• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
TÜM YAZILARI

Eşeddü Şerr’in simsarlığı

29 Mayıs 2024
A


Mustafa Çelik İletişim: [email protected]

 

Hilafetin ilgasından bu yana gündem hırsızlarına yenik düşmüşüz. Kendi ölümüze ağlamayı ve kendi başımızı bağlamayı unutmuşuz. Ücretli ölü ağlayıcıları tutmuş ve başımızı da hep Batıya bağlatmışız. 

Evet, Hilafetin ilgasından bu yana İslâm coğrafyasında Ehven-i şer değil, Eşeddü şer gündemdedir. Müslümanlar Allah’ın arzında neyle idare olunmaları gerektiğini unuttuklarından dolayı bugün hangi beşeri rejimin ehven-i şer olduğunu tespit etmeninin derdine düşmüşlerdir.

İslâm; sulhu ve selâmeti cihanşümûl ölçekte tesis eden ve bütün insanlığı hakikatte, adalette ve sulhte birleştiren nevine münhasır alternatifsiz itikadi ve ameli nizamın adıdır. Müslümanların hayatlarını düzenleyen bir dini çerçeveleri vardır. Bir de insanların günlük yaşamlarını nasıl sürdürmeleri gerektiğini beyan eden İslâm hukuku vardır. Bu hukuk düzeninin içinde Müslümanın hayatını yakından ilgilendiren birtakım kavramlar vardır ve bunlar önemli bir yer tutar. Bunlardan biri de “Ehveni Şer”dir. Evvela şunu bilelim ki; neyin şer, neyin hayır olduğunu bilen ve Peygamberleri vasıtasıyla insanlara bildiren Allahû Teâla’dır. 

“Savaş, hoşunuza gitmediği hâlde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için şer iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara Sûresi/ 216)

Hayrı ve şerri tespit ve tayin eden Allahû Teâla’dır. Allah’ın bildiğini biz de biliriz deyip, insanlara kendi heva ve heveslerine göre hayır ve şer tespit ve beyanında bulunanlar, Allah’a meydan okuyanlardır. Din olarak, hayat nizamı olarak hayır bir tek İslâm’dır. İslâm’ın dışında her ne varsa şerdir. İslâm’ın önüne ve yerine geçsin diye icad edilmiş bütün beşeri rejimler, ideolojiler şer cümlesindendirler. Bir beşeri rejimi başka bir beşeri rejime tercih etme hakkımız, muhtariyetimiz yoktur. Böyle bir muhtariyeti kendilerinde görenlerin tercih ettikleri şey ehveni şer değil, eşeddü şerdir.

İslâm, sadece bir ibadet ve dua sisteminden ibaret olmayan, aynı zamanda etik ve hukuki prensipleri de içeren kapsamlı bir yaşam tarzını temsil eder. Bu çerçevede, «Ehveni Şer» kavramı, Müslümanların karşılaştıkları zorluklara karşı en hafif zararı seçmeyi öğütleyen önemli bir ilkedir.

İslâm ile idare olunmayan bütün ülkelerde ehven-i şer değil, eşeddü şer yürürlüktedir. Ehven, kelime anlamı itibariyle, “daha hafif”; şer ise, hayrın karşıtı olup, “meşru olmayan her türlü iş” demektir. Terkip olarak da ehven-i şer, diğerlerine kıyasla zarar ve fenalık bakımından daha hafif olan kötülük anlamında kullanılır.

Mecelle’de, “İki şerden, daha hafif olanı (ehven-i şerreyn) ihtiyâr olunur” (Mecelle, md. 29) şeklinde bir genel kural bulunmakta olup, bununla anlatılmak istenen şudur: Câiz ve meşrû olmayan iki şeyden birinin işlenilmesi durumunda kalınırsa, bunlar arasında kötülük ve fenalık bakımından daha az ve hafif olanı tercih edilir. Çünkü, haram olan bir şeyi işlemek, ancak zarûretten dolayı mübah kılınmaktadır (Mecelle, md. 21). Zarûretler de kendi miktarlarınca takdir olunacağına göre (Mecelle, md. 22), daha hafif olan dururken, daha ağır ve büyük bir haramı işlemek zarûret sınırını aşmak olur.

Aynı içerikte olmak üzere, “İki kötülükle karşı karşıya gelince daha hafif olanı işlenerek, büyüğünün çaresine bakılır» (Mecelle, md. 28) ve “Daha şiddetli olan zarar, daha hafif olan zararla izâle olunur.” (Mecelle, md. 27) şeklinde iki genel kural daha vardır ve bunların her üçü de yaklaşık olarak aynı anlamı ifâde eder.

Ehven-i Şer, İslâm hukukunun temel prensiplerinden biridir ve Müslümanlara karşılaştıkları zorluklarda en hafif zararı seçmeyi öğütler. Bu prensip, adalet, iyilik ve hoşgörü gibi İslâm’ın genel prensipleriyle uyumludur. Ehven-i Şer, İslâm toplumunda yaşayan bireylerin günlük hayatlarında uygulamalarını şekillendiren önemli bir ilkedir.

Müslümanın yapması gereken şey; beşeri sistemlerden birini daha az zararlı görüp tercih etmek veya Demokrasiyi güçlendirmenin derdine düşmek değil,  Rasulullah’ın minhacı üzere İslâm davetini yüklenip İslâmi hayatı yeniden başlatacak olan Râşidî Hilâfet’i ikame etmek için gece gündüz çalışmaktır. İslâm’ın hâkimiyeti için çalışmayan ferdlerin, ailelerin ve cemiyetlerin başları şerden kurtulamaz.

“Ehven-i Şer” tamamen İslâm hukuku dâhilinde geçerli olan ve İslâm’dan başka bir rejimle asla ve kat’a idare olunmayı kabul etmeyen Müslümanları ilgilendirir. Beşeri rejimleri Müslümanlara kabul ettirmek için, Rusya’ya karşı Amerika’yı, Amerika’ya karşı Rusya’yı Müslümanlara sevdirmek için “Ehven-i Şer” tabirini kullanmak, Eşeddü Şerr’in simsarlığını yapmaktır. Genelde İslâm coğrafyasında, özelde ise ülkemizde Şeriat’a, İslâm’a rağmen sabah akşam laiklik, demokrasi diyenler, Eşeddü Şerr’in simsarlığını yapmaktadırlar. Bu, böyle biline…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Nedim

Tamam da hocam geç olmadı mı sorasım geliyor.Ati alan Üsküdari geçti..Olan oldu.. yazarın da İsabetle yazdığı gibi fikihla alakalı haram mekruh la alakalı bir ilkeyi akaid konularına iman konularına küfür şirk konularına malzeme yapmak en hafif tabirle bel'amlik, insanları Allahla aldatmak ve az pahaya hakkı satmaktır.İslam dinin bir asl i usuluddin akaid tarafı ile fer' fıkıh gibi konusu helal haram mekruh olan tarafı vardır.Mesala insanların (Arap Türk Kürt fark etmiyor)en çok kullandığı cümlelerden bir tanesi,"zaruri,zorunluluk " ve böyle durumda insan ne yapsın ki kaçamaz ki filan olduğunu herkes duymuştur.Kuranda ve hadislerde zaruriyat tabirlerini n haram olan konularda olduğu apaçık tır.Fakat başta hocalar insanlar hep bunu olmadık yerlerde kullandıkları bilinir.Haram konularında ölüm şartı ölümcül işkenceler şartı olduğunu insanlar bilmezler.aynen oruç ibadetinin engelleri olan durumlar oluşmadan 61 günlük kefaret ten kurtulamadıgi gibi şartlar oluşmadan olmuyor.Tehlikeli olan konusu dinin aslı olmazsa olmazı yani onlar olmadan müslüman olunmayan veya kâfir olunan konularda da zaruriyat tezinin kullanılmasıdır.Normalde İslam dininde haram konularında ölüm şartı ile haram olan o an için helallesirken başkalarına ise haramliligi devam etmekte.Dinin aslı konularında yani küfür şirk olan konularda (Kur'an sünnet ve iki kaynağın sahih meşru anlamı olan sahabe icmaina göre küfür şirk olan) zaruriyat kavramı yerine İslam da ikrah takiyye kavramları vardır.ikrah ve takiyye de Ammar ra ölümcül işkenceler altında anne babası nin şehid edildiği şartlarda da kâfirlerin küfür söz söylemeden öldürmekten bırakmadılari ortamda dayanamayarak kalben imanen kabul etmediği küfür sözler söylemesi olayı üzerine inen nahl 106 da zorlananlar müstesna ifadesi ni ya peygamber ve ashab gibi nüzul sebebi rivayetleri ile yani nassla anlayarak Ammar ra durumu ve zorlandığı ne ise onunla yani küfür söz e zorlanan ve geçici bir durumla ölümden kurtulmak için kalben imanın tersi olarak küfür söz söylemek olarak anlaşilacak veya bidat ehlinin yani cehenneme gireceklerin usulü itikadı ile Ammar ra durumu ile hiçbir alakası olmayan ve böyle yapıldığı için meşru hükmün kötü kullananların her türlü küfür her türlü şartlarda küfür işlenir inancına sahip olmak ta yazarın rahatsız olduğu konuya

Nedim

Osmanlı sonrası İslam dünyasında Araplara Türklere Kürtlere Pakistan lilara hepsine beşer sistemleri özünde güçlü olanin haklı olduğu sistemlere mesala özgürlük, eşitlik vadeden demokrasi sistemini dayatmalarına direnen ve 600 yillk Osmanlı sistemi yerine merkeze Allah i ve dinini değil dünyalık heva ve hevesleri olan sistemler i topluma kanaat önderleri nice tanımış yazarlar hocalar Allah'a isyan olan bu sistemleri İslam'a uygundur diyerekten hem kendilerini hemde kendilerine uyanlari saptirdilar.Osmanli sonrası İslam dünyasında ki İslami muhalif kişileri emperyalist lerin sistemlerine kul ettiler
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23