• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Serdar Demirel
Serdar Demirel
TÜM YAZILARI
04 Aralık 2016

Hindistan gözlemleri: Tac Mahal / el-Fetâva el-Hindiyye

Hindistan zıtların bir arada yaşadığı çok kültürlü, çok dilli ve çok dinli bir medeniyet havzası. Bugün tarihteki ihtişamından çok şey kaybetmiş olsa da tekrardan ayağa kalkmaya başladığının güçlü sinyallerini vermektedir. 

Bazı medeniyet tarihçileri 300 yıl önce Delhi’de mevcut olan refah seviyesinin aynı dönemdeki Paris’in 17 katı olduğunu söylerler. Bunu Delhi’yi görmeden önce kabullenmekte zihnim biraz zorlanıyordu. Ancak özellikle de Hint-Türk devletlerinin bin yıl yönettikleri Hindistan’da yaptıkları eserleri gördüğümde bunun hiç de abartılı bir tesbit olmadığını anladım. 

Muhteşem eserler yapmışlar. Tac Mahal ilk akla gelen olsa da nice farklı eserler Müslümanların bilimde, mimaride, estetikte ulaştığı seviyeyi tartışmasız olarak ortaya sermektedir. Tac Mahal demişken biraz duralım.

Tac Mahal dünyanın dört bir tarafından gelen ziyaretçileri büyülemektedir. Tac Mahal’i ilk karşımda gördüğümde doğrusu ben de masallarda anlatıldığı gibi ihtişamlı bir yapıyla karşı karşıya olduğumu hissettim. Mimariyle şiir yazmışlar. Ama biraz tefekkür edince insan farklı da düşünmeye başlayabiliyor. Ne anlatmak istediğimi şöyle izah edeyim.

Babür İmparatorluğu 5. Hükümdarı Şah Cihan (1592-1666) 1631 tarihinde 38 yaşında iken ölen eşi Ercümend Bânû Begüm’ün hatırasına devletin o günkü başkenti olan Agra’da Yamuna Nehri’nin kenarına bu türbeyi yaptırmış. Kendisi de öldükten sonra buraya defnedilmiştir. Nihâyetinde Tac Mahal bu karı-kocanın naaşlarının olduğu bir türbedir.

Kimi insanlar, bu türbeyi güç ve kudretin temsili olarak görür. Kimisi aşkın ve sevginin sembolü olarak. Kimileri de Şah Cihan’ın, eşine duyduğu sevginin hatırasını bu türbeyle yaşatarak hüznüne teselli aradığını söylemiştir.

Yılda 3 milyondan fazla kişinin ziyaret ettiği, dünyanın 7 harikasından birisi olarak kabul edilen ve 1983 yılından beridir UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Tac Mahal estetiğin de zirvesini temsil eder. Ancak, yine Şah Cihan tarafından hemen Tac Mahal’ın soluna yaptırılmış bir câmi bulunmaktadır. Câmi, Tac Mahal’ın ihtişamının yanında sönük kalmaktadır. 

Birisi Rabbe diğeri sevgiliye adanmış iki yapı, yan yana. Biri mabed, diğeri türbe. Rabbe adanan diğerinin gölgesinde sığıntı gibi durmakta. İçimde keşke câmiyi buraya yaptırmasaydı dedim. Çünkü, “Hangisine olan sevgisi daha büyük?” sorusu aklıma hücum etti...

Beni Şah Cihan yerine el-Fetavâ el-Hindiyye’yi meydana getiren onun üçüncü oğlu Sultan Evrengzib Alemgir (1618 - 1707) daha çok etkiledi, diyebilirim. 

Hanefî mezhebinin fıkhî görüşlerini bir araya getiren meşhur el-Fetâva el-Hindiyye kitabı Evrengzib Alemgir’in emriyle bir ulemâ heyeti tarafından yazılmıştır. Sultan Evrengzib bu çalışmaya aktif olarak katılıp emek vermiştir. Kendisi de ilim ehli bir kişiliktir. Eserin basılması için de şahsi malından 200 bin rupi harcadığı aktarılmaktadır.   

Muhteşem Kırmızı Kale içindeki mezarını ve ibâdet ettiği mescidini ziyaret edip kendisine dua ettik. Babasının izlediği yolu izlememiş, 50 yıl kadar süren hükümdarlığı döneminde zühd hayatını tercih etmiş, İslâm’ın esaslarını tatbik etmeye ve sünneti ihya etmeye gayret göstermiştir. Hindistan’ın İslâmlaşması için de bugün bile duayla yâd edilecek çalışmalarda bulunmuştur. 

“Şah Cihan ve diğer kudretli bazı sultanlar da Evrengzib gibi yaşasaydı, ömrünü halkın İslâmlaşmasına adasaydı, bugün Hindistan’ın dinî nüfus dağılımı nasıl olurdu?” diye bazı âlimlere sordum. “Bugün Hindistan’ın Hindu olan nüfusunun yüzde 80’i Müslüman olurdu”, cevabını verdiler. Ben Tac Mahal’a biraz da bu gözle baktım. 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23