--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bereketin Kaynağı

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci

Tohum ekerken, ağaç dikerken, yalnız kendiniz için yapmayın! Bütün insanların, hatta hayvanların, kuşların fayda görmesine, rızıklanmasına niyet etmelidir, böyle niyet edilirse, hasat bereketli olur. Meyveler, mahsûller kaldırılınca, fakirin hakkı olan öşrünü hemen vermelidir. Öşrü verilmeyen malın tamamı haram olur, yemesi, kullanılması caiz olmaz

AllahÛ Teâlâ buyuruyor: “O kimseler ki onlar mallarını fisebilillâh infak ederler; sonra infak ettikleri sadakalarına başa kakma ve eza gibi şeyleri tâbi kılmazlar. Onlar için Rableri indinde mahfuz selâm vardır. Binaenaleyh onlar üzerine korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar.” (Bakara Sûresi, 261-262)

İyi kalpli sâlih bir ihtiyar vardı. Çiftçilikle uğraşırdı. Bağı, bahçesi, tarlası mevcut idi. Tarlasına tohum ekerken, önce iki rekât namaz kılar, sonra şöyle dua ederdi: Ya Rabbi, her şeyi ve hepimizi, yoktan var eden Sensin. Ben senin zayıf bir kulunum. Şimdi toprağa atacağım tohumları Senin kudretin ve merhametine teslim ediyorum. Onları yeşert ve bütün canlılar için bereketli kıl!”

O DENLİ DAĞITMASINA RAĞMEN DAHA ÇOK MAHSUL KALDIRIRDI

Her ekim zamanı böyle dua ederdi. Cenâb-ı Hak da onun tarlasını hep bereketli kılardı. Bağ ve bahçesindeki meyvelerden herkesin yemesini isterdi. Onun helâl ettiğini bildikleri için gelip geçen herkes onun bağına bahçesine uğrar, yiyip içerlerdi. Herkesin yiyip içmesine rağmen, o yine herkesten çok mahsul kaldırırdı.

Günün birinde, bu hayırsever ihtiyar vefat etti. Geriye üç oğlu kaldı. Bağ bozumu zamanı, çocukları kendi aralarında şöyle konuştular: Biz babamız gibi yaparsak geriye çok az mal kalır, sıkıntıya düşeriz. Bunun için kimseye haber vermeden, sabah erkenden gidip, kimse gelmeden meyveleri toplayalım.

Sabah erkenden kalkıp bağa vardılar. Daha ortalık yeni ağarıyordu. İçlerinden birisi: Etrafa dikkatle bakın, fakirler gelecek olurlarsa bağa almayalım, dedi. Diğeri de: Bunlar bizim kendi malımız, onların ne hakkı olacak, tabiî ki içeriye almayacağız, dedi.

HATALARINI ANLADILAR AMA ARTIK İŞ İŞTEN GEÇMİŞTİ

Böyle konuşurlarken bağın içine girdiler. Fakat hayretler içinde kaldılar. Önce kendi bağları olup olmadığında tereddüte düştüler. Etrafa iyice bakınca kendi bağları olduğunu anladılar. O gece yağan dolu sebebiyle bütün asmaların dallarının kırıldığını, üzümlerin toplanamayacak şekilde harap olduğunu dehşet içinde gördüler.

İşte o zaman hatalarını anladılar: Biz, Allah’ın bize verdiği nimetten fakirleri mahrum bırakmak istersek, Allahû Teâlâ da bizi bundan mahrum bırakır, dediler. Üzüntü içinde geri dönerlerken, birbirlerini suçlamaya başladılar.

FAKİRLERİ GÖZETMEZSENİZ ALLAH BÖYLE AZAB EDER

Yolda babalarının her zaman iyilik yapıp ihsanda bulunduğu ihtiyar birisi ile karşılaştılar. O şahıs onları üzüntülü görünce sebebini sordu. Onlar da durumu anlattılar. İhtiyar, gözü doymaz mirasçılara dedi ki: Ben sizin babanızın dostuyum. Onun çok iyiliklerini gördüm. Baba dostu olarak size biraz nasihat etmek istiyorum:

“Kimin malını kimden kaçırıyorsunuz. Fakirleri kimsesizleri gözetmezseniz, işte Allahû Teâlâ size böyle azab eder. Bir musibet bin nasihatten iyidir. Bundan sonra aklınızı başınıza toplayın.”

MAHSUL KALDIRILINCA FAKİRİN HAKKI HEMEN VERİLMELİ

Tohum ekerken, ağaç dikerken, yalnız kendiniz için yapmayın! Bütün insanların, hatta hayvanların, kuşların fayda görmesine, rızıklanmasına niyet etmelidir, böyle niyet edilirse, hasat bereketli olur. Meyveler, mahsuller kaldırılınca, fakirin hakkı olan öşrünü hemen vermelidir. Öşrü verilmeyen malın tamamı haram olur, yemesi kullanılması caiz olmaz. Kimseye vermemek, göstermemek için hırsız gibi mahsulü gece kaldırmamalıdır. Böyle yapılırsa Allahû Teâlâ bereketini kaldırır.

ALLAH İÇİN VERİLENLER MALI HİÇBİR ŞEKİLDE EKSİLMEZ

Allah için verilenler malı eksiltmez. Allahü Teâlâ ve Tekaddes hazretleri verilen sadaka, zekât, öşr sebebiyle mallarda bereket hâsıl eder.

Şuna hayret edilir ki, maalesef günümüzde namazlarını kılan, oruçlarını ve diğer İslâmî ibadetlerini ifa eden, hatta nafile ibadetleri bile terketmeyen birçok Müslüman kardeşimiz, zekât ve öşr konusu üzerinde lakayddırlar. Hâlbuki bunların ifası, yerine getirilmesi Cenâb-ı Hakk’ın emridir, farzdır.

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle