• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
TÜM YAZILARI

Allah’ın Nizamı İslâm -20-

15 Ocak 2026
A


Prof. Dr. Yusuf Özertürk İletişim:

Allah’ın Nizamı İslâm -20-

Prof. Dr. Yusuf Özertürk

İSLÂM’IN KAYNAKLARI

A-KUR’ÂN 

Kur’ân’ın Muhtevası

3- Hak -Adalet-Devlet 

 İNSAN HAKLARI(KUL HAKKI)                                        
Kapitalist Sistemde İnsan Hakları                                 



*Ferdiyetçilik anlayışına dayalı bir insan hakları bakış açısı sunan Kapitalist sistem, İngiltere, Amerika ve Fransa’da birbiri ardına gerçekleşen toplumsal hareketler sonucu doğmuştur. Kapitalist sistem, ‘Laissez faire(Adam Smith anlayışı ‘ne isterlerse yapsınlar’) anlayışında, her türlü müdahaleden muaf tutulan bir ekonomik sistemdir. Kapitalist sistemde insan, kendi çıkarları neyi gerektiriyorsa (helal-haram, meşru-gayrimeşru gözetmeksizin), onu maksimize etmekte serbest olan bencil(egoist) bir bireydir. Kapitalist sistem, faydacı, hazcı, bireyselci, tüketici ve anti hümanist anlayışta bir sistemdir. Kapitalist sistemde haklar faydacılık esasına dayandırılmıştır. 


*Kapitalizm, geçirdiği her safhada hep sömürü düzeni olarak kalmıştır. 15-18. yy’da geliştirilen ticari kapitalizmle sömürgecilik yapılmıştır. 19. yy’da sanayi devrimi ile emperyal sömürü, 20. yy’da sermaye birikimi ile finans sömürüsü ve 21. yy’da, çıkarılan lokal savaşlarla da insanlığın fiziki ve kültürel soykırımıyla sömürü yapılmıştır. Kapitalizm, daha fazla kâr etme amacından başka, hiçbir ahlâki ölçü tanımaz. Kapitalizm daha fazla kâr için kapitalist ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, Hollanda vd. hegemonik modernite güçlerine çok büyük kârlar sağlamıştır.


Bu hegemonik güçler zenginliklerinin temelini fiziki, kültürel, tabiat ve toplumsal değerleri yok ederek sağlamışlardır. Kapitalizm, kanlı ve acımasız yok edici bir sistemdir. Bu haliyle ona ‘ekonomik bir sistem demek hatadır.’ Çünkü kapitalizm, gerçek ekonomiyi yavaş yavaş tasfiye ederek, ekonomi üzerine kurulan ekonomi inhisarcılığıdır. Bu bağlamda kapitalizm, gerçek ekonominin düşmanıdır. Kapitalizm merhametsizce hiçbir ahlâkî değer tanımadan, bütün ekonomik imkanları talan eder, sömürür, ekonomik yaşam alanlarını tasfiye ederek tekelleşip, egemen sistem haline gelir. Halbuki insan toplumsal bir varlıktır.


Toplumda esas olan, herkesin optimum olarak ihtiyaçlarının ve gereksinimlerinin karşılanmasıdır. Bu da; kâr ve daha fazla kâr etme olmayıp, ancak üretim, eşit işe eşit ekonomik hak sağlanması ve tekelciliğin kaldırılmasıyla mümkündür. *Kapitalist sistemde; Üretim, insanların temel ihtiyaçları için değil, daha fazla kâr etmek için yapılır. Bu yüzden kapitalist sistem, algı operasyonlarıyla temel ihtiyaç olmayan üretim mallarını ihtiyaç haline getirerek toplumu gereksiz tüketime yönlendirir(israf sistemi). Kapitalist sistem, bir taraftan metropollerde endüstriyalizmi geliştirirken, diğer taraftan da köy toplumunu işçileştirmeyi teşvik etmektedir.



Kapitalist sistemde, ‘modern yaşam dayatmasıyla’ Tarım-Köy toplumu, sanayileşmiş metropollere çekilir. Bu şekilde kendi kendine yeten köylü toplumu adım adım ortadan kaldırılır. Endüstriyalizmin tekelciliği ve hegemonyacılığı ilerledikçe, Tarım-Köy toplumu megakentlere göç etmek zorunda kalmıştır. Böylece tarım toplumu üretimden koparılır. Yerinden edilen köylü toplumu kapitalist modernite güçlerine muhtaç hale getirilir. Bu şekilde ‘çağdaş kölelik oluşturulmuştur. Çağdaş kölelik, işçi ve işsizlik için geçerlidir. Çünkü her ikisi de birbirini besler. Her işsiz potansiyel işçi, her işçi de potansiyel işsizdir.


Böylece ciddi bir toplumsal altüst oluş ortaya çıkar. Megakentlere yığılan kalabalıklarda bir işsizleştirme başlatılır ve bunun sonucunda da, işsizlik ve ucuz işçilik oluşturularak halk sömürülür, kapital sahibi de daha da zenginleşir. Kapitalist sistem, kadın ve çocuk haklarını da gözetmemiştir. ‘Kadına ‘ekonomik özgürlük ve bağımsızlık veriliyor’ algısıyla, gerçekte kadın ucuz işçi yapılmıştır. Kadınlara özgürlük değil, tersine kadınlar bağımlı ve ucuz işçiliğe köle yapılmıştır. Bunun şahidi, dünyanın ucuz iş gücü ve işsizler ordusunun kadınlardan oluşmasıdır.


Endüstriyalizm, kadını cinselliğin temel objesi haline getirerek, onu bir meta haline getirip, köleliğin daha da kölesi yapmıştır. Kadın, spor-sanat endüstrisinde, gösteri-reklam sektöründe ve seks sektöründe bir ‘mal gibi’ insafsızca kullanılmıştır. Bu durum ne kadınlık ve ne de insanlık haysiyetine yakışır. 21. yy’da, kapitalist hegonomik güçler birer ‘mafya devlet’ haline gelip, açıktan açığa zayıf devletlerin üzerine çökerek varlıklarına el koymakta, eşkıya gibi devlet başkanlarını kaçırmakta ve dünyayı tehdit eder hale gelmiştir. Üstelik bu eşkıyalığı, kamuoyuna ‘Demokrasi ve özgürlük getirdiklerini’ söyleyerek yapmaktadırlar. 


Netice olarak; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve diğer insan haklarına ilişkin sözleşmeler devam etse de, küresel hegemonik güçler zalimce zayıf milletleri sömürmeye devam etmektedirler. Uluslararası hukuk, adalet tanınmıyor. Güçlü olan haklı ve güçlünün hukuku geçerli oluyor. Devam edecek.

Kaynakça                                               

1-Acemoğlu, Daron., Robinson, JA. The Rise and Decline of General Laws of Capitalism. Journal of Economic Perspectives. 29(1):3-28.           2- Fields. AB., Narr WD., Human Rights as a Holistic Concept. Human Rights Quarterly, Vol. 14(1). The John Hopkins Press. 1992.                  3-Bora, Tanıl. Egemen ideoloji ve insan hakları. Birikim, 1994 sy, 65, 11-12 4-Baransel, Şebnem-Abay, ET. İnsan hakları retoriği ve mücadele gerçeği. Gelenek, 1999, sy. 59                


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23