• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Turgut Emin
Turgut Emin
TÜM YAZILARI
16 Eylül 2020

Fransa’nın derdi ne?

Durup dururken, Fransa’nın bu Türk Halkı sevgisi(!) ve Erdoğan nefreti nereden çıktı? Macron denen kılkuyruğun Yunan aşkı, tam yüzyıl sonra tekrar niye depreşti?

Türkiye’deki muhalefetle el ele verip Erdoğan’dan kurtulma planını, ABD Başkan adayı Biden’dan sonra, Macron uyuzunun da açıkça söylemesi, sadece tesadüf müdür?.. 

Üstelik tam da Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Dostlarımızla el ele iktidara yürüyoruz” sözü ortadayken...

Ne diyorsunuz?..

Haydi gelin parçadan biraz uzaklaşıp, büyük filmin bütününe göz atalım...

1.Cihan Harbi galiplerinden İngiltere, Fransa ve İtalya  topraklarımızı masa üzerinde paylaşırlarken;  Suriye, Lübnan ve  Akdeniz’in güney kıyılarına, Fransa yeşillendi... İngiliz’le birlikte, özellikle petrol havzalarını kardeş payı yaptılar...

Ne var ki bu tatlı hayat (Dolçe Vita) kısa sürdü.. Hastaneden taburcu olan Almanya; Avrupa ve Rusya’ ya yürürken Kuzey Afrika’ya da yürümüştü. Bunun adı 2. Cihan Harbi’ydi...

Ve sonunda,  iriyarı ABD, okyanus ötesinden, hem annesi İngiliz’in hem de Avrupa’nın yardımına yetişip: “Bu savaşın da sonrasının da patronu benim” diyordu...

Sözde Hür Dünya(!)’yı temsil eden ABD patronajındaki bu yeni dünyada, klasik sömürge biçimi façayı bozardı..Avrupa mecburen yeni tip sömürge biçimine geçti. Sömürgelerinde meclisler kurdular, anayasalar yazdılar. Kendi dillerini o ülkelerin resmi dili yaptılar. Kendilerinden bir sömürge valisi tayin etmek yerine, o ülke ileri gelenlerinden yerli valiler oturttular ülke yönetimlerine..

Ama ne olursa olsun büyük patron Sam’dı.. Stratejik ülkelerin yönetimlerini o tayin etmeye başlamıştı bile... İngiltere, ABD lehine büzülme görüntüsü verirken, Fransa ve İtalya zorunlu olarak büzülmüştü..

Yeni düzen (Bilhassa Ortadoğu’da) oturmuştu..ABD’nin çizdiği politikadan sapan ülke yöneticileri; suikast, darbe, muhalefeti bağlama, gibi demokratik(!) yollarla değiştiriliyordu..

İşler yolundaydı...

Ne zaman ki obez kovboyun ekonomisi sinyal vermeye başladı ve “Ben yoruldum çekileceğim” gibi lâflar etmeye başladı; Frenk keferesinin de yüzyıl önceki iştihası hortlayıverdi..

Hortlamasına hortladı da bu sefer karşısında, ameliyat masasında uzuvlarını parçaladıkları ağır hasta yoktu. Karşısında,  ayağa kalkmış, güçlü kuvvetli, yumruklarını sıkmış, gözlerini açmış, beş kıtayı ve kendi bölgesini vuzuhla görebilen, bir Türkiye buldu.. Başında da halkın iradesiyle seçilmiş ve o iradeyi kuşanmış, güçlü, yürekli ve dirayetli bir ‘Başkan’ vardı...

Fransa, hayalleri ile arasında duran bu çelik iradeyi; kâh hiçbir hükmünün olmadığı AB’yi kullanarak; kâh Sam Amca’sını gıdıklayarak; kâh aciz piyonu Yunana gaz vererek geçmek istiyor..

Bu yüzden de Türkiye halkından diye tanıdığı, Can Dündar’lar, Fetö’cüler, PKK’lılar, DHKP-C’liler ve Erdoğan düşmanları ile bir derdinin olmadığını; derdinin Erdoğan olduğunu açıkça söylüyor, Macron uyuzu...

Sanırım sık sık da keşke Türkiye’de “Bizim dışarıda ne işimiz var? ABD’li ve AB’li dostlarımızı kızdırmayalım. Biz içeride geçinir gideriz...” diye düşünen dostlarımız iktidarda olsalardı diye hayıflanıp, iç geçiriyordur...

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı