Kırım Tatarlarını unutmayalım

07 Ağustos 2018 Salı

1944’de sürgüne gönderilen Tatarlar, anavatana dönme hakkını 1989 yılında elde ettiler. 

Tatarlar için anavatana dönüş çok da kolay olmadı.

2014 yılı mart ayında Rusya’nın Kırım’ı ilhakı, Kırım Tatarları için tarihin ve kaderin garip bir cilvesidir.

Ukrayna’ya 1954 yılında Ruslar tarafından verilen Kırım topraklarının mart ayında tekrar geri alınmış olması en çok Kırım Tatarlarını kaygılandırdı.

Sovyetlerin dağılmasıyla anavatana dönmeye başlayan Tatarlar, 30 yıl boyunca çok zor şartlarda evlerini, iş yerlerini, bahçelerini, camilerini ve kültürlerini yaşatmak için mücadele verdi.

30 yıldır Ukrayna bayrağı ve kanunları altında yaşayan Kırımlılar aslında Kiev yönetimi tarafından hiçbir dönem beklenilen desteği ve ilgiyi göremedi.

Dedelerini ve babalarını sürgünde kaybeden, travma ile büyümüş yeni kuşaklar, ana vatana döndükleri günden beri üçüncü sınıf insan muamelesi gördüler.

Arsa, ev, tapu, cami, anadil ve dini eğitim haklarına varıncaya kadar maalesef sürekli baskı ve engellerle karşılaştılar.

Tatar Milli Meclisi ve onun liderleri, kısıtlı imkânlarla zor şartlarda kimlik mücadelesini sürdürürken, Kırım Tatar diasporası maalesef bu süreçte uluslararası politik oyunların altında ezildiler.

Rusya’nın, Kırım’ı ilhak etmesiyle birlikte artık Kırım Tatarları, Rusya Federasyonuna bağlı bir cumhuriyet gerçeğiyle karşı karşıyalar.

2.5 milyon nüfuslu Kırım’da yaşayan yüzde 60 Rus ve yüzde 23 Ukraynalı bu durumdan hiç şikâyetçi görünmemektedir.

Kırım’da yaşayan Rus ve Ukraynalılar, Rusya’nın Kırım’ı serbest bölge ilan etmesini, 250 milyon dolar kalkınma projesi çerçevesindeki bağış hamlesini, toprak alımları ve tapu sorunlarını ve turizm projelerinin hayata geçirilecek olmasını yeni fırsatlar olarak görüyor.

Tatarlar ise 450 bin civarındaki azınlık nüfusu ile geleceğe umutla ve güvenle bakmak istiyor. 

Kiev yönetimi bugüne kadar ne Kırım Özerk Bölgesine ne de Tatarlara gereken yatırımı yapmamıştı.

“Rusların gelişi Tatarlara ne kazandıracak ne kaybettirecek?” sorusunun cevabını ise zaman gösterecek.

Bugün Kırım’da Tatarların siyasi sorunlarının hâlâ çözülememiş olması üzücü bir durum.

Türkiye’nin NATO üyesi olması ve AB ilişkileri kapsamındaki bağlayıcı diplomatik pozisyonu, Ukrayna’nın toprak bütünlüğü siyasetini savunmayı gerektiriyor.

Avrupa ve ABD’nin, Türkiye’ye, “Kırım bölgesi ve Rusya’ya uygulanmakta olan ambargoya uyması” konusundaki baskılar, bizim Kırım Tatarlarını yalnız bırakmamızı gerektirmemelidir.

Kırım Tatarlarının, sivil toplum kurumları tarafından bu süreçte desteklenmesi gerekirken maalesef Tatar diasporasının ısrarcı, tek yanlı, Ukrayna merkezli politik tutumu Kırım Tatarlarının geleceğini şimdilik bir belirsizliğe mahkûm etmektedir.

Akmescid, Bahçesaray, Gezlev ve Canköy’de hayat devam ediyor. STK, akademisyen, medya mensupları, meslek odaları ve ticari kurumlar, Kırım’a seyahatlere bir an evvel başlamalıdır.

Devletlerarası sorunlu politik süreçlerin sivil inisiyatifler tarafından değerlendirilmesinin çok önemli olduğunu unutmayalım. 

Kırım Tatarlarının sosyokültürel, ekonomik ihtiyaçları ve problemlerinin Ukrayna - Rusya politik çatışması ve inkâr yolları ile çözülmesi asla mümkün görülmüyor.

İkinci yol olan sivil toplum ayağının ihmali en çok Kırım’da yaşayan Tatarları yaralıyor.

Kırım Tatarları, yıllardır Rus ve Ukrayna dini, dili, kültürü karşısında siyasi, ekonomik ve kültürel olarak hem güçsüz hem de yalnızdırlar.

1989 yılından bu yana Ukrayna bayrağı ve kanunları altında Kırım’da yaşayan kuşak, bugün 30 yaş civarında.

Bunların çoğu Özbekistan’da doğmuş ve annelerinin kucağında anavatana dönen gençlerdir.

Kırım Tatarları, 28 yıldır Ukrayna devleti kanunları karşısında, güvenlik sorunu dışında dil, toprak, eşit vatandaşlık hakları, kültürel ve siyasi haklar noktasında maalesef hiçbir kazanım elde edemedi.

Tatar diasporasına gelince açıkçası Balkan göçmenleriyle kıyasladığımızda durumun içler acısı olduğunu görüyoruz.

Türkiye’de yaşayan Boşnak, Arnavut ve Çerkezlerin anavatanlarına olan kültürel, sosyal, ekonomik ve siyasal ilginin onda birini Tatarlarda görmemiz mümkün değil.

2014 referandumu sonucunda Kırım’ın Rusya’ya bağlanması Tatarlar için 1944 sendromuna geri dönüş gibi algılandı fakat Avrupa Birliği ve ABD’ye güvenen Ukrayna maalesef Kırım sorununun Suriye politikalarına kurban gideceğini hesap etmedi.

Tatar politikacılarının orta yaşlı, yorgun ve yalnız olan kuşağı, Ukrayna - Rusya arasındaki savaşa hazırlıksız yakalanmış olması bizi yeni Kırım gerçeğiyle yüz yüze bırakmıştır.

Kırım Tatarları ile diaspora siyasetinin politik iç çekişmeleri Tatarların dini ve sosyokültürel kimliği üzerinde olumsuz tahribata sebep olmaktadır.

Politik tavırlar sebebi ile Kırım’ı ihmal etmemizin bedelini yeni kuşaklar çekecektir. Kırım ziyaretleri ile kültürel, ticari, sosyal ihtiyaçların karşılanması ve yeni kuşaklar ile bağların kuvvetlendirilmesi çok önemlidir.

Jeopolitik Küskünlük güden Tatar kardeşlerimiz, Balkanlar’da çok büyük problem yaşamasına rağmen her ne pahasına olursa olsun asla bölge ile ilişkisini kesmeyen Arnavut, Boşnak ve Türk kardeşlerimizi örnek almalıdır.

Rusya-Moskova yönetimi Kırım Tatar halklarının siyasi dini ve kültürel istek ve beklentilerine güvenlik eksenli politikalar üzerinden yaklaşması ayrı bir sorunu tetiklemektedir. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • RanettaRanetta10 ay önce
    Çok teşekkürler, pek iyi ve derin bakış bizim problemimize. Ben Kırım Tatarım Kırımdan, şimdi Türkiye'deyim. Kırım ile ilgili bütün yazıları okuyorum. Sizin yazdığınız pek objektif ve gerçek. Şimdi Kırım'da yaşayan soydaşlarım kendi kendilerine kaldı. Tutuklamalar, takipler ve haksız şeyler ortamda. Son zamanlarda bizim konumuz biraz arka plana çekildi. Evet sizin başlığınız pek güzel uyarı veriyor. mesela en son haberler den Milli Kırım tiyatro başkanı işten çıkarıldı Bilal Bilaliv ... Ve ona banzeyen olaylar pek çok. Tekrar çok teşekkürler. Doç.Dr. Ranetta Gafariva
  • Zeynettin DüzenliZeynettin Düzenli10 ay önce
    Değerli kardeşim, bir Kırım'lı müslüman olarak yıllardır anlatmaya çalışıp da anlatamadıklarımızı çok güzel bir şekilde özetlemişsiniz. Kaleminize ve gönlünüze şükranlarımla.

Günün Özeti