• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Akgün
Mustafa Akgün
TÜM YAZILARI
13 Eylül 2015

1 KASIM SEÇİMLERİ VE EMANETİ EHLİNE VERMEK

AK Parti son 7 Haziran seçimleri neticesinde tek başına hükümet olma gücünü kaybetti. Önümüzde de 1 Kasım seçimleri var. Tek başına hükümet olma gücünü tekrar kazanması için AK Parti’nin mutlaka dikkat etmesi gereken hususlar vardır. Tarihî hadiselerin ışığında AK Parti’nin bir nefis muhasebesi yapması gerekmektedir.

Önce gönül ayarlarına dönülmesi gerekmektedir.

Bugün AK Partili bazıları gurura kapılmış, burunlarından kıl aldırmamaktadır. Kadınların, kızların bile altlarında çok modern siyah jeepler vardır. Bu jeepleri tesettürlü bayanlar kullanmakta. Bunlar ve benzeri tutumlar AK Parti tabanının hareket noktası değildir. Tabandan defalarca AK Parti’ye oy verenler son seçimde ya kerhen oy verdiler veya vermediler.

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Başbakan iken tarihî hedefler göstermişti.

2023, 2053, 2071 yılları tarihimizin kilometre taşı olan hadiselerin 100., 600. ve 1000. yıl  dönümleri olacaktır.

1923 ve ona yakın yıllar Sarıkamış, Çanakkale ve İstiklal Savaşı’nın destanlarının yazıldığı zamanların yıldönümüdür. Yedi Düveli darmadağın ettiğimiz yıllardır.

1453 İstanbul’un fetih yılıdır. Genç pâdişâh Fatih İstanbul’un fethiyle dünyaya parmak ısırtmıştır.

1071 muazzam Malazgirt Zaferi’nin kazanıldığı yıldır. Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan 27 bin askeriyle Bizans topraklarında Malazgirt’te doğru ilerlerken, keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla: - ‘’300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor’’ der. Alparslan önemsemeyerek şöyle der… Onlar telaş etsin zira biz de onlara yaklaşıyoruz. İşte Sultan Alparslan kendinden kaç misli büyüklükteki Bizans ordusunu bu şuurla yendi. Cuma günü yapılan savaşta Alparslan düşmanla burun buruna olmasına rağmen Cuma namazının sonunda savaşa girdi ve büyük zaferi kazandı..

7 Haziran’da seçilen bazı milletvekilleriyle 1923, 1453 ve 1071 yıllarındaki büyük hadislerinin ruhu yakalanamaz.

7 Haziran seçimindeki kaybın dış sebepleri vardı.

Yedi düvelin iç uzantıları her alanda üstlerine düşeni tam yaptılar. Bazı basın ve medya kuruluşları kimden yem yedilerse ona göre yazdılar, yayın yaptılar. Bazı politikacılar bazı batılı devletlerin içimizdeki ileri güçleri gibi çalıştılar. Terör teşkilatları bütün güçleriyle AK Parti aleyhinde çalıştılar. Bunlar eşyanın tabiatına uygundur. Dış güçler üstlerine düşeni yapacaklardır.

HDP, mutlu azınlık + bazı CHP’liler + bölücü Ezidiler + bölücü Ermeniler + eşcinseller + paralelciler + diğerlerinin oylarıyla % 13 oy aldı. Bölücü olmayan Ezidiler ve bölücü olmayan Ermeniler elbette bunlarla bir tutulamaz.

AK Parti’nin seçimi kaybetmesinde asıl sebepler iç sebeplerdir. Aday tesbitinde emanet ehline verilmemiştir. Bunların başında adayların bir kısmının AK Parti tabanınca benimsenmemesidir. AK Parti tabanı emanetin ehline verilmediği kanaatindedir. 

Bu hususta birkaç örnekten bahsetmek zorundayız ki bu kötü uygulamalar devam etmesin.

Geçtiğimiz yıllarda 367 meselesinde AK Parti’ye kalleşlik etme basiretini gösteren bir vatandaşımız aday gösterilmiştir. Milletvekili seçilmiştir.

Cumhurbaşkanı ve Başbakan Paralelciler meselesinde çok hassas olmalarına rağmen, bazı illerde paralelci aday gösterilmiş ne yazık ki onlar da milletvekili seçilmiştir. Bugün Paralel yapı hakkında sözü olacak milletvekilleri vardır. Ancak seslerini çıkardıkları takdirde nasıl bir şantajla karşı karşıya geleceklerini bildikleri için gıkları çıkmamaktadır

 AK Parti’nin oy kaybetmesi hususunda bir de şu mühim meseleye temas etmek yerinde olacaktır.

AK Parti’nin ilk akla gelen isimlerinden biri, AK Partili bir büyükşehir belediye başkanıyla alakalı ciddi ithamlarda bulundu. Söylenenler kısmen doğru (akıllarda oluşan şahsi bir menfaat ihtimali, kesinlikle sözkonusu değildi) fakat zamanlama çok yanlıştı. 7 Haziran seçimlerine az bir zaman kalmıştı. Acaba bu davranış AK Parti’ye ne kadar oy kaybettirdi bunun tahlilini bu zatın kendisi yaptırsa daha iyi olur. Bu zatın Paralelci başı ile alakalı olarak, “Bu yanlışları etrafındakiler yapabilir ama Hoca Efendi yapmaz.” dediği hala hafızalardadır. Halbuki paralel başının bu işlerin başı olduğunu sağır sultan bile bilmektedir. Demek ki basiret başka şey. Nutuk atmaktan farklı.

 Aday tesbitinde aday karnesi tanzim edilebilir. Bu karnede bazı kıstaslar esas alınmalıdır. O kıstaslardan bazıları şunlar olabilir:

Adayların inancımızın, ahlakımızın ve tarihimizin ruh köküne bağlı olup olmadığı iyi incelenmelidir. Cuma saatinde seçmeni cumaya gönderip kendisi beklememeli, kendisi de cumaya gitmelidir.

Adayın geçmişte bu hususta yaptığı çalışmalara, çektiği emeklere değer verilmelidir. Geçmişi pırıl pırıl olmalıdır. Emek çekenlere itibar etmeyip sinsi nevzuhurlara geçit verilmemelidir.

Para ve gayrı ahlaki yaşayışlara zaafı olup olmadığı iyi araştırılmalıdır. Müsteşarken ihalelere fesat karıştıranlara fırsat vermemelidir.

Ruh kökümüze bağlı siyasetçinin tarihi akış içinde kurmaylara sadakati ne olmuştur, incelenmelidir. Günün birinde milletvekili pazarı açıldığında bu pazarda emtia olup olmayacağı araştırılmalıdır.

Daha başka müsbet husûsiyetlerine de bakılabilir. Bu durumda yanlış adam seçme hatası daha da azaltılmış olur. Ama sıfıra inmez. Çünkü mevzu insandır. Atalarımız, ‘insanoğlu çiğ süt emmiştir.’ demişler.

Böylece, karşılaşılan ihanetlerle tekrar karşılaşma ihtimali epeyce azalır.

Yanlış adayları teklif edenler büyük bir vebalin altındadır. Bu yanlış adayları teklif edenlere aday teklif etme salahiyeti verilmemelidir. Yukarısının da aday listesinde yer alanları ince eleyip sık dokuyarak teşekkül ettirmesi mecburiyeti vardır.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23