Cihad eğitimi egitimin cihadı
Mücahit ile haramlar arasında asla bir yakınlık olmamalıdır. İyi bir eğitim ya da eğitimin rabbanîleştirilmesi haramların ve harama kaydıran ortamların kaldırılması, uzaklaştırılması demektir. Haramlarla iç içe bir ortamdan mücahit yetiştirilmesi nasıl mümkün olur? Dini için cihat edecek seviyede bir nesil yetiştirmeyi hedeflemeyen eğitim, nasıl İslami bir eğitim olabilir? Gerçekçi olursak, ne din kolaydır ne de cennet ucuzdur.
Cihadın en önemli merhalelerinden birisi ise, İslam için tehlike arz eden dış ve iç düşmanlara karşı hazırlıklı bulunmaktır. Özellikle İslam dünyası için söylemek gerekirse, bu ülkelerin, ekonomi, teknoloji, beyin gücü ve yetişmiş eleman, asker gücü, savunma endüstrisi ve silah sanayi alanlarında çalışmaları, keza sıcak harp kadar tehlikeli olan soğuk savaş metodlarına karşı uyanık ve hazırlıklı olmaları, gereken her türlü tedbirleri almaları bugün için en hayati ve zaruri cihad yollarının başında gelir.
İslam’da cihadı yerine getirmek için başvurulabilecek bütün bu yollardan sonra, en son olarak Allah yolunda savaşma safhası gelir. Bu da ancak kardeş ülke Filistin, Çeçenistan, Irak, Suriye ve Afganistan’da olduğu gibi, İslam’ın ve Müslümanların varlığı tehdit edildiği ya da bir taarruz karşısında savaş kaçınılmaz olduğu zaman başvurulacak en son çaredir. Ancak, bu husus yanlış anlaşılmamalı ve Müslümanların Müslüman olmayanlarla daima savaş hâlinde olması gerektiği zannedilmemelidir. Savaşmak şeklindeki İslam cihadı, ancak bir tehlike veya taarruz söz konusu olduğunda geçerlidir (Müslüman ülkelerde yaşayan gayrimüslimler ise İslam’ın teminatı altındadır, canları ve malları İslam ve Müslümanlara yönelik yıkıcı faaliyetlere girişmedikleri sürece koruma altındadır)
Cihat, nefse, şeytana ve küfür ehline karşı olacağına göre, nefsi etkileyen unsurlar disiplin altına alınmadan, fiili bir cihat yapmak mümkün olmaz. İslam ile insanı buluşturacak, İslam ile insan arasındaki engelleri kaldıracak her faaliyet de her hal ve şartta mazlumun yanında, zalimin ve zulmün karşısında olma hali de cihat içinde değerlendirilir. Cihat, hayatın içinde bir din anlayışıyla gerçekleşir. Meselâ uyku, insanın yemekten daha aşağı kalabilecek bir ihtiyacı değildir. Yer yer uykunun, yeme ihtiyacını da geçebileceğini söyleyebiliriz. Uykusuz ne kadar ayakta kalabileceğimize ve gıdasız ne kadar kalabileceğimize bakarak uykunun önemi hakkında bilgi sahibi olabiliriz. Günlük altı-yedi saat arasında bir uyku düzeni oluşturulması, aynı saatlerde yatılıp kalkılması, uyku ile yemek arasına en az altı saat bir mesafe konması gibi sebepler hazırlanarak uyku disiplini oluşturulabilir. Bu bile cihadın bir parçasıdır. Nitekim Müzzemmil suresi iyi incelenerek uykunun nereye oturduğu anlaşılabilir. Kur’an davasını yüklenecek nesilleri Allah Teâlâ’nın önce uyku sınavından geçirdiğini, ‘uykudaki başarılarının üzerine onları Kur’an davasını taşıyacak nesil olarak çıkardığını’ görebiliriz orada. Bu bir cihat eğitimidir, öyle görülmeyi gerektirir.
Mücahit ile haramlar arasında da asla bir yakınlık olmamalıdır. İyi bir eğitim ya da eğitimin rabbanîleştirilmesi haramların ve harama kaydıran ortamların kaldırılması, uzaklaştırılması demektir. Haramlarla iç içe bir ortamdan mücahit yetiştirilmesi nasıl mümkün olur? Dini için cihat edecek seviyede bir nesil yetiştirmeyi hedeflemeyen eğitim, nasıl İslami bir eğitim olabilir? Gerçekçi olursak, ne din kolaydır ne de cennet ucuzdur.
Bu da bir cihat eğitimidir. Söze ve yoruma gerek yoktur. Kur’an, her şeyi gayet açık söylüyor. Tevbe suresinin 111 ve 112. âyetleri üzerinde tefekkür edersek;
‘Gerçek şu ki Allah, mü’minlerden cennet karşılığında canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda çarpışırlar; öldürseler de öldürülseler de bu; Tevrat, İncil ve Kur’an’da Allah’ın değişmez bir vaadidir. Kim Allah’tan dahi iyi sözünde durabilir? Öyleyse kutlu olsun size yaptığınız sözleşmeniz. İşte bu, büyük kurtuluştur.’ (9 Tevbe 111) Bu âyet, mücahit mü’min kulların özelliklerini anlattı. Gelelim 112. âyete:
‘Günahlardan uzaklaşan tevbekârlar,
İbadetlerine devam eden âbidler,
Allah’a övgülerde bulunan hâmidler,
Lezzetlerden uzaklaşarak oruç tutan zahidler,
Rukü ve secdeleriyle Rablerine boyun eğenler,
İyiliği emredip kötülüğü engelleyenler ve
Allah’ın belirlediği sınırları aşmayanlar var ya!
O halde müjdele o mü’minleri.’
Bu âyet de cihat etmeye müsait mü’minlerin altyapısını, onların gündeminin neler olabileceğini öğretiyor. Canlarını ve mallarını Allah’a verenlerin kimler olacağını gösteriyor.
Cihat eğitimi görmüş olmak bir anlamda sabır eğitimi görmektir. Eğitimin rabbanîleşmesi açısından bakıldığında, nefsin şehvetlerine, zevk ve keyif düşkünlüğüne, dış şartların baskısına, insanların içinde yalnızlığa, zor anlarda dayanmaya, yaşanan yerlerden uzak kalmaya sabretmeyi becerebilme anlamına gelmektedir. globalleşme kendi kurallarını koymakta ve herkesi o kurallara göre işini yürütmeye mecbur etmektedir fakat biz bunu özür olarak kullanamayız.
Yokluk dönemindeki mü’minlerin yokluğu bir özür olarak kullanıp dinlerine hizmetten geri kalamadıkları gibi biz de köyleşen dünyada, kuralları bizim koyamadığımızı ileri süremeyeceğiz.
İmkânsızlıklar içinde iş üretebilmek, dinimizi yaşamak bizim imtihanımızdır. Bizden öncekiler bu imtihanı farklı bir şekilde yaşadıkları gibi bizden sonrakiler de daha farklı bir imtihan yaşayacaklardır elbette. Değişmeye müsait kurallarımız zaten değişebilmektedir ama sabit değerlerimize hiçbir zarar vermeden, küçülen dünyada büyük kalmak, eğitimin cihat, cihadın eğitim muamelesi görmesi ile mümkündür.
Kendi tebliğimizi yapabilmek cihat ise cihadımızdır, ibadet ise ibadetimizdir, eğitim ise, eğitimimizdir.







