• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Akgün
Mustafa Akgün
TÜM YAZILARI
18 Eylül 2015

PKK yedi düvelin yeni uzantısı

Türkiye PKK’nın şahsında dış düşmanlarla mücadele halindedir. Yedi düvelle savaşımız asırlardan beri sürmektedir. Sadece son asırda korkunç kayıplar verdik.

Toprak olarak Balkanlar, Kafkasya, Hicaz, Yemen, Irak, Suriye, Filistin, Lübnan ve Mısır son asırda elimizden çıkıp gitmişti.

Asker zayiatı da korkunçtu: Yarım milyon şehid, milyonlarca yaralı ve malûl, yüz binlerce esir ve kayıp. Yekûnu dört – beş milyonu bulan bu sayı, neseb-i gayri sahih pek çok Avrupa ülkesinin nüfusundan daha fazlaydı. Bu, Türkiye’nin verdiği kaybın korkunçluğunu gösteriyordu.

Birinci Dünya Savaşından sonra Ortadoğu’nun sınırlarını İngilizler yeniden çizmişti. Lozan’da da İsmet İnönü ve benzeri kölelerine bunu tasdik ettirdiler. ABD ve İngilizlerin hayalinde yeni sınır değişiklikleri vardır.

O zamanın İttihatçıları, İnönüleri batılının kulları olarak Osmanlı Devletinin başını yediler.

Buraya bir virgül koyalım.

Bugünlerde yedi düvel PKK şemsiyesi altında her türlü şer gücü Türkiye aleyhinde kışkırtmaktadır. IŞİD, KCK ve diğer terör teşkilatları saldırılarını devam ettirmektedirler.

Son Dağlıca, Iğdır ve diğer yerlerde verdiğimiz şehidler, işin tuzu biberi oldu.

Bilindiği gibi şu ana kadar PKK kaynaklı ve kökenli hadiseler değişik şekilde kendini gösterdi. Derin güçler nihaî şekillenmeyi açık olarak ifade etmemektedirler. Ancak öyle veya böyle yedi düvel bu bölgedeki devletlerin yeniden şekillenmesinde iki şeyin hayalini kurmaktadır:

Birincisi, Siyonistlerin Nil’den Fırat’a aradaki toprakları kendilerinin saymaları ve bunun için uzun hedefli projeler yapmalarıdır.

İkincisi ise İngiliz ve Amerikan petrol şirketlerinin Kuzey Irak ve Güneydoğu Anadolu’nun petrollerini sömürme hakkını kendilerinden başkalarında görmek istememeleridir. Zaten bu şirketlerin çoğunun en güçlü ortakları da Siyonistlerdir.

Bugün Türkiye’nin idaresi ağırlıklı olarak AK Parti’dedir. Ve Türkiye PKK ve onun arkasında bulunan yedi düvele karşı bir mücadelenin içindedir. Dış güçlerin nihaî hedefi Türkiye’yi bölmek, başta petrol olmak üzere tabiî kaynaklarca zenginliğe sahip olan kısımları ele geçirmektir. AKP’nin yerine CHP ve MHP de olsa bunlar aynı tutumu ortaya koyarlardı. Onun için burada esas olan Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Bundan dolayı millî meselelerde birlik olmak mecburiyeti vardır.

Ne yazık ki CHP ve MHP, AK Parti’ye vururken ülkenin zarar gördüğünü görmemekte, görmek istememektedir. Şu vurguyu tekrar yapmak zorundayız: Batı her fırsatta bize karşı olmuştur, oyunlar oynayarak karşı olmaya devam etmektedir.

Muhalefetin, AK Parti düşmanlığıyla, devleti koruma düşüncesi arasındaki farkı iyi görmesi gerekmektedir. Bu ülke hepimizin.

Şu tarihî hadiseyi hatırlamak zorundayız.

1683 yılında Osmanlı’nın İkinci Viyana kuşatması olmuştur. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Viyana’nın fethi zaferine epeyce yaklaşmıştır. Bu sırada bir ihanet hadisesi olmuştur. Kara Mustafa Paşa’ya düşmanlığı olan Kırım Hân’ı Murad Giray, Viyana’ya giriş yolu olan köprüden düşman kuvvetlerinin girmesine göz yummuştur. Bu artık Osmanlılar için sonun başlangıcıdır. İşler tersine döner. Viyana fethedilemez. Böylece Avrupa’nın merkezine dikeceğimiz o muazzam çadır direğini dikememiş olduk. Yani şahsî düşmanlık Viyana’nın fethi gibi bir büyük zaferden etmiştir bizi.

PKK ve onun gerisindeki yedi düvele karşı yaptığımız bugünkü savaş sırasında muhalefet siyasî rekabeti düşmanlığa döndürmemelidir. Siyasî rekabet ayrıdır, vatanı, devleti korumak ayrıdır.

İyi düşünmek gerekir. Türkiye’nin devlet olarak savaştığı PKK içinde kimler var?

100 sene önceki bölücü Ermenilerin bugünkü izdüşümleri PKK içinde ağırlıklıdır... Bunlar o zaman Anadolu işgal edilince işgalcilere yardımcı olan bölücü Ermenilerin torunlarıdır. Suriye kökenli PKK üst yöneticilerinden Feyman Hüseyin onlardandır. Bugün batılılar tarafından dolma tüfek gibi konuşturulan sözüm ona politikacılar onlardandır.

MOSSAD ve CIA; istihbaratta, lojistik destekte ve gerilla savaşında bütün güçleriyle PKK’ya destek vermektedir. PKK militanı olarak toplanan gençleri Alman ajanları, MOSSAD ve CIA gibi terör teşkilatlarının elemanları eğitmektedir. Destek verenlerin sayısı bunlarla sınırlı değil elbette.

Silah ve mühimmat desteği açısından da bize düşman devletlerin yardımları ortadadır. PKK militanlarının terk edip gitmek zorunda kaldığı silahların Rus silahları olduğu gibi, batılı devletlerin verdiği silahlar olduğu da görülmektedir. Son zamanlarda bu silahlar arasında İran silahları da görülmeye başladı.

Bu ara ABD’li Siyonist silah fabrikatörleri PKK’ya çok silah ve mühimmat desteği yapmaktadır. Böylece hem silah satışı açısından hem de Siyonist düşüncenin tahakkuku açısından kazançlı olmakta, bir taşla iki kuş vurmaktadırlar.

Eski ABD Dışişleri Bakanlarından Henry Kissinger dünyanın en büyük silah tüccarlarındandır. İran-Irak savaşı sırasında, Bosna Savaşı sırasında silah satışında belki kendi rekorunu kırmıştır.

Kissinger örneğini şunun için verdik ki, PKK’ya yardım hususunda batıda daha pek çok Kissinger vardır.

Ancak bu savaş batılılarla yaptığımız ne ilk savaştır, ne de son savaştır.

Yedi düvel bu savaşta da İnşâllah bir hezimete doğru gitmektedir.

Çanakkale şehidlerinin rûhâniyetleri vatanımızı batı kesiminden korumaktır. PKK’lı hainlerce son zamanlarda şehid edilen yiğitlerimizin rûhânîyetleri de vatanımızın doğusunu koruyacaktır inşâllah.

Şehidlerimize Allah rahmet eylesin. Bir şehidin kendi aile ferdlerinden yetmiş kişiye şefaat hakkı olacağı Hadis-i Şerifte beyan buyrulmaktadır.

Allah şehidlerimizi cennet ve Cemaliyle müşerref etsin. Âmin…

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23