--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Düşünen düşündüren bir Bayram

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
0

Dünün güzelliklerini yaşayan ve yaşatanlar hep samimiyetle, ihlâsla yola çıktılar. “En güzel yemek, en çok elin uzandığı yemektir” hikmetini sofralarını bölüşmekle yaşadılar.

 Evet, biz de ekmeğimizi, sevgimizi, güzel niyetlerimizi bölüşmenin, duaların sıcaklığında tek yürek olmanın hazzını yaşayalım. Birlik, beraberlik ve ayrılıktan kurtuluş şiarımız olsun!

Rabbimize sonsuz hamdü senalar olsun ki: Bizi insan yaratmış, İslâm’la şereflendirmiş. Bizleri, bu güzel günlere tekrar kavuşturmuş. Evet, Bunun şükrü nasıl ödenir? Sevdiklerini sevmek yolun başlangıcı değil mi?

 “Allah’ım bu mübarek günlerde ateş altında, seni zikreden, soğuğa, açlığa, bombaya karşı Allah diyen, sana sığınan, deprem-sel-yangın gibi felaketleri yaşayan din kardeşlerimize yardım et. Bu milleti-bu ümmeti küffarın zulmünden kurtar, bu aziz dini payidar eyle! Devletimizi-vatanımızı-milletimizi koru Yarabbi…”

Değerli okuyucularım, hepimizin Ramazan Bayramı mübarek, günü İslâm’ın nuruyla aydınlık, İlahî hikmetlerden nasibi bol olsun. Bu dünyaya bir kere gelme şansı olan insanoğlu bu fırsatı çok dikkatli ve hassasiyetle değerlendirmek zorunda değil mi? Ramazan sonu ve Ramazan başının ferdi muhasebesi ne kadar önemli? Kendimizden hangi zaafı, aştık? Hangi güzelliğe ulaştık? Ne kadar iyiye güzele yol aldık? Dünümüz-günümüz-yarınımızın muhasebesi…

Kişiden cemiyete, basından siyasete dedikodu ve dijital işgalin sarmalı içindeyiz. Dedikodu ötesinde samimi, ümitli, muhabbetli söz var mı? Bu fitne bereketimizi kurutuyor. Farkında değiliz.

Bayramlar, bizi biz yapan kültür değerlerimizin demetidir. Dostlarımızı büyüklerimizi aramak, sevgimizi saygımızı dile getirmek ve bir muhabbet ikliminde yaşamaktır. İslâm dinînin özü olan cemaat şuuru bayramlarda yaşanır. Bayramlarda iştirakin, birlikte olmanın güzelliği vardır. Amma, şuursuzca tahrip ettiğimiz kültür hayatımızın yıkılan abidelerinden birisi de bayramlardır. Artık bayramlar dinî, millî bir kaynaşma zamanı değil, tatil sevincidir. Ölçüsüz, insan tüketen şehirleşme modelimiz, şehirleri ne yazık ki yaşanmaz hale getirmiştir. Bu şartlarda bayramı gözleyip kaçanları da kınamamak gerekiyor. Ancak kültür tahribatı, önümüze çok pahalı faturalar uzatıyor. Batılılaşma uğruna, kalkınma anlayışı ve kalkınma modelleri batıdan, “bu mutlak iyidir, bu mutlak en güzeldir” inancıyla ithal edildiği için bizi büyük yanlışlara getirmiştir.  En büyük çıkmaz sokağımız ise kimlik buhranıdır. Kimlik buhranı içerisine cemiyetimizin hayat tarzı ve kıymet hükümleri de altüst olmuştur.

Ümmetin coğrafyası kundaklanıyor. Onlar öldürmeye doymadı, biz ölmeye. Onlar zulme doymadı, biz mazlumluğa. Hüzün sağanaklarından umut devşirmesini düşmanlarımız öğretti bize. Toprağımızı, saadetimizi, ağız tadımızı çaldırmışız. Hatta bayramlarımızı bile. Ağlamak yetmiyor, dövünmek, sızlanmak pek bir şeyi halletmiyor. Biz bu coğrafyanın, bu insanın mesuliyetini duymak zorundayız. Bayram’ın bu sorumluluk şuuru ile Müslüman Türk dünyasının birliğini İslam âleminin bu bölük-pörçük halden kurtarılmasını dirliğini sağlamasını niyaz edelim. Hepimiz içerisine sürüklendiğimiz gafletten uyanalım. Dinî hayatımız artık milleti ortak mukaddeslerde toplamıyor. Hâlbuki kitap belli, Peygamber buyruğu belli, ama ne yazık ki herkesin ayrı bir “İslâm dini” anlayışı var. Bu yanlışlıktan kurtulup tevhide ermeye mecburuz. 

Bayramlarda bütün özlemler coşuyor, umutlar hüzünlerle birleşiyor, hayatın bütünlüğü ile hakikatin bütünlüğü arasındaki ayniyet bizi çoğaltıyor, büyütüyor, taşırıyor. Bunun için gülümserken ağlıyoruz, ağlarken gülümsüyoruz. Bunun için mesafeler eriyor, zaman ve mekân farklarının ötesinde yakınlıklar doğuyor. Bütün mesele, yaşanan tecellileri şuura yansıtabilecek düşünce ve değişim kıvamının oluşmasını temin etmekte düğümleniyor. 

Yüce Kitabımızı, duvardaki süslü kabın içinden çıkarıp, hayatın içine katabildik mi? Kullarını “Onlar, sırf Rab’lerinin rızasını kazanmak için sabreder, namazlarını tam gerektiği şekilde kılarlar. Kendilerine ihsan ettiğimiz rızıklardan gerek gizli gerek açık bir şekilde (Allah yolunda, Allah için) bağışta bulunur ve kötülüğe iyilikle mukabele ederler. İşte dünya yurdunun güzel akıbetini kazananlar onlardır.” (13 Rad 22) diye tarif eden Rabbimizin beyanını dikkate aldık mı? Unutmazsak, unutulmayız!

Bayramlar; sevindiğiniz kadar değil, sevindirdiğiniz kadar bayramdır. İyilik, yardımseverlik dağıtan, aranan aranılan bir yapımız olmalı. Hayırda, hasenatta yarışan, kaliteli bir yapı. Müjdeleyen, sevdiren, sevindiren özelikler. Gittiği yere huzur ve sükûn götüren saka. Varlığımız, mevcudiyetimiz başkalarına da bayram olur İnşallah…

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle