• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Akgün
Mustafa Akgün
TÜM YAZILARI
02 Ağustos 2015

Son hadiseler ve urlu kafalar

Bugün Ortadoğu bölgesi cadı kazanı gibi kaynamakta. Bazı urlu kafalar bu cadı kazanı kaynamasını kendi kafalarına göre açıklamaya çalışmakta. İnsan hakları, demokrasi filan demekteler.

Oysa, ilim namusuna sahip tarihçiler ve yine ilim namusuna sahip siyasî gözlemcilere göre bu hadiselerin sebebi iki cümleyle özetlenebilir:

Birincisi Siyonistlerin Nil’den Fırat’a aradaki toprakları kendilerinin saymaları ve bunun için uzun hedefli projeler yapmalarıdır.

İkincisi ise İngiliz ve Amerikan petrol şirketlerinin Kuzey Irak ve Güneydoğu Anadolu’nun petrollerini sömürme hakkını kendilerinden başkalarında görmek istememeleridir. Zaten bu şirketlerin çoğunun en güçlü ortakları da Siyonistlerdir.

Petrolün ehemmiyetini iyi bilen İngilizler Merhum Sultan Abdülhamid Han zamanında bölgenin ‘Neft yağı’ (petrolün o zamanki adı) miktarını anlamak istediler. Bunun için ‘Arkeolojik araştırma’ adı altında bölgede araştırma yapmak yolunu seçtiler. Sultan Abdülhamid’den izin istediler. Sultan Abdülhamid hiç tereddüt etmeden bu müsaadeyi onlara verdi. Peşlerine de kendi adamlarını taktı. Bu kişiler geriden geriye İngiliz Arkeoloji araştırmacılarını takip ettiler. Bu sözüm ona araştırmacılar neft yağının çok olduğu yerleri haritalarında işaretlediler. Sultan Abdülhamid’in vazifelendirdiği kişiler de onların ne yaptıklarını bir bir kaydedip Sultan Abdülhamid’e bildirdiler. Sultan Abdülhamid de milletlerarası hukukta bir oldu bittiye gelmemesi ve bölge topraklarının eşkıya devletler tarafından gasp edilmemesi için bu toprakları şahsî parasıyla satın aldı. Böylece İngilizlerin yolunu o zaman için tıkamış oldu. Hatırlanacağı üzere Lozan müzakereleri sırasında Musul toprakları uzun müddet mesele olmuştur. Çünkü buranın mülkiyeti Sultan Abdülhamid’in şahsına aitti.

Bilindiği gibi Birinci Dünya Savaşından sonra bölgede devletlerin siyasî sınırlarında ciddî değişiklikler olmuştur. O zaman Balkanlar’dan Yemen’e, Libya’dan Kafkaslara kadar bölge topraklarının çoğu Osmanlı Devletine aitti. Savaştan sonra bu bölgede bir sürü nevzuhur devlet ortaya çıkarıldı. Her bölgedeki Müslüman halkın başına batılılar kendi adamlarını geçirdiler. Meselâ sadece Lawrence’in sapıttırdığı, ihanet ettirdiği Emir Hüseyin’in bir oğluna Irak, bir diğerine Suriye ve bir diğerine de Ürdün krallığı tevdi edildi. Dolayısıyla da bu devletler İngilizlerin dediğinden çıkmadılar. Bunlar ortaya çıkarılırken, İngilizler ve Siyonistler Kuzey Irak ve Güneydoğu Anadolu Bölgesini nihayetinde kendi ellerinde kalacak şekilde yol izlediler.

Kurduracakları tampon devletler vasıtasıyla bölgedeki petrol sömürüsünü devam ettireceklerdir. Bölgedeki emellerine kavuşabilmek için bazı piyonları kullanmaktadırlar. Apo’yu bir zaman piyon olarak kullandılar. Sonra bir kenara atıverdiler. Şimdi Selahattin Demirtaş’a bu işi gördürmektedirler.

Selahattin ismi iki kişiyi hemen akla getiriyor. 

Birincisi bugünkü HDP eş başkanı Selahattin Demirtaş. Pek çok kasıtlı hatâsına ilaveten ‘Kudüs Yahudilerindir’ diyecek kadar ileri gitti. Gerçek kişiliğini ortaya koymuş oldu böylece.

Diğeri Salahaddîn Eyyûbî. Haçlı Seferleri sırasında Haçlıların eline geçen Kudüs’ü geri alan İslâm mücahidi Salahaddîn Eyyûbî.

Salahaddîn Eyyûbî Haçlı Seferleri sırasında İngiliz Kralı; sözüm ona Aslan Yürekli lakabını almış Richard’a karşı destanî zaferler kazanmış bir şahsiyet ve haysiyet abidesi.

Şimdiki Selahattin ise İngilizlerin yandaşlarının emrinden çıkmayacak kadar onlara teşne birisi. Onlara saz çalan, onlarla dans eden birisi.

Türkiye’nin ve bilhassa Doğu-Güneydoğu bölgesinin halkı aslî unsur olarak Türk, Kürt ve Araplardan meydana gelmektedir. Ancak bu hadiselerde piyon olanların içinde pek bölücü Ermeniler de bulunmaktadır. Samimi vatandaş olan Ermenilere elbette bir sözümüz olamaz.

İçinde bulunduğumuz şu zamanda İngilizler, Amerikalılar ve Siyonistler bölgede ortaya çıkardıkları terör teşkilatları vasıtasıyla Türkiye’ye vurmaktadırlar.

Bugün PKK, IŞİD ve PARALELCİLER, kullandıkları en önde gelen teşkilatların başındadır.

PKK, Apo tarafından 1970’li yıllarda temeli atılan bir teşkilattır. Saf Kürtleri o zaman ‘Kürtlerin haklarını alacağız’ diye peşlerine takmaya muvaffak olmuşlardır. Ama bugün PKK içinde bölücü sünnetsiz Ermenilerden Yahudisine, İngilizine kadar yedi düvelin uzantısı vardır.

IŞİD yani Irak – Şam İslâm Devleti ayağı yere basmayan, aklı kafasından epeyce yukarıda sözüm ona Müslümanlardan meydana gelmiştir. Uygulamaları öyle vahşidir ki, dünya umûmî nazarında İslâm’a karşı korkunç bir nefrete sebep olmaktadır.

Bu terör teşkilatlarının o zamanki başlarından Menahem Begin (İsrail Devleti kurulduktan sonra başbakan olmuştur) bu tutumlarını şöyle açıklamaktadır: “Eğer biz bu tarz bir katliam yapmamış olsaydık yerli Arap halkını dehşete düşürüp bölgeden çekilmesini sağlayamayacak, sindiremeyecektik. Ve dolayısıyla Birleşmiş Milletler tarafından kurdurulan yeni İsrail devleti kâğıt üzerinde kalmaya mahkum olacaktı.” 

Roger Garaudy (Müslüman olduktan sonra Raci adını almıştır) Siyonizm Dosyası adlı eserinde Moşe Dayan ve Ariel Şaron gibi terörist liderlerin teşkilatlarına nasıl vahşet uygulaması yaptırdıklarını geniş geniş anlatmaktadır.

PARALELCİLER ise Müslümanların dinî duygularını sömürerek ortaya çıkmış, daha sonra ABD’nin ve İsrail’in dünya hakimiyetini sağlamak gibi bir vazifeyi yüklenmiştir. Batılılar ve Siyonistler paralelci başını öyle yetiştirip donattılar ki, paralelci başı kaç tane Lawrence’i, cebinden çıkaracak seviyeye yükseldi

Bugünün PKK, IŞİD ve Paralelciler gibi terör teşkilatlarıyla o günün İRGUN ve HAGANA teşkilatları arasında büyük benzerlikler vardır. Sadece zaman, mekan ve kişiler farklıdır. 

Gerçekler bunlar iken hadiselerin irdelenmesinde işi saptırmanın bir manası yoktur. Yedi düvelin uzantılarının bu terör teşkilatlarının içinde cirit attıkların bütün dünya bilmektedir. Türk kamuoyu da dünya kamuoyunun çoğu da işin gerçeğini anlamaktadır.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23