Kurban Arefesi ve düşündürdükleri Haccı diriltelim! “Selam olsun İbrahim”e!”
Kurban Arefesi ve düşündürdükleri Haccı diriltelim! “Selam olsun İbrahim”e!”
Yaşar Değirmenci
“Selam olsun İbrahim’e!” (Saffat 109) Bu selam Allah’’ın selamı. Yani sıradan bir selam değil. Üç büyük davetin atası Hz. İbrahim, “kurban” sınavından alnının akıyla çıkması üzerine alemlerin Rabbi olan Allah’ın selamını hak etmişti.
Allah’ın selamı ahirette “cennet” demektir, bu kesin. Peki, Allah’ın selamı dünyada ne anlama gelir? İşte bu sorunun cevabı yazıyla değil, amelle verilir. Çünkü bu anlatılacak bir şey değil. Ancak yaşamakla bilinir.
Hz. İbrahim’in çağrısının yüz milyonların yüreğinde yankı bulmasının, onlar içerisinden milyonlarca müminin yeryüzünün iman merkezi olan Kâbe’ye hasretle, hürmetle, minnetle, muhabbetle koşmalarının, söz konusu ilahi selamdan bağımsız anlaşılamaz.
Bu büyük iman hamlecisi nasıl bir çığlık salmış ki gök kubbeye, üzerinden bu kadar zaman geçtiği halde o ses hâlâ milyonları peşinden sürüklüyor? Bu davet nasıl bir davet ki, her biri de ebediyyen yaşayacağı iddiasıyla kurulan nice saltanatlar, nice debdebeli Nemrut ve Firavun uygarlıkları, tiranlıklar yerle bir olup tarihin çöplüğüne atılırken, o hâlâ yaşamakta, ışımakta, aydınlatmakta...
İbrahim Halilullah’ın iktidarını böylesine ölümsüz kılan iksir nedir? İnsanlık tarihi hiç sarsılmaz sanılan nice zulüm sitelerinin, kaç küfür merkezinin, kaç zulüm başkentinin kütür kütür yıkılışına, hâk ile yeksân oluşuna şahit oldu. Fakat İbrahim’in Kâbe’si, yeryüzünün bu en sade, en şaşaasız yapısı, tüm o küfür merkezlerine inat bir “özgürlük evi” (beytu’’l-atik) ve bir “Allah güvencesindeki güvenlik merkezi” (Beytullahil-haram) olarak dimdik ayakta nasıl durmakta? Tüm çağların Nemrutlarına, Ebrehelerine, Ebu Cehillerine meydan okumayı nasıl sürdürmekte? İşte bu soruların cevapları da Allah’ın İbrahim Halilullah’a selamından bağımsız anlaşılamaz. Bu çarpıcı gerçeğin insanoğluna verdiği unutulmaz dersler vardır:
Allah adına bu kubbeye salınmış hiçbir ses zayi olmaz!
Allah’tan bağımsız bir başarı planlaması sonu hüsran ile bitecek bir ütopyadır.
Allah’ın yücelttiğini kimse alçaltamaz, Allah’ın alçaklığa mahkûm ettiği ise, hangi zorbalık kullanılırsa kullanılsın ilelebet yüceltilemez.
Hacc ibadeti yapılageldiği sürece, bu gerçekleri insanların gözünden saklamak mümkün olmayacaktır. Sırtına kefenlerini giyip Allah’la yaptığı kula kul olmama sözleşmesini yenilemeye koşan milyonların, haccın ne demeye geldiğini anlayarak bir gün dirilebilecekleri korkusu güç merkezlerinin korkulu rüyası olsa gerektir. Dünyayı haraca kesen, gözyaşı kan ve alın teri üzerine saltanat kuran egemenler, hacc ibadetinin bir gün dirileceği ve milyonları dirilteceğinden ne kadar korksalar yeridir.
Düşünelim: Şu anda bu kutlu beldeyi dolduran milyonlar sırtlarına geçirdikleri ihramlarından başka kaybedecek bir şeyleri olmadığını anlarlarsa ne olur? “Ölmeden evvel ölünüz” sırrını anlarlar da artık ölüm korkusuna karşı bağışıklık kazanırlarsa ne olur? Onları ölümle korkutarak zulüm gemisini yürütmeye çalışan korsanların telaşını gözümüzün önüne getirelim. Düşünelim: Ya Arafat’a çıkan milyonlar marifete erer de kendi sınırlılığını ve Rabbinin sınırsızlığını, güç ve kudretini tanırsa ne olur? Tanırsa ve Arafat “vakfe”sini Allah karşısında ‘kulluk şuuru” ile yaşarsa, istikamet açısındaki sapmaları düzeltip Rabbiyle yeni bir kulluk sözleşmesi yaparsa ne olur?
Meş’’ari’’l-Haram’’da (Müzdelife) “ne için yaratıldığı, dünya hayatının ebedî hayat yolculuğu olduğu” şuurunu yakaladığının düşüncesi gerçekleşirse... Dahası şeytan taşlamanın sembolik bir atış talimi olduğunu anlayıp bu sembolik taliminin sembolize ettiği hakikati kavradıklarını düşünelim! Gerçekten şeytanı ve şeytansıları taşlamanın bir hayat biçimi olarak algılandığını düşünelim! Eğer bunları düşünürsek, haccın ne muhteşem bir potansiyeli bünyesinde barındırdığını fark edeceksiniz. Fark edecek ve var gücünüzle milyonların sesine ses katmak için o lahuti sloganı haykıracaksınız:
“Lebbeyk Allahumme lebbeyk!..”
“Buyur Allah’ım, emrine âmâdeyim, buyur!..”
Haccın ‘’ölüsü’’ bile “dünyalara bedel” diyeceksiniz. Ya haccın dirisi...
Haccı diriltelim ki millet de ümmet de insanlık da dirilsin ve huzur bulsun.