• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Ceylan
Mustafa Ceylan
Mustafa Ceylan
TÜM YAZILARI

Tarihi mirası definecilerin insafına bırakan “Hukuk”

29 Kasım 2025
A


Mustafa Ceylan İletişim:

Tarihi mirası definecilerin insafına bırakan “Hukuk”

Mustafa Ceylan

Batı Trakya’da bugün yaşananlar, ne bir idari ihmalle ne de basit bir bürokratik aksaklıkla açıklanabilir.

Ortada açık bir çifte standart, daha da ötesi sistemli bir duyarsızlık vardır.

Batı Trakya topraklarında asırlardır ayakta duran Osmanlı mezarlıkları ve eserleri, göz göre göre yok edilirken, yetkili makamların sessizliği artık “ihmal” kelimesinin çok ötesine geçmiştir.


 

Bir yanda definecilerin kepçelerle, kazmalarla yerle bir ettiği mezarlıklar…


Öte yanda kendi dedesinin kabrindeki otu temizlemek isteyen insanlara “izin belgesi” dayatan bir zihniyet…

Sormak gerekiyor.

Bu nasıl bir hukuktur, bu nasıl bir kültür koruma anlayışıdır?

Tarihi mirası korumak halkın en doğal hakkıyken, bunu yasaklayıp talana göz yuman bir devlet anlayışı hangi evrensel hukukla bağdaşır?


Bugün Yunanistan yetkilileri Osmanlı mezarlıklarının temizlenmesini “izne tabi” hale getiriyor.


 

Peki aynı yetkililer, yıllardır mezar taşlarını parçalayan, üzerinden define arayanlara karşı hangi ciddi tedbiri almıştır?

Cevap net.

Hiçbirini.

Batı Trakya Türk Azınlığı’nın seçilmiş müftüsü Mustafa Trampa’nın anlattıkları tabloyu bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor.


Boşaltılmış köylerde, kimsenin yaşamadığı alanlarda bile birkaç mezar taşını ortaya çıkarmak suç sayılıyor.

Ama aynı alanlar yıllarca definecilerin cirit attığı sahalara dönüştüğünde tek bir koruma kalkanı devreye girmiyor.


 

Bu mudur tarihi mirası korumak?

Ortada apaçık bir gerçek var.

Osmanlı’dan kalan eserler yalnızca taş, toprak değildir.

O topraklarda yaşamış insanların hafızasıdır, kimliğidir.

Mezarlıklar bir halkın geçmişidir.

Siz bir halkın geçmişini kazmayla, kepçeyle yok ettirirseniz, aslında o halkın varlığına da darbe vurmuş olursunuz.


 

Daha da vahimi şudur.

Yıkılma tehlikesi altındaki eski Osmanlı yapıları için tek bir restorasyon girişimi yapılmazken, iş halkın gönüllü çabasıyla birkaç mezar taşını ayağa kaldırmasına gelince “arkeolojik alan” hassasiyeti akıllara geliyor.

Bu, hukuk değil.

Bu, politik bir tercihtir.

Ve bu tercih açıkça Osmanlı mirasını sahipsiz bırakma tercihidir.


 

Şunu da açıkça söylemek gerekir.

Osmanlı, bu topraklarda sadece fetheden bir güç değildi; şehir kuran, vakıf inşa eden, mezarlıkla bile adalet duygusu aşılayan bir medeniyetti.

Bugün o mezar taşlarının kırılması, sadece birkaç mermer parçasının zarar görmesi değildir; bir medeniyet hafızasının sistemli biçimde silinmesidir.

Batı Trakya’da insanlar şunu görüyor.


 

Kendi geçmişini korumak isteyenler engelleniyor, geçmişi yok edenler ise seyrediliyor.

Bu, ne Avrupa değerleriyle örtüşür ne de evrensel kültür mirası anlayışıyla.

Son söz net.

Mezarlıkları otlardan arındırmayı yasaklayıp kepçelerle talanı görmezden gelen bir anlayış, ne tarihi korur ne de hukuku temsil eder.

Tarih, bu çifte standardı da, bu sessizliği de bir gün mutlaka kayda geçirecektir.

Ve Osmanlı mirası, bütün baskılara rağmen, yine bu toprakların vicdanlı insanları sayesinde ayakta kalmaya devam edecektir.

Allah'a emanet olun ...

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23