• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Akgün
Mustafa Akgün
TÜM YAZILARI
14 Eylül 2013

Rıza Çöllüoğlu hocamızın ardından

Rıza Çöllüoğlu Hocamız da vefat etti.
Son senelerde ülkemizin büyük alimlerinden nicesi Hakk’a yürüdü. Mehmed Emin Er Hoca, Tahir Büyükkörükçü Hoca onlardan bazılarıdır.
En son Ankara’da Rıza Çöllüoğlu Hocamız da bu dünyadan ayrıldı. 13 Eylül Cuma günü Cuma namazından sonra Ankara Karşıyaka mezarlığında toprağa verildi.
Bunlar yerleri kolay kolay doldurulamayan alimlerdir.
Rıza Hocamız arkasında nice yüreği yanan kişi bırakarak gitti. Sevenlerinin boynu bükük kaldı. Kavuşmak gayrı mahşerdedir. Birbirlerini sevenler mahşerde beraber haşr olacaklardır. Peygamberimizin ‘Liva-ı hamd’inin altında beraber cem olacaklardır. Cennetle, Cemalullah’la beraber şerefleneceklerdir.
Burada insan ister istemez Merhum Üstaz Necip Fazıl Kısakürek’in şu beytini hatırlıyor:
Ne kervan kaldı, ne at, hepsi silinip gitti
İyi insanlar iyi atlara binip gitti.
Evet hepsi de iyi amelden atlarına binip gittiler.
Rıza Hocamız 1928 yılında Ankara - Kızılcahamam Korkmazlar köyünde doğdu. O zamanın ceberut idaresinin dine karşı yaptığı amansız baskılar sırasında hafızlığını tamamladı. Binbir mahrumluk içinde kıraç yerde yetişen güllerin kokusu insanı ciğerinin derinliğine kadar sarar. Öylesine güzeldir. O zor şartlar altında hafızlığını tamamlayan ve ilim yapan Rıza Çöllüoğlu Hocamızın da ilmi ve mânevîyatı gönülleri tâ derinlerden sarıyordu.
Ankara’da bulunan pek çok caminin vaaz kürsüsü ve mihrabı ondan ne kadar tatlı hatıralar yankılandırmaktadır.
Kendisiyle ilk defa 1970 yılında müşerref olmuştum.
Ankara Ziraat Fakültesinde beraber okumakta olduğumuz Rahmetli Süleyman Özmen kardeşimiz Komünistlerce vurulup şehid edilmişti. Bunun üzerine Hacı Bayram Camiinde bir program düzenlenmişti. Konuşmacı Rıza Çöllüoğlu Hocamızdı. Hacı Bayram kürsüsünde konuşmaya başladı. Sözleri taşlaşmış kalbimizi yumuşatıyordu. Kupkuru gönlümüzü yeşertmeye başladı. Sözleri yağmur oldu, rahmet oldu kalblerimize, gönüllerimize yağdı. Ondan sonra hep o yağmurda, hep o rahmette ıslanmak için koşmaya çalıştım.
İlmiyle amil olanların sözleri kalpleri yumuşatıyor, gönülleri yeşertiyordu. Rıza Hocamız da onlardan biriydi. Sözleri kalpleri cilalıyordu. Zihinlere açıklık veriyordu. Basiret, feraset kazandırıyordu.
Sohbetlerinde başta üstadımız Mahmud Sami Ramazanoğlu (k.s.) olmak üzere zamanın büyüklerinden çok bahsederdi. Onların hikmetli sözlerinden, mânâlı davranışlarından nakiller yapardı. Muhammed Zahid Koktu (k.s.), Erzurum Alvarlı Efe Hazretleri (k.s.), Sivaslı İsmail Toprak (k.s.), Darendeli Hulûsi Efendi (k.s.), Tahir Büyükkörükçü Hoca (k.s.) ve emsali büyüklerden sitayişle söz  ederdi. “Salihlerin anıldığı yere ilâhî rahmeti iner” mânevî kaidesi onun sohbetinde de tezahür ederdi. Büyüklerden bahsettikçe dinleyenlerin kalbi huzur, sürur, mânevî neşve dolardı.
Fakire zaman zaman Darendeli Hulûsî Efendinin (k.s.) “Gülüm nidem, nidem, nidem” deyişini söyletirdi. Malum bu deyiş Efendimiz için (s.a.s) yazılmış pek çok güzel deyişten biridir. Derin bir huşû ile dinlerdi.
Ticaretini çok iyi bilirdi Rıza Hoca. Yapılacak pek çok hayırlı iş içinde o, inancına ve mânevîyatına bağlı gençlik yetiştirmeye ağırlık verdi. Binlerce genç yetiştirdi. Zaman sermayesini o yönde kullandı. Ticaretini o alanda yaptı.
Muradiye Vakfını onun için kurdu. Bu vakfa bağlı pek çok okul açtı. Nice gençler bu okullarda okudular. Bu okullarda öğrendiklerini hayatlarında tatbik ettiler.
Faal siyasetçilik yapmadı. Ama siyasî yönden ecdadımızın rûh köküne bağlı siyasetçileri hep destekledi.
Hakkında elbette söylenecek çok şey var. Ama yer müsait değil.
Şu duayı ediyoruz:
Kabri cennet bahçelerinden bir bahçe olsun. Hayatını sünnetini ihya için vakfettiği Peygamberimize (s.a.s) kavuştursun. Dinini yaymak için çalıştığı Allah’ımızın rahmetine gark olsun.
Rûhu şad olsun. Âmin.
Şu dörtlük Rıza Çöllüoğlu gibi hocalarımızın mübarek şahsiyetlerini ne güzel özetliyor:
Ömrü boşa geçenden geriye ne kalır ki?
Erlerden yiğitlerden nice bir nişan kalır
Güzel atalarımız sözü de güzel demiş
“At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır...”

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23