• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Akgün
Mustafa Akgün
TÜM YAZILARI
13 Ağustos 2015

İhanetler silsilesi

Son asırlarda Osmanlı Devleti’ne karşı öldürücü darbeler vurulmuştur. Gizli ve açık düşmanlara, iki yüzlülere koordinatlar verilmiş, bunlar atışı ona göre yapmışlardır. Bu koordinatları tesbit edip oraya en fazla atış yapanların başında İngilizler gelmişlerdir. Onun tesbit ettiği koordinatların gösterdiği yer Osmanlı Devleti idi. Hak, adalet, insan sevgisi idi.

Bu iki yüzlüler çıkış yeri olarak türlü çeşitlidirler.

Bazıları Hacı Bektaş Velî’nin erkanını yozlaştırmış, Kitap ve Sünnete sıkı sıkıya bağlı Hacı Bektaş Velî Hazretlerinin yolunu başka mecralara çekmiştir. Şeyh Bedrettin yaymaya çalıştığı bozuk itikad sistemiyle genç Osmanlı Devletinin başına büyük gaileler açmıştır.

İslâm inancının tahrifine sadece Abdullah ibni Sebe çalışmamıştır. Daha sonraki asırlarda Muhammed Abdülvehhâb, Bahâullah ve Ahmet Kadiyanî gibi kişilerin İslâm’ın inanç esasını tahrif etmeye çalıştığını görüyoruz. Bu kişiler İngiliz ajanları olup yaptıkları birer İngiliz casusluk klasiğidir.

Emir Hüseyin İngiliz desteğiyle tarihin en büyük siyasî facialarından birini işlemiştir. Hicaz Bölgesinin Osmanlı’dan koparılıp İngiliz emellerinin tahakkukuna zemin hazırlamıştır. Casus olmamakla beraber büyük gaflet ve ihanetlerde bulunmuş Arap Milliyetçileri ile Mekke Emiri geçinen Emir Hüseyin Osmanlıyı arkadan hançerlemişlerdir. Buna karşılık olarak da İngilizler Emir Hüseyin’in bir oğlu Faysal’a Irak krallığını, bir diğer oğlu Ali’ye Suriye krallığını, bir diğer oğlu Abdullah’a da Ürdün krallığını vermişlerdir.

Thomas Edward Lawrence, Gertrude Bell, Edward Noel unutulmayan İngiliz casusluk klasiklerinin uygulayıcılarındandır. Bunlar Osmanlının parçalanmasında ve İngilizlerin Orta Doğuyu nüfuzu altına almasında, petrol bölgelerinde çöreklenmesinde başrol oynamışlardır. Bu casuslar ayrıca Arapların Türklerden kopmasını sağlamak için Arap ırkçılığını ihdas edip körüklemişlerdir.

Osmanlının parçalanmasında ırkçılık cereyanı çok tesirli olmuştur. Yahûdi Moiz Kohen (Türkleri aldatmak için kullandığı takma adı Munis Tekin Alp) kuru ve İslâm’dan uzak bir Türk ırkçılığı ortaya çıkarırken, bir başka Yahûdi Mişel Eflak Baas Partisini kuruyor, o da kendinden öncekiler gibi kuru ve İslâm’dan uzak bir Arap ırkçılığı ortaya çıkarıyordu.

Mustafa Reşit Paşa, Ali Paşa, Fuat Paşa, Mithat Paşa gibi sözüm ona paşalar Osmanlı Devlet idaresinde en yüksek makamlara kadar gelebilmişlerdir. Ancak Masonluklarının ve Yahûdiliklerinin gereği olarak Osmanlının çöküşünü hızlandırmak için bütün fırsatları değerlendirmişlerdir. Bu paşaların meydana getirdiği menfi gelişmeleri İttihatçı Talât Paşa, Enver Paşa, Cemal Paşa daha da ileri boyutlara götürmüşlerdir. İttihad ve Terakki’nin başındaki bu üçlü, Osmanlı Devletinin başını yemişlerdir.

İsrail Devletine giden yolu açanların en önde gelenleri Theodor Herzl, Emmanuel Karasso gibi Siyonist-Yahûdi liderleridir. Theodor Herzl Siyonizmin en önde gelen ismidir. Osmanlı Devletinin yıkılışında en büyük rolü oynayanlardan olan Emmanuel Karasso’dur. İtalyan Yahûdisidir. Balkan halklarının silahlandırılmasını sağlayanlardandır. Balkanların en ileri gelen teröristlerindendir. Böyle bir adam Osmanlının Meclisinde mebustur. Tarih böyle bir ihanet, garabet ve gafleti kolay kolay yazmasa gerektir.

Bölücü Yahûdiler bunları yaparken bölücü Ermeniler de geri kalmadılar. 1894’te Osmanlıya karşı Sason İsyanını çıkaran Hamparsum Boyacıyan 1908’de Osmanlı Meclisine mebus olmuştur. Osmanlının Hariciye Nazırlığını (Dışişleri Bakanlığı) yapan Gabriyel Noradükyan Lozan’da Ermeniler için Anadolu’dan toprak isteyecek kadar küstahlık yapmıştır. İttihadcıların Yahûdi Hahambaşılığına getirdikleri Heim Naumda Lozan müzakereleri sırasında Türkiye aleyhine pek çok madde yazdırmıştır. TBMM’ye 1957’de İstanbul milletvekilli seçilen Mıgırdıç Şellefyan adlı bölücü Ermeni yaptığı kirli işler, yolsuzluklar ve hırsızlıklar neticesinde yurt dışına kaçmak zorunda kalmıştır. ASALA teşkilâtının kurulmasında asıl rolü oynayanlardan biri olmuştur. PKK lideri gözüken Apo’yu tarih en büyük iki yüzlülerden biri olarak gösterecektir. Apo güya Kürtleri Türklerden koparmak istemektedir. Bin yıllık İslâm kardeşliği buna elbette geçit vermeyecektir.

Tabiî ABD başkanlarının çoğu da bu alanda çok manidar tutumlar ortaya koymuştur. Thomas Woodrow Wilson, Siyonizme yürekten bağlıydı. Özel görüşmelerinde Amerikan Siyonistlerinden bu eğilimini saklamıyordu. ABD başkanlarının çoğu gibi dinî sebeplerle Siyon’a bağlıydı. ‘Musevîler için Filistin’i barbar Türkten koparmak’ efsanesine o da kapılmıştı. Theodore Roosvelt’in,  ‘Dünyada herkesten önce ezmek istediğim iki güç İspanya ve Osmanlı Devleti’dir.’ dediği kaydedilmektedir. İspanya Yahûdileri ülkesinden kovmuştur. Osmanlı Devleti ise tâ o zamanlarda kurulması düşünülen İsrail Devleti için Filistin’den toprak vermemiştir. ABD’li Yahûdiler Franklin Roosvelt’e ‘Bizleri Va’d Edilen Topraklara döndürecek olan yeni peygamberimiz’ diyerek umut bağladılar. Bunun zamanında altı köşeli Yahûdi yıldızı ABD posta idaresinin, asker miğferlerinin, deniz kuvvetleri mühürlerinin, şeriflerin işaretlerinin amblemi haline geldi.

   Kök olarak bir dedesi Polonya Yahûdisi, diğer dedesi Selânik Yahûdisi olan Nazım Hikmet Ran ile Selânikli Sabetayist bir aileye mensup olan Halide Edip Adıvar Türk edebiyat ve kültür alanında genç dimağlara devamlı yerleştirilmeye çalışılan isimlerdir. Ne yazık ki Nazım 1950’de afla hapisten çıkmış Sovyetler Birliğine kaçmış, ‘Ben Sovyetler Birliğinin çocuğuyum, beni Stalin yarattı’ demek bedbahtlığını göstermiştir. Halide ise hayatında zikzaklar çizip durmuştur. Osmanlının baş düşmanlarından ABD başkanı Wilson’la fikir birliği bulunmaktadır. Onun adına İstanbul’da ‘Wilson Prensipleri’ cemiyetini kuranların başındadır. Ülkemiz işgal edildiği zamanlarda Amerikan mandası istemiştir. Kurtuluş Savaşımızın başladığı sıralarda Sultanahmed’de hamâsî konuşmalar yapmıştır. Sonra Kurtuluş Savaşında cepheye gitmiştir. Cumhuriyetten sonra Atatürk’e yapılan suikasta adı karışınca yurt dışına kaçmak zorunda kalmış, onun ölümünden sonra Türkiye’ye dönmüştür. Yani zikzak üstüne zikzak yapmıştır.

Görüldüğü gibi sadece çok az kısmını zikredebildiğimiz BU İSİMLER HEP AYNI KOORDİNATLARI TAKİP ETMİŞLER, HEP AYNI NOKTAYI HEDEF ALMIŞLARDIR. HEPSİ DE ANADOLU İNSANININ BAĞRINA ATIŞ YAPMIŞLARDIR. NETİCEDE OSMANLI DEVLETİNİN YIKILMASINA YOL AÇMIŞLARDIR.

Bu ‘Küfür tek millettir’ Hadisinin açıklaması değil midir?

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23