• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Akgün
Mustafa Akgün
TÜM YAZILARI
23 Nisan 2013

Ermeniler ve Türk Müziği

Ermeniler ve Türkler asırlarca iç içe yaşamış iki millettir. Osmanlı devletine bağlılıklarından dolayı Ermeniler ‘millet-i sâdıka’ adını almışlardır.
Ancak 19. asırda Rusya, Amerika, Kanada ve Fransa gibi ülkeler Ermenileri kışkırtarak Osmanlı Devletine karşı düşman etmişler, isyan ettirmişlerdir.
DAŞNAK, HINÇAK, daha sonra ASALA gibi terör teşkilatları kurdurarak gerek imparatorluk zamanında gerek Cumhuriyet devrinde devletimize zarar verdirmişlerdir.
Bu husustaki pek çok ibretli hadiseden biri şudur:
1895 yılında Hamparsum Boyacıyan adında bir isyancı Ermeni Sason İsyanını yapar. İdamdan kaçarak kurtulur. Aynı kişi İttihatçı Donkişotların marifetiyle 1908 yılında Meşrutiyet Meclisine mebus olarak girer. İnsan şunu sormadan edemiyor: Dünyanın hangi devleti kendine isyan eden birini meclisine mebus olarak almıştır?
Ancak her Ermeni Türk düşmanı değildir. Tam aksine milletimizin kadirşinaslığını çok iyi bilen Ermeniler de vardır.
Armen Penik adlı Ermeni de onlardan biridir. O milletimizi çok iyi tanıyanlardandır. 1982 yılında Ankara-Esenboğa havaalanında 3’ü emniyet vazifelisi 9 kişi ASALA mensubu Ermeni teröristlerce öldürülmüştü. Armen Penik bu durumu kendini yakarak protesto etmişti.
Türk – Ermeni meselesinde bunlara benzer müsbet ve menfi mânâda pek çok örnek vardır.
Bunları bir yana bırakarak işe biraz güzellik yönünden bakılacak olursa şunlar görülür:
Bizim Türk Sanat Müziği malum ilmî bir müzik. Bu müzik tarzı sanki insanın duygu alemini karşısına alıyor. Onu güzel duygulara boğmak için güfte yazıyor, beste yapıyor, icrada bulunuyor. Osmanlı zamanında psikiyatri hastaları, akıl hastaları Türk Sanat Müziğinin bazı makamları dinletilerek tedavi edilirdi. Edirne’de geniş gül bahçeleri içinde, bülbül sesleriyle, kuş sesleriyle, su sesiyle ve Türk Sanat Müziğiyle hastaya se­anslar uygulanır, tedavisi sağlanırdı.
Aynı devirde akıl hastaları Avrupa’da ‘içine şeytan girmiş’ diye yakılıyorlardı. Bu, medeniyetler arasında ne korkunç bir fark olduğunu gösterir.
Türk Sanat Müziği sadece Türk­ler veya Müslümanlar arasında yaygın değildir. İstanbul’da yaşa­yan azınlıklardan bazıları da bu müzik türüyle iştigal etmişlerdir. Rumlardan, Ermenilerden Türk Sanat Müziği ile iştigal eden çok kimse vardır... Hele Ermenilerden çok vardır. Türk Sanat Müziğinde güfte yazan, beste yapan, söyleyen pek çok Ermeni Türk Sanat Müziğinde literatüre girmiştir.
Kemanî Sarkis Efendi bunlardan biridir. Bir şarkısı şöyle başlar:
‘Kimseye etmem şikayet ağlarım ben halime
Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime’
Sonra bir Aliksan Efendi vardır ki Türk Sanat Mü­ziğinin Ermeniler arasında yayılmasını sağlamıştır. Şunlar onun şarkılarından bazılarının başlayış cümleleridir:
‘Koklasam saçlarını bir gece tâ fecre kadar’
‘Hani ya sen benimdin niye döndün sözünden?’
‘Ruhumda bahar açtı onun bülbülü sendin’“
 Astik Efendi de bir Ermeni bestekârdır. Bir eseri şöyle başlıyor:
‘Yeter üzdün beni kaşı hilâlim
Tevahhuş etme gel, gel a zalim
Nolur bir buse versen zıybi hayalim
Tükendi, kalmadı sabra mecalim’
Meşhur Bimen Şen çok büyük bir Ermeni bestekârdır. Meşhur Türk müzisyenler Aziz Dede, Tambûrî Cemil Bey ve Şevki Beylerin müzik bilgilerinden istifade etti. Sekiz yüz kadar bestesiyle adetâ rekora gitmiştir. Şunlar onun unutulmayan eserlerindendir:
‘Durmadan aylar geçer, yıllar geçer gelmez sesin’
‘Al sazını sen sevdiceğim şen hevesinle’
Kemanî Tatyos Efendi Türk Sanat müziğinde çok ince manâlı ça­lışmalar yapmıştır. Şu da onun çalışmalarındandır:
‘Gamzedeyim deva bulmam
Garibim bir yuva kurmam
Kaderimden hep çekerim
İnlerim rehâ bulmam’
Bütün bunlara Hanende Manol Ağa, İsak Varan, Lemi Atlı, Nubar Teleyay, Hamparsum Limonciyan, Udî Hırant Kenkiloğlu, Leon Hancı gibi Ermeni müzisyenleri de ekleyebilriz.
Yazıyı âşıklık geleneğine bağlı Ermeni şair Kenziyâ’nın Türk halk şairi Zülalî’yle atışmala­rı sırasında söylediği çok manâlı bir dörtlükle bağlayalım:
‘Bir anadan bir babadan gelmişiz
Biz buna etmişiz iman Zülâlî
Eğer böyle ise niçin olmuşuz?
Biz size, siz bize düşman Zülâlî?’
 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23