• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Akgün
Mustafa Akgün
TÜM YAZILARI
27 Eylül 2015

Şehidlerin Bayramı

İçinde bulunduğumuz 21. asrın başı da bir önceki asır olan 20. asrın başı da milletimizin çok şehid verdiği devrelerdir.

Türkiye’nin Güneydoğu Bölgesiyle Irak’ın Kuzeyi dünyanın en çok petrol yatağına sahip bölgelerdendir. Vahşî kapitalizmin temsilcileri İngiliz ve ABD petrol şirketleri korkunç yüzlerini burada da gösterdi. Bu şirketler daha çok sahipleri Siyonist olan şirketlerdir. Onlar bu petrolü başkasına yedirtmek düşüncesinde asla olamazlardı. Ayrıca İsrail, Nil’den Fırat’a büyük İsrail Devleti kurma emelini devam ettirmektedir.

Bölgenin Türkiye’den koparılması gerekiyordu. Bunun için Apo’yu zağar olarak kullanmaya başladılar. Apo aklı kafasından yukarda bazı Kürt gençlerini peşine takmaya muvaffak oldu. Aklı başında Kürtler ise bunu asla tasvip etmedi. Böylece bu hareket 1970’li yıllarda başlamış oldu. Bunda Yedi Düvel adını verdiğimiz düşmanımız batılı devletler çok yardım etti. CIA, MOSSAD, Alman ve diğer bazı devletlerin istihbarat teşkilatları PKK’ya ellerinden geldiğince yardım etmektedirler. PKK 1970’li yıllarda kendini göstermeye başladı. 1980’li yıllarda terör hareketlerini başlattı. On binlerce kişi öldü.

Son iki ayda şehadete eren güvenlik güçlerimiz tarihimize şan veren son yiğitlerdir. Bu milletin her ferdinin gönlü son şehidlerimizin evlerine misafir olmak, şehidlerinin ruhlarının meydana getirdiği o mânevî havayı teneffüs etmek ister. Şehidlerin geride kalan aile fertlerinin her biriyle; annesiyle, babasıyla, eşiyle, çocuklarıyla, kardeşleriyle, nişanlılarıyla hemdem olmak ister.

Şehidlerimizden söz açılınca elbette hemen Güneydoğu şehidlerimiz akla gelir. Çanakkele şehidlerimiz, Kurtuluş Savaşı şehidlerimiz akla gelir. İstanbul’un fethinde şehid olan Ulubadlı Hasan gelir. Kosova meydanında Sırplı Miloş tarafından şehid edilen Sultan Murad Han gelir. Daha niceleri gelir. Tâ Hz. Hamza’ya (r.a.) kadar, hattâ Peygamberimize (s.a.s.) kadar niceleri gelir. Çünkü Hayber Savaşında bir Yahûdi karısının verdiği zehirli etin zehri yıllar sonra Peygamberimizin irtihali sırasında da tesirini göstermiştir.

Çanakkale Şehidlerimiz aklımızdan çıkmamaktadır. Onlar dine, imana, vatana, millete kurban olmak için Çanakkale’de toplanıvermişlerdir. Hani Bayram günü kurban olacak yere gelir kurbanlıklar, koçlar. Melerler, sesleri yanık mı yanıktır. Kurban Bayramı’nda bu kınalı koçların alınlarında asaletten taçlar vardır. İçli içli melemektedirler. Vuslat şarkısıdır meleyişleri. Şarkların makamı Sabadır, Hüseynîdir, Bayatîdir. Sanki her melemeyle ‘Allah’ diyorlar. Hicranın erilemeyen sefasıdır bu.

Çanakkale kurbanları da, şehidleri de öyle. Kurbanlar Kurban Bayramı’nda kurban meydanına nasıl toplanıverirler işte öyle. Beklerler derin bir teslimiyetle. Her birisi ana kuzusu, candır bu koçların, yiğitlerin. Körpecik gençler ne güzel kurbandır.

“Gel” der gibidir onlara yüce İsmaîl nebi (a.s.). Her biri teslimdir, kurbanlığa hep onun gibi. Hani Çanakkale Savaşında bir kınalı asker diyordu ya:

“Anam yakmış kınayı adak diye / Ben de vatan için kurban doğmuşum! /Anam’dan Allah’a son bir hediye / Kumandanım, ben İsmail doğmuşum!”

Yiğitler Çanakkale’ye nice diyârlardan geldiler. İstanbul, Kastamonu, Konya, Diyarbakır, Balkanlar, Hicaz daha nice yerler. Peş peşe zaferler kazandılar.

Bugün PKK içinde nasıl yedi düvel varsa Çanakkale Savaşlarında da İngiliz, Fransız, Rus, Anzak olmak üzere pek çok kefere güruhu vardı.

Balıkesir - Havranlı Seyid Onbaşı İngilizlerin muazzam Ocean gemisini vurdu. Böğürterek onu denizin dibine yolladı. Seyid Onbaşı gaziler başı oldu. Çok istediği halde savaş sırasında şehadete eremedi. Köyünde yarı aç yarı tok yaşadı. Sonradan Seyid Onbaşı’nın resmi pullarda yer aldı. Methedildi pek çok yerlerde ismi. Ancak birileri kaymak, balla semirdi. Seyid Onbaşı kuru ekmek bulursa yerdi. Riyâkar meddahlar çok servet buldu. Seyid Onbaşıysa açlıktan, veremden öldü.

Elli Yedinci Alay savaş sırasında Ramazan Bayramı namazı kıldı. Hepsinin de niyazı şehid olmaktı. Bu alaydaki her kınalı kuzu Şehadete erdi. Duaları, niyazları tutmuştu

Ezineli Yahya Çavuş ve erleri vuslata Ertuğrul Koyunda erdiler. Koskoca İngiliz ordusunun karaya çıkmasına mani olmuştu.

Çanakkale şehidlerin diyârıydı. Cennete, Cemale çok hasrettiler.

Asker aç, yaralı, yorgun, uykusuz... Bunlara aldıran mı vardı? Didara erme yoluna düşenler bunlara aldırır mıydı? Didara sevdalananların gücü bunlara aldırmıyordu. İlâhî gülzar ne anlatırsan anlat bitmezdi. Öyle güzelliğe ne desen yetmiyordu. Sıcacık kanları dökülüp gidiyordu. Kanın buğusu uçup süzülüp gidiyordu. Ak güllerden bulutlar şehidlere bohça oluyordu. Kundakları güldendi. Belekleri güldendi. Cennetin gülleriyse onları bekliyordu.

Şehidlikten Medine’ye pencere açılır. Medine’den şavkır daim bir yeşil nûr. Mümin kalbler hep onunla mesrûrdur. Gören, yeşil nûrun mecnûnu olur. Şanlı Peygambere (s.a.s.) vuslat etmişler, gönüllerindeki tomurcuk, gonca hepsi açılmıştı. Onlar gözlerini Rableri için yumdular.

Allah daha çok seviyormuş ki onları katına çekti. Sanki görülmez bir diyârdan kemend atılmış. Bu kemend şehidin boynuna takılmış. Bu kemendlerle şehidler cennete çekilmiş. Onlar ölü değil, diridirler.

Çanakkale’nin dağlarına gülden bulutlar ağsın. Ağsın da gül suyundan yağmur yağsın gönül bağlarına. Şehidlerin gül yüzlerinden gül kokusuyla tecessüm eden bir şavk parıldamaktadır. Çanakkale’yi nasıl da inletti onlar. Tekbirleri dünyaya dinletti onlar.

Cennetten sonrası Allah’a ermek. Gark olur bu nûra ve Dîdâr’ı bulurlar. Bekledikleri hep Dîdâr olmuştu. Yiğide kara sevda Dîdâr’ı görmek. Allah’ın lutfudur elbette Dîdar. Dîdar âşıkları müsteğrak eder.

Herkes kurbanlığa, şehidiliğe layık olamaz. Onları ancak Hakk Teâlâ kurbanlık seçmiş. Ğaffâr, Vehhâb, Rahîm olan Mevlâmız seçmiş.

İnsanların ölüm sebebi değişiktir. Amma şehidlik en güzel ölüm sebebidir. Allah insanı değişik şekillerde imtihan etmektedir.

Gül yüzlü şehidlerle, gül kokan şehidlerle vahşi kapitalistleri ve onların zağarı olan Apo’yu aynı yazıda bir arada zikretmek biraz zor geldi. Nasıl Hz. Ebûbekir’le (r.a.), Ebûcehil’i bir arada zikretmek zorsa bu da öyle zor.

Didar’a ermek şehidlerin bayramıdır. Onların hanelerini, geride kalanlarını ziyaret de bize elbette mutluluk, sürur verecektir.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23