KURBAN KESİMİ VE TÜKETİMİNDE NELERE DİKKAT ETMELİYİZ ?

11 Ağustos 2019 Pazar

Bu yıl da kurban bayramını dün yanın dört bir yanında zulüm altında inleyen
Müslüman kardeşlerimizin iniltileri arasında daima bir tarafımız eksik olarak idrak edeceğiz.
Aslında ülkemizdeki birçok sivil toplum kuruluşumuz vasıtasıyla kurban bayramında başta
ülkemiz olmak üzere dünyanın dört bir tarafındaki ihtiyaç sahiplerinin imdadına koşularak,
bir nebze de olsa onların çaresizlik ve yalnızlıklarına merhem olunmaya çalışılmaktadır.
Kurban bayramı vesilesiyle kardeşlik bağları bir defa daha güçlenecek ve buruk kalplere birer
ümit ışığı saçılacaktır. Kurban bayramında Allah (C.C.) emrettiği için zengin ve varlıklı
kişiler tarafından kesilen kurbanların etleri fakir ve ihtiyaç sahiplerine, yetim ve öksüzlere
ulaştırılarak yapılan bu iyilikler zengin ile fakir arasındaki uçurumun kapanması temin
edilmektedir.
Bediüzzaman hazretleri İşârât-ül İ’caz isimli eserinde Bakara Sûresi 3. âyetin Tefsiri
ile ilgili kısımda zekât ve sadaka ile ilgili olarak aşağıdaki çok önemli tespitlerde
bulunmuştur.
“Zekât ile sadakanın lâyık oldukları mevkilerini bulmak için birkaç şart vardır:
1. Sadakayı vermekte israf olmaması.
2. Başkasından alıp başkasına vermek suretiyle halkın malından olmayıp kendi malından
olması.
3. Minnetle in’âmın bozulmaması.
4. Fakir olmak korkusuyla sadakanın terk edilmemesi.
5. Sadakanın yalnız mala ve paraya münhasır olmadığı bilinmesiyle, ilim, fikir, kuvvet,
amel gibi şeylerde de muhtaç olanlara sadakanın verilmesi.
6. Sadakayı alan adam, o sadakayı sefahette değil, hâcât-ı zaruriyesinde sarf etmesi
lâzımdır.”
Bu çok önemli tespitler ışığında, kurban bayramında halk sağlığı ile son derece
yakından ilgili olan kurban kesimi ve tüketimi ile ilgili hususları siz kıymetli okuyucularımız
ile paylaşacağım
Kurban kesiminde sağlık ve hijyen kurallarına uymak neden önemlidir?
Kurban olarak kesilecek hayvanların nitelikleri konusunda Diyanet İşleri
Başkanlığımız ve din alimleri gerekli bilgilendirmeleri yapmaktadırlar. Ancak kurbanlıkların
ehil kişiler tarafından, veteriner kontrolünde kesilmesi oldukça mühimdir. Çünkü, kesilen
kurbanların etlerinin ve sakatatlarının bulaşıcı verem, kist hidatik (hidatidozis, kistik
ekinokokkozis, KE) gibi hastalık unsurlarını barındırıp barındırmadığının bilinmesi gerekir.
Halk arasında kist hastalığı olarak bilinen bu hastalığın etkeni, Echinococcus granulosus adı
verilen bir parazittir. Bu parazitin esas kaynağı köpek, kurt, tilki gibi et yiyen hayvanlardır.
Ancak ülkemizde kist hidatiğin sebebi sıklıkla köpeklerdir. Hastalık köpek dışkısı ile atılan
yumurtalar ile insana bulaşır. 
Kurban kesilen her yerde veteriner bulmak mümkün olmayabilir. Bu bakımdan
kendimiz veya kurbanı kesen kasap ta ellerine lastik eldiven giyip, gözlemler yaparak kesilen

kurbanın karkas kısmında ve sakatatlarında hastalık etkenlerinin ve belirtilerinin olup
olmadığını anlayabilir. Hayvanın karkasının iç kısımlarında normal dışı bir görünüm söz
konusu ise mutlaka veteriner hekime haber verilip, onun da incelemesi sağlanmalıdır. Diğer
taraftan karaciğer ve akciğer gibi sakatatlarda gözle görülebilir büyüklükte sulu kesecikler
bulunabilir. Bu sulu keseciklerin içinde paraziter bir hastalık olan kist hidatiğin ancak
mikroskopla görülebilir büyüklükte larva (kurtçuk) şekilleri mevcuttur. Bu sebeple söz
konusu organların derince bir çukur açılıp, üzerine kireç dökülerek imha edilmesi çok
önemlidir. Böyle bir durumla karşılaştığımızda birçoğumuzun yaptığı gibi sakatatın zayi
olmasın düşüncesi ile kedi ve köpeklere verilmesi hatalı davranıştır. Çünkü böyle bir
durumda, hastalık zinciri devam ederek paraziter hastalığın etkeni bu kurtçuklar kedi ve
köpeklerin ince barsaklarında ergin fert haline gelirler. Bu ergin ferlerin meydana getirdiği
yumurtalar dışkılama ile etrafa rastgele saçılır. Bu yumurtalar, bazen rüzgarla sürüklenerek
bazen de kedi veya köpekler vasıtasıyla çevrede bulunan otlaklara, sebze bahçelerinde yer
alan marul, maydanoz gibi ürünlere de bulaştırılabilir. Ya da çocuk parklarındaki kumlar
arasına, çöp kutularındaki çöpler arasına da bulaştırılabilir. Bu yumurtalar rutubetli
ortamlarda bir yıl kadar canlı kalabilme kabiliyetinde yaratılmıştır. Eğer koyun, keçi, sığır
gibi bir hayvan, böyle ortamlardan otlanırsa, ya da bir çocuk park ve bahçelerde toprakla
temas edip, ellerini yılamadan ağzına götürürse kist hidatik yumurtaları sindirim sistemine
geçer ve karaciğer ve akciğer gibi organlara yerleşir. Neticede söz konusu organlarda sulu
kistler oluşturarak ilgili organların zamanla tahrip olmasına ve çok ciddi sağlık problemlerine
sebep olabilir. Bazen kedi ve köpeklerin tüyleri arasına giren dışkılar kurur ve sevmek
maksadıyla kucağına alan bir kişiye solunum yoluyla da bulaşabilir. Diğer taraftan çiğ olarak
tüketilen roka, marul, maydanoz, nane vb. sebzeler şayet hijyen kurallarına uygun bir biçimde
yıkanmadan servis edilip, tüketilirse de bulaşma riski her zaman mümkündür. Bu bakımdan
gerek evlerde ve gerekse toplu yemek tüketimi yapılan mekânlarda bu tür sebzelerin çok iyi
yıkandıktan sonra servis edilmesi oldukça önemlidir.
Kist hidatik etkeninin yumurtaları vücudumuza alınırsa, hangi problemler olabilir?
Kist hidatik etkeninin yumurtaları yukarıda bahsettiğimiz şekilde vücudumuza
alınırsa, karaciğer, akciğer ve beyine yerleşerek söz konusu organlarda sulu kistler oluşturur.
Bazen sinir sistemine bilhassa beynimize de yerleşebilir. Böyle bir durumda baş ağrısı ve
görme bozuklukları görülebilir. Omurgada yerleşirse sırt ağrıları görülebilir, kemik iliğine
yerleştiğinde, bilhassa kol ve bacak kemikleri zayıflar ve kırılgan hale gelir.
Karaciğere yerleşmesi halinde karnın sağ üst kısmında ağrı, bulantı, kusma ve bazen
kaşıntı, sarılık gibi belirtiler görülebilir. Kistin karaciğerdeki çevre dokulara mekanik baskısı
sonucu tıkanma sarılığı, siroz, portal hipertansiyon görülebilir. Yapılan araştırmalar tüm
olguların %50-70’i karaciğerde gerçekleştiğini göstermiştir. Kist yavaş yavaş büyürken
salgılarının kana karışması sonucu kaşıntı, ödem, astma gibi alerjik belirtiler de
görülebilmektedir. Kist bazen akciğerlere de yerleşebilir bu durumda solunum sıkıntısı,
öksürük, ateş, göğüs ağrısı, ağızdan kan gelmesi ve apse gibi ikincil bakteriyel enfeksiyonlar
da görülebilmektedir.
Hastalık etkeni genellikle küçük yaşlarda vücuda alınır ve erişkin yaşlarda ortaya
çıkar. Hastalığın teşhis edildiğinde kistin cerrahi operasyon ile ilgili organdan temizlenmesi
gerekir. Bunun parasal maliyeti ise oldukça yüksektir.

Kist hidatik etkeni karın zarına (periton) yerleşirse, karın ağrısı ile sindirim sistemi
yakınmaları gibi şikayetler görülebilir. Bazı durumlarda kalbin bilhassa sol karıncık bölgesine
de yerleşerek aritmi, kalp kapakçığı bozuklukları, perikardiyal bozukluklar (kalbi saran zar ile
ilgili rahatsızlık) gibi belirtiler oluşabilir. Bazı durumlarda kist hidatik kan damarlarına
geçerse, anaflaktik şok ve ölüm görülebilir.
Hayvanın karaciğeri sağlıklı görünmesine rağmen karaciğer kelebeği denilen paraziti
içerebilir. Bunun anlamak için elimize eldiven giyip, keskin bir bıçak yardımıyla karaciğerde
derin çizikler açtıktan sonra bilhassa safra kanallarının bulunduğu kısımları iki elimiz arasında
sıkıştırdığımızda şayet karaciğer kelebeği varsa birkaç milimetre boyutunda olan bu
parazitleri safra kanallarında kümeler halinde görebiliriz. Hastalık zincirini kırılması için bu
gibi karaciğerlerin de toprağa gömülerek imha edilmesi ve yenilmemesi gerekir.
Nasıl korunabiliriz?
Henüz bu hastalıktan korunmak maksadıyla insanlar için üretilmiş bir aşı mevcut değildir.
Bu sebeple korunmak için gerekli bazı tedbirler aşağıda sıralanmıştır.
1- Kurbanların yerel yönetimlerin belirlediği alanlarda ve veteriner kontrolünde
kesilmesi gereklidir.
2- Sulu kistler içeren sakatatların kedi ve köpeklere verilmeden onların açamayacağı
şekilde derin bir çukur açılıp, üzerine kireç dökülerek imha edilmesi ve üzeri toprak
ile kapatılmalıdır. Bu durum, hastalık zincirinin kırılması bakımından oldukça
mühimdir.
3- Çiğ tüketilen sebze ve meyveler, servis edilmeden önce çok iyi bir şekilde
yıkanmalıdır.
4- Lokanta, kafeterya, fast food restoranlar veya toplu yemek yenilen yurt, askeriye gibi
mekânlar gıda hijyeni bakımından denetlenmeli ve personelleri bu konuda
eğitilmelidir.
5- Park ve bahçelerde oynayan çocuklarımızın kedi ve köpekler ile yakın teması
önlenmelidir.
6- Belediyede çalışan temizlik görevlilerinin mutlaka eldiven giymesi ve maske takması
sağlanmalıdır.
7- Peygamberimiz Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm efendimizin emrettiği gibi
ellerimizi yemekten önce mutlaka yıkamak gerekir. Ellerimizin yıkanmasında sabunlu
su tercih edilmelidir.
Alvarlı Efe Hazretlerinin;
Hüzn-ü keder def ola
Dilde hicab ref ola
Cümle günah af ola
Bayram o bayram ola
dizeleri ile yazıma son verirken, tüm Alem-i İslâm’ın ve Aziz milletimizin Kurban Bayramını
en kalbî duygularımla tebrik eder, dünyadaki zulümlerin son bulmasını ve müslümanlar
arasındaki kardeşlik bağlarının güçlenmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.
Kaynaklar:
Alaş, A., Keleş E. (2017). Kist Hidatid’in önemi. 4th International Halal Food and
Healthy Congress. Ankara.
Kaymaz, A. (2002). Hidatik kist: Epidemiyoloji, bulaşma ve korunma yolları.
Cerrahpaşa Tıp Fak. Sürekli Eğt. Etkinlikleri. Hepato-Bilier sistem ve Pankreas
Hastalıkları Sempozyum Dizisi, No: 285-289.

Özçel, M.A. (2007). Özçel’in tıbbi parazit hastalıkları. Türkiye Parazitoloji Dern. Yay.
No:22, İzmir. 928s.
Roberts, L.S, Janovy, J. (2009). Gerald D. Shimidt & Larry S Robert’s Fondations of
Parasitology. Published by the Mc-Grow Hill Companies, USA, 701pp.
http://www.hidatidoloji.org/kist-hidatik-nedir (Erişim tarihi: 06.08.2019)

Günün Özeti

YORUM YAZ