• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Maranki
Ahmet Maranki
Stratrajik Oyunlar
TÜM YAZILARI

“Nasıl olursanız, öyle idare edilirsiniz”

28 Ağustos 2018
A


Ahmet Maranki İletişim: [email protected]

“Ülkeyi partiler, programlar, reçeteler düzeltmez. Ahlakımız düzelmedikçe, ahlak siyasete egemen olmadıkça memleket de düzelmez.”

HENDEK SAVAŞINDA Medine kuşatılmıştı Peygamber SAV ve SAHABE açlıktan karınlarına taş bağlarken, hiç müşrikler ne derse yapalım DEMEDİLER. Çünkü onlar bu AYETLERLE tefekkür ediyorlardı.

“Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Rasulü’ne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.” (Ahzab 70-71)

Her kim Allah’tan hakkıyla sakınırsa Allah ona mutlaka bir çıkış yolu ihsan eder ve kimsenin ummadığı yerlerden onu rızıklandırır.

“Kim Allah’tan sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar. Onu beklemediği yerden rızıklandırır.” (Talak 2-3)

‘’Yaptıklarından dolayı zalimleri zalimlere hükmeder kılarız.

El-eman-129

‘’Bir millet nefislerini (kendini) bozmadıkça, Allah onların durumunu değiştirmez.” (Ra’d, 13/11)

Allah Teâlâ bir kavme, bir topluma ihsan ettiği nimeti durup dururken değiştirecek değildir. Ta onlar kendilerindekini değiştirinceye kadar. Yani onlar o nimete erdikleri zaman, kendilerinde o nimete sebep ve vesile olan fıtri misakı, ahlâk ve güzel amelleri, kendileri bozup değiştirinceye kadar, huylarını değiştirinceye kadar Allah’ın o nimeti değiştirmesi, Allah’ın âdetlerinden değildir.

İnsanlar, Allah›ın hoşnut olmadığı bir şekilde değişirler, öz değerlerine yabancılaşırlar, ellerindeki nimetin şükrünü yerine getirmez, onu gerektiği yerde, gerektiği gibi kullanmazlar, şımarırlar, nimetlerin Allah’ın lütfu ile ilişkisini unutur, kerameti kendilerine mal ederler; güç, servet, ilim, iktidar gibi ilâhî nimetleri zulüm için kullanırlar... İşte böyle değişen ve bozulan insanların elinden nimet, onu veren Allah tarafından alınır ve yerine zıddı (felâket, mahrumiyet, sıkıntı) verilir. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

“İçinizden en çok sevdiklerim ve kıyamet gününde mevki bakımından bana en yakın olanlarınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır.

En nefret ettiklerim ve kıyamet gününde benden en uzak olanlarınız ise, gevezeler, lafazanlar ve yüksekten atanlardır. Onlar büyüklük taslayan kimselerdir.”

‘’Yaptıklarından dolayı zalimleri zalimlere hükmeder kılarız.’’

Bir başka hadîslerinde de Efendimiz şöyle buyurur: “Nasıl olursanız, öyle idare edilirsiniz.”[1]

Keyfiyetiniz ne ise, başınızdakilerin keyfiyeti de o olur. Siz nasıl bir kaynak iseniz, başınızdakiler de o kaynağın mahsulüdür. Bu söz, öyle bir sözdür ki, idare adına kâmûslar meydana getirir. İsterseniz, sadece bu hadîs üzerinde kısaca duralım: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden mes’ulsünüz.”[2] fehvasınca, herkesin bir mes’uliyet sınırı vardır; tâ devlet reisine kadar... Devlet reisi de, idare ettiği dairenin bütününden mes’uldür. Ancak, “Siz nasıl olursanız, başınızdaki idareciler de öyle olur.” ifadesi, bu hususa, içtimâî hukuk açısından apayrı bir buud kazandırmaktadır.

Evvela, bu hadîs, idare edilenlere diyor ki, siz çok önemlisiniz. Çünkü, başınıza geçecekler, sizin aynanız olacak!

İçtimâînin de kendine göre değişmeyen prensipleri vardır. Nasıl ki fiziğin, kimyanın, astronominin kendine göre değişmeyen ve adına “şeriat-ı fıtriye” kanunları denilen prensipleri var, öyle de içtimaînin de kendine göre prensipleri vardır ve bunlar kıyamete kadar da değişmeyecektir. Onun içindir ki, insanlar, şerre, şirretliğe yol veriyor, bağırlarında kötülüklerin barınmasına açık yaşıyorlarsa, o insanları kötüler ve şirretler idare edecektir. Bu Cenâb-ı Hakk’ın değişmeyen kanunudur.

Yine bu hadîs ifade ediyor ki, kanunlar, nizamlar, satırlardaki şeylerdir. Ve bunların çok tesiri de yoktur. İnsanlar kafa kafaya verip, en muhkem kanunnameler dahi hazırlasalar, önemli olan onun ihtiva ettiği hususlara riayet edilip edilmemesidir. Binaenaleyh, esas olan, idare edilen insanların ahlâkî yapılarıdır.

Her insan suçu kendinde aramalıdır. Herkes kendinin avukatı olduğu, suçu hep dışarda aradığı müddetçe, müsbet mânâda mesafe katetmek mümkün değildir... İnsanlar, iç âlemlerinde, özlerinde kendilerini değiştirmedikçe, Cenâb-ı Hak onları değiştirmez. 

(Ra’d, 13/11)

Eğer içte bir bozulma olursa, bu mutlaka, zirvelere kadar her tarafa yansır. İnsanların iç istikameti için de aynı şeyleri söylemek mümkündür. Demek oluyor ki, idare edilenlerin durumları, idare edenlerin durumlarına, âdeta sebep-netice münasebeti içinde bir müessiriyeti var. “

Rabbim Kur’an’dan ve Efendimiz SAV’in ilmi siyaseti ile onun membalarından içe bilmeyi ve sıratı mustakiminde hizmet etmeyi başımızdakilere ve bizlere nasip eylesin!

Çünkü O, bütün insanlar arasında, beyan hususunda en mümtaz ve seçkin bir yere sahiptir. Hiçbir edibin O’na yetişmesi mümkün değildir.

Rabbim bizleri O’nu razı etmeyi, O’na kul olmaya Habibine Ümmet olmaya haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanlardan olmamayı ve bu necip milletin torunlarına ahrette bizi kurtaracak güzel eserler bırakmayı nasip eylesin âmin

WhatsApp ihbar bilgi hattı: 053020000 96

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23