• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI

Vehn krizlerinden kurtulalım!

07 Ocak 2026
A


Yaşar Değirmenci İletişim: [email protected]

Vehn krizlerinden kurtulalım!

Yaşar Değirmenci

Bu krizlerden kurtulmadan iflah olmayız.

Hz. Sevban anlatıyor: Rasûlullah buyurdular ki:

“Diğer milletler, tıpkı sofraya yemek için üşüşen insanlar gibi sizin üzerinize üşüşecekler.” Bunun üzerine sahabiler şaşkınlıkla sorarlar: “Ya Rasûlullah, o gün sayımız çok mu az olacak?” Efendimiz: “Hayır” der. “Bilakis, o gün sayınız çok olacak. Fakat siz bir akıntıyla sürüklenen çer-çöp gibi olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden sizin korkunuzu silecek, sizin kalbinize de ‘vehn’ verecek.” Bunun üzerine sahabelerden biri sorar:

 “Vehn nedir ya Rasûlullah?” O da buyurdu ki: “Dünya sevgisi ve ölümü sevmemek, ondan nefret etmek.” 

Peygamber Efendimizin hadisinde bahsedilen “vehn” büyük bir dünyevileşme krizidir. “Vehn” ahirete karşılık dayanılmaz bir şehvetle dünyayı tercih etme krizidir. 


“Vehn” dünyalık kazanımlarını kaybetmeme adına büyük bir cesaretle ahiret kazanımlarını gözden çıkarabilme girişimidir.


“Vehn”, ileri düzeyde bir ırkçılık ve mezhepçilik sendromu yaşayan ümmetimizin işbirlikçiliğe razı olup ulusal kazanımları adına Müslüman kardeşlerini feda etmeyi göze alabilme kararlılığıdır.

Dünya Müslümanları olarak sayımızın çokluğuna, coğrafyalarımızın her türlü stratejik imkânlarına, petrolümüze, su kaynaklarımıza, maden yataklarımıza, genç nesillerimize rağmen halen ezilmemiz, sömürülmemiz, katledilmemiz ümmetimizin içine düştüğü bu büyük “vehn” krizinden dolayıdır.

Peygamber Efendimizin, “Allah, düşmanlarınızın kalbinden sizin korkunuzu silecek” uyarısında olduğu gibi artık düşmanlarına karşı korku salamayan bir ümmet haline geldik.



Düşmanı korkutacak siyasi ve askeri birliktelikleri oluşturamadığımız gibi ümmetimizi faizci, kapitalist sistemin sömürüsünden kurtaracak kendi ekonomik birlikteliklerimizi ve ekonomik sistemlerimizi de kuramadık. Koca İslam ümmeti olarak faizci kapitalist nizama ve onların para sistemine mahkûm olduk.

“Gönül okşayan nefsanî arzular, özellikle kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşlere, soylu, alnı akıtmalı, ayakları sekili, eğitimli, asil, nışanlı yılkı atlara, sağmal hayvanlara, ekinlere, gelire, kazanca düşkünlük, insanlara, süslenip güzel gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir. Halbuki aydınlık bir ömürlük güzel bir yol, güzel bir hayat Allah katındadır.” (3 Âli İmran 14)

Peygamber Efendimizin “Şüphesiz her ümmetin bir fitnesi vardır. Benim ümmetimin en büyük fitnesi de maldır.” Hadisi şerifinde belirtilen mala, mülke, dünyalık makamlara, sarıldık.


Dünyevileşme hastalığı bizleri öylesine sardı ki amansız bir “vehn” hastalığına tutulduk. Sonunda düşmana karşı mücadele edecek ne takatimiz ne de heyecanımız kaldı. Son günlerde gündeme oturan, bir sürü tanınan bilinen sanatkâr, futbol dünyasından, milliyetçi muhafazakâr olarak bilinenlerin yakalandığı Esrar, eroin, alkol ve madde bağımlısı Müslümanları AMATEM’e götürüp tedavi ettirdik diyelim; peki ya bizim mal, makam, mevkii, koltuğa, lüks ve gösterişe, dünyaya yani maddenin bizzat kendisine bağlanmış Müslümanları bu hâlden kim tedavi edip kurtaracak?

Marka başörtüleri, siyah gözlükleri, yüksek topukları ve lüks cipleriyle gecelere akan, bir konser biletine milyarlar saçan, hiçbir tesettür defilesini kaçırmayan, pahalı telefonlarıyla TikTok videosu çeken, tüm özel hayatlarını Instagram’a açan, kınadığımız ne varsa başına İslami ibaresini koyarak yapan, kadının marka ve lüks bağımlısı tesettürlü Müslüman kızlarımızı kim tedavi edecek?

Sadece zenginlerle oturup kalkan ve bu dünyayı küçük bir cennete çevirmeye çalışan konfor ve madde bağımlısı Müslümanları bu hastalıktan kim kurtaracak?


Peygamber Efendimizin, “Bir sürüye salınan iki aç kurdun sürüye verdiği zarar, kişinin mal ve şeref (makam, mevki, itibar) hırsıyla dine verdiği zarardan daha fazla değildir” hadisinde uyardığı gibi oturduğu makamı korumak veya daha üst bir makama gelebilmek için sürüye dalan bir kurt gibi etrafında kim varsa boğup parçalayıp bir kenara atan, dişinin geçmediği hiçbir makam, dilinin değmediği hiçbir dünyalık bırakmak istemeyen koltuk bağımlısı Müslümanları kim tedavi edecek?


Şeref ve itibarı malda, makamda ve parada gören, bunları kaybedince de itibarını kaybettiğini zanneden, yeniden bir makama gelebilmek için gerekirse ahlakını, adaletini, merhametini ve değerlerini bile gözden çıkarabilen makam bağımlısı Müslümanları kim tedavi edecek?

Hocalığı, din adamlığını “devlet memuru” olarak görüp Allah’ın memuru ve Peygamberimizin vârisi olduğunu unutan, haramlarla, faizle, haksızlıklarla, adaletsizliklerle ilgili gıkını bile çıkaramayan, statükoyu devam ettirmek ve kazanımlarını kaybetmemek adına kendini bile kaybeden bir kısım hocalarımızı kim uyaracak, kendine getirecek, özüne döndürecek?


Müslümanların, tüm bu olup bitene, lükse, israfa, gösterişe, umarsızlığa, pervasızlığa bakarak din ve dindarlıkla ilgili yaptıkları sorgulamalarına kim cevap verecek?

Hiç kimse kusura bakmasın! Bu gidişatımız gidişat değil. Bu dünya sevgisi, bu madde bağımlılığı, bu vehn krizleri hepimizi mahvetti.

Peygamber Efendimizin, “Sizden öncekileri mal sevgisi helak etti. Bu sevgi, onlara akrabalarıyla ve dostlarıyla ilişkiyi kesmeyi emretti. Kestiler. Cimriliği emretti. Cimrileştiler. Günahı emretti. Girdiler. Zulmü emretti. Yaptılar. En sonunda da helak oldular.” uyarısına muhatap olmadan derlenip toparlanalım.

Vehn krizlerinden kurtulalım! Bu krizlerden kurtulmadan iflah olmayız.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Yaman

Kime hitap ediyorsunuz, muhatabınız kim?

Dindar insanlar herşeye rağmen kendilerini koruyorlar

Açık açık söyleyemiyor muhtemelen ama muhatabı pisliğe bulaşmış "münafık" güruh, o yüzden hitab da boşuna ve havada asılı kalıyor
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23