• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
TÜM YAZILARI

İsim-müsemmâ-zarf-mazruf

30 Kasım 2025
A


Prof. Dr. Yusuf Özertürk İletişim:

İsim-müsemmâ-zarf-mazruf

PROF. DR. YUSUF ÖZERTÜRK

Bir varlığa, verilen ad’a ‘isim’ denir (insan, hayvan, çiçek, toprak, vs). 

İsmin muhtevasına (içeriğine, adlandırılmasına) da ‘müsemmâ’ denir. Mesela; ‘Zarf’ isimdir. ‘Mazruf’ (zarfa konan) ise müsemmâdır. İsim, müsemmâsına uygun ise bir kıymeti olur. Uygun değilse bir kıymet-i harbiyesi yoktur. Mesela; Kesenin kıymeti, içindekine bağlıdır. İçinde altın varsa, kıymetlenir, toprak varsa neye yarar? Toprak dolu keseye, ‘altın kesesi’ demek, onu kıymetlendirmez. Aynı şekilde; Korkak birinin isminin ‘cesur’ olması, onu cesur yapmadığı gibi, yalancının isminin ‘sâdık’ olması da, onu doğru yapmaz . Fâsık (günahkâr) bir kimsenin isminin ‘mümin’ olması da, onu Mü›min yapmaz. Zalim, gece-gündüz ‘Adil, Adil’ diye çağrılsa, asla adil olamaz. Vs. vs...


O HALDE NE YAPILMALIDIR?

1-Evvela bir ölçü olmalı (referans değerler, kot değer, mihenk) ve bilinmelidir. Her ilmin, sanatın, ahlâkın, vs ölçüsü, mihengi, referans değerleri vardır ve olmalıdır. Aksi taktirde fitne-kaos olur.

2-Değerlendirilecek olanlar (insan, hukuk-adalet, emtia, test materyali, ilmî çalışmalar, vs), bu ölçü değerlere kıyaslanarak değerlendirilmeli, tanımlanmalıdır. Aksi taktirde yanılır, hata yapılır (at izi, it izine karışır.). Bu durumda hem aldanır, hem de başkalarını da aldatmış olunur. Ve kaçınılmaz sonuç da zulüm ve hüsrân olur.



3-İnsanları değerlendirirken de; Onların kalıplarına, görünüşlerine, sözlerine, kisvelerine, ahbap, partidaş, yandaş, dindaş, vs, olmalarına göre karar vermek, muamele etmek yerine, ‘ÖLÇÜYE, MİHENGE, REFERANS DEĞERLERE’ müracaat etmek gerekir. Unutmamalıdır ki, ‘hiçbir ‘müfsid (ifsâd edici) ben müfsidim’ demez (1). Hiç kimse, ‘ayranım ekşi, balım acı’ demez. İnsanları kandırmak için de; ‘Melek görünümünde ve fakat Şeytanın dahi tevessül etmediği şeytanlıklarla, o insanın kutsalları üzerine dahi yeminler edilerek yaklaşılır. Şeytan da, Hz. Adem (a.s) ile Hz. Havva’yı kandırmak için, Onlara ‘ben sizin iyiliğinizi istiyorum’ dedi. Bir de yemin etti (A’raf-21).

4- Bir insanı (Hoca, şeyh, lider, vs) değerlendirirken de, sadece onun ismine, unvanına, makamına, kalıbına, zahiri görünüşüne, sözlerine, vs. bakarak, acele karar verilmemeli, onun ahlâkî erdemlerine, icraatlarına bakılmalıdır. İcraatları, sözlerini tastik ediyorsa ne âlâ, aksi ise, o, aldatıcı bir dessastır. Bu konuda Hz. Ömer’in(r. a) şöyle söylediği rivayet edilmektedir; ‘Bir kimsenin kıldığı namaza, tuttuğu oruca bakmayın! Konuştuğunda doğru söylüyor mu? Kendisine bir şey emânet edildiğinde emânete sahip çıkıyor mu? Dünya ile meşgul olurken, helâl-haram gözetiyor mu? Ona bakınız! (2).


5-Ahlâki erdemlerin kaynağı iyi bilinmelidir. Önce, hangi ahlâki değerlerin esas alınacağına karar verilmelidir. İfsâd edicilerin, bâtıl olan, (Hırsız, sahtekâr, yalancı, zalim, fâsık, facir, vs bilcümle kötülük işleyenler) şer ahlâkı mı, yoksa Hakkaniyet-adalet, hayır ahlâkı mı?

6-Hakkaniyet-adalet ahlâkının kaynağı, ölçüsü; Allah’ın vahiyle bildirdiği İlâhi, Kur’âni ölçülerdir. Çünkü; Allah, Adildir, Hakîm’dir. O, her şeyin gerçeğini, iç yüzünü, iyiyi-kötüyü, vs bilendir. Allah’ın ölçüleri, ölçülerin en doğrusudur. Allah’ın ölçülerinde sapma olmaz. Bu sebepten ölçü olarak, bencil, zalim muktedirlerin ölçüleri değil (zalim insanların ölçülerine göre kurulan sistemlerin, dünyayı cehenneme çevirip hayatı çekilmez hale getirdiğine hâl-ü âlem ve tarih şahitlik etmektedir.), Allah’ın koymuş olduğu ölçüler esas alınmalıdır.


* İçtimâi hayatta ‘isim-müsemmâ’ mânâlarına dikkat edilmediği için pekçok dostlukların bitmesi, inkısarlar, inhilâller, ihtilaflar, dargınlıklar, kırgınlıklar, kavgalar ve hatta cinayetler olmaktadır.


NETİCE: Evvela karşılaştığımız, bir iş yapacağımız insan/insanlar hakkında hüsn-ü zan (iyi düşünmek) edilmelidir. Ama Hak ölçüler unutulmamalı ve o ölçülere göre hareket etmelidir. Yani ‘iyi niyet ve fakat adem-i itimat’ (güzel düşünme ve tedbiri de elden bırakmama) düsturunu da unutmamak gerekir. Bir de, hatalardan ders alıp, aynı hatayı bir daha tekrarlamamak gerekir(3).

* Öyle ise;ÖLÇÜYE, MİHENGE VURMADAN, TEST ETMEDEN, MÜSEMMÂSINI GÖRMEDEN, SADECE İSİMLERE BAKARAK HEMEN KARAR VERMEMEK GEREKİR! SONRA SAÇINI- BAŞINI YOLMAK, DİZLERİNİ DÖVMEK, HÜSRÀNDAN BAŞKA BİR ŞEY GETİRMEZ.


(1): “Onlara ‘Yeryüzünde fesat çıkarmayın (bozgunculuk yapmayın) denildiğinde, ‘biz ancak ıslah edicileriz (düzelticileriz) derler” (Bakara-11).

(2): Beyhakî, Sünenü’l kübrâ; VI, 288.

(3): ‘Mü’min iki defa aynı delikten ısırılmaz’ (Buharî, Edeb, 83).


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Merhaba

Allah râzı olsun. Güzel bir yazı. Rabbim ilminizi ve ömrünüzü artırsın. Âmin!

Nedim

İsimleri Adem as e öğreten Allah cc 'tir.Onun için herşeyi Allah cc nasıl tanımlamış ve kıymetlemişse o haktır.Onun dışındaki batıldır zanndir.Allah cc insanlarla vahiy mahsulü olarak kitaplar ve elçileri üzerinden iletişim e geçmiştir.Fakat ne yazık genellikle insanların çoğu iman etmediler isyan ettiler ve gelen hakikatler e yuzcevirdiler.Dunyayi ve alışkanlıklarını seçtiler.Ancak ilk başlarda bir avuç insan iman etti.Ve büyük mücadeleler sonucunda hak batıla galebe çaldı.Ve vahiy merkezli bir hayat kuruldu.Kuran sünnet merkezli toplum ve bu toplumun oluşturduğu Kur'an sünnet icma merkezli bir devlet yapısı ile dünyaya yayıldı.Dunyaya huzur adalet getirdi.Ve fıtratı temiz kalanları bu hak dine çekerek bu temiz insanları örgütleyerek bir iyiler güzellikler dünyası oluşturuldu.Taki Osmanlı devleti gibi Allah cc razı olduğu devletin ve müslüman toplumun bozulup yıkılması ile şeytanın adamları olan kâfirlerin emperyalistlerin nizamı sistemleri ile dünya yeniden İslam öncesi CAHİLİYYE ye yani Allah cc in yeryüzündeki nizamı yerine Allah'a ait vasıfların başında gelen yasama ve yargıyı kişilere diktatörlere KURUMLARA verilmesi ile dünya yaşanmaz huzursuz fitne fucur ve fuhşuatlar dolup taşarak yine güçlülerin zayiflari ezdigi sömurdugu nizamlara geri dönüldü.Bu karanlık batıl yollardan yine ancak vahiy merkezli Kur'an sünnet merkezli toplumun ve bu toplumun oluşturacağı devletin tesisi ile ancak İslam'a huzura Adelet e yalnızca Allah'a kul İbadet e dönülür.Şirkten küfürden kurtulunur.Yazarin isimlendirme dediği konu ile tam olarak İslam iddiası taşıyanların Kur'an sünnet icma diyenlerin Allah cc in razı olduğu isimlendirme dinin ortaya çıkarılması ancak hakkı hakikati eşyanın isimlerini öğrettiği peygamber in hak yolu SAHABENİN kayıt altında olan İslamı ve Kur'an sünnet anlayışı inanışı yapıp ettikleri ile mümkündür.Sahabe İSLAMİNA dönüşle mümkündür güzel bir dünya!Nisa 115 te hidayet i bulmak ve orada kalabilmenin yolu olarak peygamber den sünnetinden rehberliğinden yuzcevirmemeyi ve müminlerin SAHABENİN yolundan itikadından ayrılmamayi gerektiği buyrulur.Ve aynı şekilde Tevbe 100 de de Allah cc razı olduğu yegâne insanların sahabeler ve onlara güzelce sahih meşru bir şekilde tâbi olanlar olduğu da buyrulur.Sahabelerin amelî fıkhi uygulamalarınin taşıyıcıları olan dört mezhep imamları ile bu gerçekleşmesi yolundan önce SAHABENİN itikadı imanı yani Allah cc in hayata müdahil olduğu ilah rab malik hâkim sıfatlarının tecellisi olarak Allah'a ait vasıfları isim ve sıfatlarının başkalarına verilmemesi şirk işlenmemesinin yanında Allah'ın hükümlerinin değiştirilmemesi gizlenilmemesi yetersiz görülmemesi yani küfür işlenmemesi taşıyıcılığıni yapacak olan âlimlerin kotulenmesi onların yerine sahabe itikadinin tam zıddı inançlar in taşıyıcısı şeytanın dostları olan sözde âlimler edinilmesi şeytani bir plan olduğu her geçen gün ispatlamaktadır.osmanli sonrası İslam dünyası nin zelilligi ve çaresizliği nin etkisiz ve yetkisiz olmasının sebebi budur.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23