”dan söz etmek zorunda kalıyor, kendi ülkeleri adına “utanç” belirtiyorlardı.

Bazı olumsuzluklara, değişmelere rağmen bayramlarımız hâlâ güzel, hala bize özel! Korona yasağından önce bayramlarımızın tatil gibi algılanmasına, şehir dışına çıkılmasına hiç takılmıyorum. Çünkü gidilen yerlerde de bayram yaşanabilir.

Önemli olan bayramı içimizde hissetmektir. Önemli olan manevi dünyamızla geleneksel yapıyı buluşturup yaşamaktır…

Şartlar ne olursa olsun, her bayram bir muştudur, derin ufuk ve umuttur. Bayramlarımıza has duygularımızı yitirirsek, korkarım umutlarımızı da yitiririz.

Iydiniz said, ömrünüz mezid, makamınız cennet olsun dostlar…

Kısaca, bayramınız mübarek olsun.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Hakan

Bilmukabele Hocam, ellerinizden öpüyorum.Bayramınız mübarek ola...
  • Yanıtla

Ayşe

Hepimizin ümmet muhammed in iyd i mübarek olsun
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23