İstanbul Sözleşmesi zehirli meyvedir!

08 Haziran 2019 Cumartesi

01.06.2019 tarihinde Haliç Kongre ve Kültür Merkezinde Sayın Cumhurbaşkanımızın katılımı ile MİLLİ İRADE toplantısı gerçekleştirildi. MİLLİ İRADE toplantısına şehrimizin dernek ve vakıf başkanları ile kanaat önderleri katıldı. 

Yaklaşık 750 civarındaki katılımcı sözlü veya yazılı olarak temel meseleleri Cumhurbaşkanımıza bizzat ifade ettiler. Aile politikalarının hataları yönlerini, İstanbul Sözleşmesini ve 6284 sayılı yasayı eleştiren bir katılımcının konuşması defalarca büyük alkış ve tebrik aldı. Bu konuşmanın üzerine söz alan bir kadın derneği temsilcisi avukat hanım; İstanbul Sözleşmesi’nin arkasında olduklarını söyleyerek savunmaya kalktığında büyük bir protesto ile yuhalandı. Sayın Cumhurbaşkanımız topluluğu sakinleştirerek İSTANBUL SÖZLEŞMESİ NAS DEĞİLDİR” sözünü sarf ederek protestolarının haklılığını ve sözleşmenin kaldırılabileceğini ifade etti.

Bu yazımızda protestolarla karşılanan bu sözleşmenin kapsamından söz etmek istiyoruz:

Türkiye, Avrupa Konseyi (İstanbul) Sözleşmesi’ni 11 Mayıs 2011tarihinde imzalamış ve 14 Mart 2014’de onaylamıştır.

Bulgaristan, Hırvatistan ve Macaristan’da reddedilen; Almanya’da çekincelerle ancak 2018 yılında kabul edilen sözleşmeyi, Rusya Federasyonu ise mahzurlu gördüğü için vazgeçme aşamasında bulunmaktadır. İşte bu zehirli meyve/İstanbul Sözleşmesine ilk imzayı (stratejik derinlik iddiasında olan) Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu gururla attığını açıklamıştır. İstanbul Sözleşmesi dayanak tutularak (Ahmet Cevdet Paşa ve Mecelle’ye dil uzatan, İslam Hukuku yoktur diyen) Prof. Dr. İzzet Özgenç tarafından 6284 sayılı yasa olarak hazırlanmıştır.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİN 

KAPSAMI VE YAPTIRIMLARI 

a- Anayasa 90/5 m. uyarınca, İstanbul Sözleşmesi Kanun hükmündedir. Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. İstanbul Sözleşmesi hükümleri Yasama, Yürütme ve Yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ile kişileri bağlayan temel hukuk kuralıdır.

b- Taraf devletler kadınların daha aşağı düzeyde olduğu düşüncesine veya kadınların ve erkeklerin toplumsal olarak klişeleşmiş rollerine dayalı önyargıların, törelerin, geleneklerin ve diğer uygulamaların kökünün kazınması amacıyla kadınların ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarının değiştirilmesine yardımcı olacak önlemleri alacaklardır.

c- Taraf devletler, kültür, töre, din, gelenek veya sözde “namus” gibi kavramların bu Sözleşme kapsamındaki herhangi bir şiddet (fiziki, psikolojik, cinsel ve ekonomik) eylemine gerekçe olarak kullanılmamasını temin edeceklerdir. Bu özellikle, mağdurun kültürel, dini, sosyal ya da geleneksel olarak kabul gören uygun davranış normlarını ve törelerini ihlal ettiği iddialarını da içermektedir.

d- LGTBİ (eşcinsel ve benzerleri) bireyleri İstanbul Sözleşmesinin sağladığı koruma kapsamındadır. 5237 sayılı yeni Ceza Kanunu’nda da aynı şekilde tarafları «Kişi” ve “Kimse” olarak tanımlamak suretiyle cinsiyet eğilimlerini teminat altına almıştır. 

e. İstanbul Sözleşmesi ile “AİLE İÇİ” ifadesi yerine “EV İÇİ” ifadesini kullanılmak suretiyle evlilik veya akrabalık ilişkileri dışında partner, sevgili ve diğer cinsel eğilimli kişilerin de korunma ve yaptırımlardan yararlanması sağlanmıştır.

f-  Ev içi ile birlikte toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ifadesiyle her aşama, her yer ve her zaman diliminde sözleşme ve sözleşmeye bağlı yasanın uygulanmasını genellemektedir. Taraf devletleri her türlü şiddetten sorumlu tutmaktadır.

g- İhbar hakkı ve yükümlülüğü ile tarafların şikâyetçi olmadığı konular için dahi soruşturma ve cezalandırma yolu açılmaktadır.

h- Şiddet (fiziki, psikolojik, cinsel ve ekonomik) dışında ISRARLI TAKİP MAĞDURU tanımı ile yeni bir fiil ve suç ihdas edilmiştir. Her kişi, sıfatı ne olursa olsun, rahatsızlık duyduğu herhangi bir konuda diğer kişileri yaptırımla karşı karşıya bırakabilecektir.

j- Taraf devletler, Sözleşme kapsamındaki şiddet eylemlerinde arabuluculuk ve uzlaştırma da dahil, zorunlu alternatif uyuşmazlık çözüm süreçlerini yasaklamak üzere, gerekli hukuki veya diğer önlemleri alacaklardır. 

İstanbul Sözleşmesi 81 maddeden oluşmaktadır. Türkiye çekince dahi koymadan aynen imzalamıştır. Sözleşme hükümlerine uygun olarak 6284 Sayılı Kanun, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününe denk getirilerek 2012 yılında yürürlüğe konulmuştur.

Ailelerin felâketi demek olan 6284 sayılı yasanın da kaynağı 2011 yılında imzalanan İstanbul Sözleşmesidir. Bu sözleşme taraf ülkelere DİN, KÜLTÜR, TÖRE, NAMUS, GELENEK değerlerinin gerekçe olarak öne sürülmesinin önlenmesini ve kökünün kazınması için gereken yasal ve diğer tedbirlerin alınacağı yükümlülüğünü getirmiştir. 6284 Sayılı Yasa da bu anlayış ve kapsamda hazırlanmıştır. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • BilalBilal9 gün önce
    Bu mudur dindar nesil dindar çocuk yetiştirme şekli. CHP zihniyeti bile bu konuda bu kadar cesur davranamazdı Allah lafzını ağzınızdan düşürmüyorsunuz ama Allahın kanunlarına aykırı her türlü icraatlerde sizden peydah oluyor. Eğer az birşey iman varsa az birşey davalarında samimiyse başımızdakiler bu lanet kanunu kaldırırlar aksi takdirde 20 yıla kalmaz ne dindar nesilden ne muslümanlıktan ne de aile yapımızdan bahsedebiliriz. Bunun vebalini kimse veremez
  • DavudiDavudi9 gün önce
    Harf inkilabı ve şapka inkilabı bile İstanbul sözleşmesinin yanında, yunmuş yıkanmışsayılır. Çinlilerin Uygurların evine birer çinli erkek yerleştirmesi ile denk bir uygulama. Rabbim bu zalim uygulamayı sonlandırsınCenab-ı ALLAH tan başka yerden istiyemeyeceğiz galiba, çünkü her iyi şeye sahip çıkanlar bunu düzeltmeye güçleri yetmiyor anlaşılan, yada zeka ve terbiyeleri bizim umduğunuz düzeyde değil.Ben ki her ortamda Reisi savunuyor ve güveniyorum, ama bu yasayı görünce içime oturuyor. Kahrolsun bu yasanın savunucuları.Derhal kaldırılsın bu İstanbul sözleşmesi ve ona bağlı tüm yasa ve uygulamalar Milletimizden, aile yapısına zarar veren bu uygulamayı AK PARTİ getirdiği için özür dilesin!AK PARTİ VE REİS BU YASAYI KALDIRSIN!
  • Rıfat OKUYANLARRıfat OKUYANLAR9 gün önce
    Selamünaleyküm. İstanbul Sözleşmesi gibi batıdan ithal ve toplumun ahlaki yapısına dinamit koyan bir anlaşma ve uygulamayı gündeme getirdiğiniz için teşekkür ederiz. Lakin sokakta, pazarda, siyasette, televizyonda, internette ve yaşamın her alanında, her gün her saat bu millete pazarlanan birbirinden seviyesiz ve rezil hali ve bu durumu sadece izleyen yetkilileri görünce; tüm bu olan biten ahlaksızlığın yanında, İstanbul Sözleşmesi de nedir ki, diyesi geliyor insanın içinden Sayın Saygılı. Hürmet ve muhabbet ile.
  • Rasit gRasit g9 gün önce
    Demek kimsede allah korkusu kalmamış ki boyle şer sapık vede igrenç bir yasayı millete ragmen yasalaştırıp aile ve neslimizi gencligimizi harap eden ilahi kanunlara karşı fıtrata karşı düşmanca muamele yapan zihniyet ak partide varsa yazık yazıkki bu işin sonu hüsran vede allahın gazabıdır laiklerin cesaret edemedigini malesef hükümet yapmıştır .
  • Çare sizÇare siz9 gün önce
    Böyle önemli bir sözleşme, Cumhurbaşkanı'na sormadan mı imzalanmıştır.Yapmayın Allah aşkına...
  • FerhatFerhat9 gün önce
    Hocam Allah sizden razı olsun bu konuyu sürekli gündemde tuttuğunuz için. İstanbul sözleşmesi resmen bir münafiklik sözleşmesidir. Batıda şeytanın dostlarının olarak nitelendirdiğimizmasonik bir oluşum olan AB nin ve bunlariniradesi doğrultusunda yazılıp çizilen projeler Malesef batıda aile kurumun tamamen cökmesini sağlamıştır. Dolayısı ile kadınların ve lgbt lilerinyasal olarak hukuken üstün konuma getirilmesi erkek ve babaların haklarının gasp edilmesini sağlamıştır. Nitekim herşey kadınların iki dudağının arasında vereceği karara bağlanarak, babaların ve çocukların hak ve hukukları göz ardı edilerek gasp edilmesine yol açmıştır. AB nin ahlaksız liberal düzeni ve yasaları bizim ölçü ve değerlerimize katiyen uyusmamaktadir. Çok üzülerek ifade etmek istiyorum ama politikacıların iz eğer samimi iseler masonik bir kurum olan AB nin seyisligini bırakarak bu münafiklik sözleşmesini iptal etmeleri gerekmekte. Zira bu sözleşmenin açacağızararlar 20 - 30 yıl sonra telafi edilemeyecek kadar tehlikelidir. Bu sözleşme özünden toplumu ifsad etme projesidir. Malesef bu projeye imza atanlar da iblis ile ittifak içerisindedirler. Bu sözlesme ülkemizd Cumhuriyetin kuruluşundaki inkılaplar baskı ve kan ile bize dayatan aynı derin gücün iradesi ile yapılmakta ve hatta daha tehlike arz etmekte. Bu sözleşme Batı'nın bazı ulus devletlerinden telafisi olmayan derin yaralar açtı. Zira mevcut yasalar erkekleri ve babaları evliliten soğutarak toplum arasında gayri meşru iliskilerin tesviklenmesini sagladi. Aile kurumu ise tamamen çöktü. Kısacası özellikle Avusturya ve Almanya'da toplumun milli iradesi tamamen yok oldu. Toplumun yüzde 80 gayri meşru birliktelikler yaşamakta ve bu ilişkilerdengayri meşru çocuklar peydahlamakta. Dolayısı ile bu bu çocuklar baba ve aile ortamından uzak yetişmekte. Bu yetişen çocukların büyük bir oranı ne vatan sevgisi nede inan duygusu mevcut. Dolayısı ile Almanya ve Avusturya'da şu an vatanıni savunacak tek gruplar kadın ve lgbt li gruplar. Zira aşağılanan erkek ve babalar düzene karşı kin ve nefret beslemekte. Nitekim bu projenin özündedünyayı kendi iradeleri dogrultusunda yönetmek isteyen sapkın ve azgın masonik derin gücün toplumları ifsad edebilmek için zehirli bir meyvesi olduğunu anlayamaz bir sefihliktir. Biz bu müfsidlerin şerrinden ve onların ve şeytanların dostlarının yerli işbirlikçilerin şerrinden Allah cc sığınıyoruz. Rabbimiz bizi doğru yola ilettiginiz kullarından eylesin, bizi bozguna ugrattığiniz müfsid ve onların dostlarından eylemeyiniz.
  • Ahmet YAHYAAhmet YAHYA9 gün önce
    Hocam Allah sizden sayısız razı olsun.akp'li hainleri hiç unutmamalı.Ak olan haklı olanlara teşekkürler
  • cccccc9 gün önce
    Istanbuk sozlesmesi karsiligunda alinan fonlar ve de iptali ile odenecek tazminatlar ne olacak reis ayni idam gibi milletin gazini almis
  • ibnelerin oyuncağı toplum!ibnelerin oyuncağı toplum!9 gün önce
    Şeriatı terkeden, daha çoook sözleşmeye imza atar..
  • MücahitMücahit10 gün önce
    “İstanbul sözleşmesi nas değildir.” Sözü şimdilik sadece bir kuru laf. Sn. Cumhurbaşkanımız aileye adalardaki faytonlar kadar değer veriyorsa eğer adalet bakanı ve aile bakanına da tarım ve hayvancılık bakanına “hayvan hakları yasası” için protokol ve basının önünde attığı fırçanın hiç olmazsa yarısı şiddetinde bir fırça atar ve düzenlemeler yapılır. Yoksa bu konu da idam meselesine döner...

Günün Özeti