--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ertuğrul Özkök’ten şaşırtan itiraflar 

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
8

 

Akit TV’de Kırmızı Masa programında haber koordinatörü gazeteci, yazar, sosyolog, gönül dostumuz, meslektaşımız Muharrem Coşkun’un misafiri Ertuğrul Özkök’tü. Tabii Ertuğrul Özkök ismi olunca hemen herkes 28 Şubat’ı hatırladı. Basının, medyanın en önemli ismi olduğu gibi hem yazarlığı, hem yöneticiliği, hem de bütün askerî, siyasî ve bürokrasiye nüfuzu itibariyle. Programı baştan sona takip ettim. 

Öncelikle Muharrem Coşkun’un şahsında Akit TV’yi tebrik ediyorum. Gerek gazetemiz Akit, gerekse televizyonumuz Akit; hep zalimin karşısında mazlumun yanında olmuş, her hal ve şartta bu mücadeleyi vermiş, istikâmetini bozmamış basının ve medyanın yüz akı olmuştur.  

Ertuğrul Özkök’ün programa katılması, samimi hali, itirafları, gerçekleri vicdanının sesini duyarak, “nefis muhasebesi” yaparak evinde sohbet ediliyormuş gibi gayet rahat bir şekilde programı bitirmesinden dolayı tebrik ediyorum. Özkök’ün hatalarını kabul etmesi de herkesi şaşırttı. Genelde dikkat edilirse ceza alanlar, hapis cezasını çekenler (o dönemin omuzu kalabalık adamları) hep kendilerini haklı görüp, yaptıklarından utanmadılar, pişman olmadılar, adeta bu görevi gururla ifa ettiklerini söyleyebildiler. Çeşitli uydurdukları bahanelerle serbest kalmaya çalıştılar. Bazıları bu fırsatı elde etti, bir kısmının hesabı öbür âleme kaldı. Bu dünyanın mahkemeleri mutlak adaletin tecelli ettiği mahkemeler değil. Asıl mahkeme mahşerdeki mahkeme… 

Kırmızı Masa programı; basın, medya mensuplarına da örnek olmuştur. 28 Şubat; Kemalizm’in laikliğin kutsallaştırıldığı, bunlara karşı olanlara hayat hakkının tanınmadığı tarihtir. 28 Şubat, içimizi kanatan insanlıktan çıkmış bir avuç azınlığın toplumun bünyesine, fıtratına müdahalede bulunmanın, hormonlu bir yapı ihdas etmenin adıdır. Bağımsız, tarafsız hareket etmesi gereken yargı, 28 Şubat’ta; ne bağımsız, ne de tarafsız hareket etmişti. Hep kendisine biçilen rolü oynamış veya oynatmışlardı. Hukukçuların ve aydınların millete güvenmemesi, sandıktan çıkan sonucu kabullenmemeleri, bize yutturulan demokrasinin vazgeçilmez hastalığıdır. ‘Cumhuriyeti koruma ve kollama’ görevine soyunanlar! Bu kılıf altında yaptığınız yolsuzluklar, batırdığınız ekonomiler, yıktığınız/parçaladığınız aileler, yaşattığınız zulümler, unuttuğunuz insanlık, çürüttüğünüz millî ve manevî değerler, iç düşman ihdas ederek oluşturduğunuz kamplaşmalar, hâlâ kapanmayan yaralar. ‘28 Şubat’ toplumun kimyasını bozan bir harekettir. Millete, demokrasiye, hukuka, insan haklarına karşı olan bir hareket. Durumdan vazife çıkaran, sivil toplum olarak ağırlığını kaybetmeyi, emir almayı göze alan, şahsiyetini, itibarını düşünmeyen, korkak, sünepe, kişiliksiz olmayı kabullenen insanların, dayatmaya çanak tuttuğu bir harekettir. Hukukçuların talim ve terbiyeden geçirilmeye razı olduğu, TBMM’yi oluşturan milletin vekillerinin demokrasi dışı güçlere (hangi mülahaza ile olursa olsun) teslim olduğu bir darbedir. 28 Şubat darbesi; İslâm’ın izlerini silme projesiydi. ‘İrtica tehlikesi’ uydurmasıyla, İslâmî kimliğinin bastırılıp ruh köklerinin kurutulmaya çalışılmasıyla zihnî, itikadî dönüşümü hedefleyip toplumu psikolojik olarak çökerttiler. İslâm; sekülerleşen kesimler için değil, bizzat İslâmî kesimler için bile kolaylıkla ‘vazgeçilebilir’e dönüştü. Gücü ele geçirme, kariyer sahibi, makam sahibi, mülk sahibi, para-pul sahibi olma kaygısıyla değiştirildi. 28 Şubat’ta İslâmî duyarlıklar aşındı, İslâmî duyargalar yıprandı, İslâmî ilkeler, öncelikler hatta değerler adım adım terk edildi. 28 Şubat’ın bu topluma vurduğu en büyük darbe; eğitim, medya, kültür ve gençliğin İslâm’dan arındırılmasının yapıtaşlarını döşemek oldu. Ertuğrul Özkök’ün Kırmızı Masa programındaki davranışları, adı “duayen”e çıkmışlara da örnek olmuştur. Bağırmadan, çığırmadan, muhatabına değer vererek, kavgaya, gürültüye patırtıya dönüştürmeden böyle farklı önemli insanların programı ailece bile izlenebileceğini de göstermiş oldular. Derdi olan adam olduğunu gösterirken de “kibir ve kinin mutlaka bırakılması gerektiğinin” mesajını verdi meslektaşlarına. 

Yıllarca milliyetçi camianın fikir önderlerinden olmuş, çeşitli önemli gazetelerde, dergilerde yazarlık ve yöneticilik yapmış yazarlarımız, Yeni Şafak’tan ayrılmış olan bir sürü meşhur yazarların menfaatleri için değiştirdikleri yol ve yönlerini, yazdıkları yazıları görünce şaşırıyor, hayret ediyorsunuz. Özkök gibi hatalarını kabullenemediler. Nefis muhasebesi yapmadılar. Çalıştıkları yerlerdeki arkadaşlarına, patronlarına olan vefa duygusunu bile esirgediler. Özkök; patronu Aydın Doğan’dan mesai arkadaşlarından, helâllik aldığı M. Ali Birand’da varıncaya kadar programda anlattı. Ayrıca helâllikteki davranışıyla da siyasi çıkar için yapanlara da ders verdi. Canlı yayında ağlayarak helâlleştiğini anlatarak. İkisinin de zarifliği, nazikliği, kibarlıkları da bana “Ben kabalıktan ve katılıktan hoşlanmam” hadis-i şerifini hatırlattı. Ertuğrul Özkök’ün şu hataları da vardı. Suçları kesinleşip cezalandırılmış Selahattin Demirtaş’ın Osman Kavala’nın özgürlüğüne kavuşmasını istemesi, “HDP kapatılmasın” deyişi, Oktay Ekşi çağrılmadığı için önemli siyasilerle görüşmeye gitmemesi, vs. bütün bunlara rağmen itirafı samimiyeti pişmanlığı da ortadaydı. 28 Şubat ile ilgili önemli soruları slaytlarla ekranda gösterilmesi, sorulara cevap verirken bir sürü olaylardan bahsedilmesi, o dönemin önemli siyasilerin yaptıklarının anlatılması da ders çıkarılıp ibret alınması gereken güzellikteydi. Programdan Ertuğrul Özkök’ün Mehmet Ali Birand ile yaşadığını canlı yayında ağlayarak helalleştiğini söylemesi programa renk katan görüntülerdi. Tabii bunların yanında yazıya sığmayan konuşulması gereken meseleler de var. Bilhassa dindar kesim hatasını kabul etmez pişman olmaz hatta günahını savunur ama Ertuğrul Özkök bu duruma düşmedi. Aynı zamanda da sağduyu sahibi insanlar verdikleri mücadeleyi dünyevileşme hastalıklarında kullandılar. Allah rızasını kaybettiler. Yapılan bütün ameller Allah’ın rızasını kazanmak için, yaşadıkları da dünyaya imtihan için gönderildiğinin mücadelesiydi. Tebrikler, teşekkürler… 

 

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle