--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Akit kapatılsın! Akit yansın!” diyenlere hatırlatma!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
10

 

Akit gazetesi ve Akit TV’nin de bulunduğu bölümler dahil büyük bir alanın yanması, kendi evimizin yanması gibi hepimizi son derece üzmüştür. Bizler sıradan basın mensupları olmayıp bir aileyiz. Her birimiz de o ailenin mensupları. Aynı dertle dertlenen, aynı sevinci paylaşan, aynı değerlerde birleşen, yaptığı her ameli de Allah’ın Rızası’na uygun olup olmadığına dikkat eden Allah’a kulluğu önceleyen Müslümanlarız. İmtihan dünyasında olduğumuzu da unutmayız.  

Tahribat büyük, zayiat ağır. Hiç kimsenin burnu dahi kanamadan bu felaketten kurtulması en büyük tesellimiz. Kolay değil. Çok yönlü hatıralarımız var. Bağcılar Göztepe Mahallesi tarafındaki gayet mütevazı binamızdan buraya taşınmamız, gelişen teknolojiyi yakalamamız, baskısına en güzel şekilde devam etmesi, merhum Mustafa ağabeyle tebrik, takdir kucaklaşmamız, merhum Hasan Karakaya ile odasında dertleşmemiz, Yalçın Turgut ile çay içmemiz, Hasan Hüseyin Maden ile halleşmemiz, yanan mekânda yaşadıklarımız. Akit TV’nin kurulması için yapılan istişare toplantıları, yemekhanede içtiğimiz çorbalar, evimizin yemeği gibi yediğimiz yemekler. İnsanımızı teyakkuza sevk eden manşetler. Eskiden ayda bir gazetemizde veya tespit edilen bir mekânda Mustafa ağabeyin başkanlığında yazarlar olarak toplanırdık. O ayın değerlendirilmesi yapılır, tenkitler, teklifler, dertler, plan ve projeler konuşulurdu. Şer güçlerin (Biz hep ‘Hilal-Haç) kavgası/mücadelesindeki sorumluluğumuzu konuşur, ihmalimizin olmamasına dikkat ederdik. “Mazlumun yanında, zalimin karşısında olmak” her zaman ilkemizdi. Her zulme uğrayan mazlumun sesi, zalimin korkusunun yayınını yaparak sırf milletin değil, ümmetin de sesiyiz. 

Geçmişte yapılan silahlı-bombalı saldırılar, cuntacılar tarafından yöneltilen tehditler, yayınlarında hakkı hakikati haykırmasından rahatsız olan gürûhların gazetemizin sesini kesmeye yönelik girişimleri, kalaşnikofların susturamadığı, bahçeye atılan bombaların sesini kısamadığı, cuntacıların haykırışına ket vuramadığı Akit Medya’yı elbette bu yangın da susturamazdı ve susturamadı. Bu özelliklere haiz gazetemizdeki yangın; ister istemez aklıma ‘sabotaj’ ihtimalini getirdiği için büyük bir ciddiyetle araştırılıp incelenmesinin şart olduğunu gösteriyor. 

Yeni Akit, sadece bir yayın organı değil, yeri geldi sesi oldu, yeri geldi büyük bedeller ödedi ama asla ve asla yılmadı. Millî ve manevî davanın galebesi için uğraştı. Savunuculuğunu yaptı. Hakkı şiar edinirken, bir holdingin yanında olmadığı gibi, Avrupa fonlarından beslenmedi, vesayet rejimine her daim karşı oldu. Hakkı haykıran ilkeli, dürüst ve cesur yayın politikasıyla bugünlere geldi. Aynı gazetede yer almak, sıradan değil özel bir anlam taşıyor. Kelimeye yansıyamayacak kadar samimiyet/içtenlik, duygu yüklü, bir hizmet kervanı. Her birimiz, yaşadığımız şu imtihan dünyasında, özellikle içinden geçtiğimiz şu musibet demlerinde, nasıl bir duruş ortaya koyduğumuzu sorgulamalıyız. Dahası, İslam’a nispetimizin sahihliğini, Rabbimizle ve kendimizle olan ilişkimizi, imana ve inkâra karşı duruşumuzu test etmeliyiz. Ehli-i küfür her zaman gazetemizi ve Akit TV’yi hedef tahtasına oturtmuştu. Baskılara karşı her zaman dik durdu. Hayata menfaatlerin yön verdiği günümüzde, hak yolda çaba gösterebilmenin faziletini yaşayarak ayakta kalan medyanın tek örneği. (Şer İttifakı’na bakarak daha iyi anlaşılır. Sadece Ahmet Taşgetiren’e bakmak bile yeter.) Basında doldurulmaz yeri olan, aydınlatma, uyandırma, ölü zihinleri diriltme, şuurlandırma görevini yerine getiriyor.

Basının temel taşları; emperyalizmin pençesine düşmüş, zihnen işgale uğramış, ihanetlerine maruz kalmıştı. Uyuşturulmuş İslâm dünyasını da gafletten; Akit Gazetesi, ‘yangını haber veren çığlık’ ile uyandırmaya çalıştı her zaman. 

“Emri bil maruf, nehyi anil münker”i gazetemiz Akit ve Akit TV olarak da yapmaları (3/104, 9/71, 72 11/116. ayetlerini de hatırlattı.) adeta her hal ve şartta yaşanan bir dinin medyadaki temsilciliği yapılıyor. Bütün bunlardan kim rahatsız olur? Soralım;

Mazlumun yanında, zalimin karşısında mısınız? Kâfire karşı şiddetli, Mümine karşı müşfik misiniz? Hakkın yanında Batıl’ın karşısında mısınız? Bütün şer güçlerle mücadele mi ediyorsunuz? Zillet ittifakına karşı milletin değerleriyle barışık olmayan ama adını Millet İttifakı koyan Zillet ittifakına karşı “Cumhur İttifakı”nı mı destekliyorsunuz? Siyonizme, sabataistlere karşı mısınız? Düşenin dostu, düşürenin düşmanı mısınız? İradenizle değil de emir komuta talimatıyla mı hareket ediyorsunuz? Allah ve Resulünü bırakıp mutlak itaat mı diyorsunuz? Kendinizin dışındakilere hayat hakkı tanımıyor musunuz? Sadece kendi doğrularınıza mı inanıyorsunuz? Konan ve uyulması emredilen ilahi ölçüler yerine kendi koyduğunuz ölçülere mi uyuyorsunuz? Yangın sonrası sosyal medyadan çirkefçe paylaşımlar yaparak kin ve nefret kusan insan kılıklı mahlûkat da kendini, tıynetini gösteriyor. Neler yazıp çizmediler ki. Kimisi sevincinden, “Bırakın yansınlar!” dedi. Kimisi müfteri kimlikle, “Seçim öncesi belge-bilgi yakıyorlar” iftirasını attı. Akit kapatılsın! Akit yansın! Bunu söyleyebilen, şefkatsiz, merhametsiz, uşaklık yapanlara “insan” bile denmez. Çünkü bütün dinler varlıkların içinde önce insana gönderilmiştir. Bu güruh insanlıktan nasibini alamadıkları için yazımın başlığını yazabiliyor, söyleyebiliyorlar. Bizler hidayetleri için dua ederiz. Kalpleri, gözleri, kulakları mühürlü iseler Allah Teala kahreylesin! 

Akit susmayacak, susturulamayacak, kirli dünyanın kirli adamlarının korkulu rüyası olmaya, bütün kirli ilişkileri ortaya çıkaracak, maskeleri indirmeye devamedecek. Allah’ın izni ile...

Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Durmak yok. Ümmetin, milletin, insanlığın sesi olmaya devam...  

 

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle