• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Murat Alan
Murat Alan
TÜM YAZILARI

Terörsüz Türkiye bir “süreç” değil, “tasfiye”dir!..

23 Aralık 2025
A


Murat Alan İletişim: [email protected]

Terörsüz Türkiye bir “süreç” değil, “tasfiye”dir!..

MURAT ALAN

Türkiye, yarım asrı aşan bir terör yükünü omuzlarında taşıyarak geldi bugüne. Bu yük yalnızca şehitlerle, can kayıplarıyla ve acılarla sınırlı değil; aynı zamanda ekonomik, sosyolojik ve siyasal bir tahribatın da adı. AK Parti’nin TBMM’ye sunduğu “Terörsüz Türkiye” raporu, işte bu ağır mirasla yüzleşmenin ve onu kalıcı biçimde geride bırakmanın iddiasını taşıyor. Ancak bu iddia, geçmişte defalarca gördüğümüz gibi romantik temennilerden, iyi niyetli ama naif beklentilerden beslenmiyor. Aksine, sahadan gelen tecrübeyle, yaşanmış acılarla ve devlet hafızasının biriktirdiği derslerle şekillenmiş soğukkanlı bir aklın ürünü olarak karşımızda duruyor.


Bu raporu farklı kılan temel unsur tam da burada yatıyor. Daha ilk satırlardan itibaren duygusal söylemlere, hamasi çağrılara ya da belirsiz vaatlere yer olmadığı hissediliyor. Devlet, meseleyi bir “süreç” romantizmiyle değil, bir “tasfiye” kararlılığıyla ele alıyor. 

Geçmişteki girişimlerin en büyük zaafı olan tedbirsizlik, bu metinde yerini sistematik bir güvenlik ve denetim anlayışına bırakmış durumda. “Tespit ve teyit mekanizması”nın sürecin merkezine yerleştirilmesi, basit bir teknik detay değil; kalıcı huzurun teminatı olarak konumlandırılıyor.


Silah bırakıldığı iddia ediliyorsa, bunun devletin ilgili kurumları tarafından somut verilerle doğrulanması esas alınıyor. Örgütsel tasfiye beyanları, sahadaki fiili durumla örtüşmeden hiçbir anlam ifade etmiyor. Devlet bu noktada net!..

Teyit edilmemiş hiçbir adım hiçbir kazanım hiçbir ilerleme kabul edilmeyecek. Bu yaklaşım, yalnızca güvenlik refleksiyle açıklanamaz. Aynı zamanda şehit ailelerine, bu ülkenin hukukuna ve toplumsal adalet duygusuna duyulan saygının da gereğidir. Türkiye, terörle mücadelede “inanma” lüksünün olmadığını, “doğrulama” zorunluluğunun bulunduğunu acı tecrübelerle öğrenmiştir.


Raporun en güçlü yönlerinden biri, terör meselesini yalnızca silahlı unsurlarla sınırlı bir güvenlik problemi olarak ele almamasıdır. Terörle mücadelenin aynı zamanda bir demokratikleşme, normalleşme ve toplumsal uyum süreci olduğu açıkça vurgulanıyor. Bölge halkının terörle özdeşleştirilmesine kesin bir dille karşı çıkılıyor. Terör baskısından arındırılmış bir toplumun, demokratik siyasetin alanını genişleteceği ve meşru siyasal rekabeti güçlendireceği ifade ediliyor. Güvenlik ile özgürlüğü karşı karşıya getiren sahte ikilik, bu raporla birlikte anlamını yitiriyor.


Güvenlik ve özgürlük, bu metinde birbirinin alternatifi değil; tamamlayıcısı olarak ele alınıyor. Hukuk devleti ilkeleri, şeffaflık ve denetlenebilirlik vurgusu sürecin her aşamasında merkezi bir rol üstleniyor. Devlet, güvenliği sağlarken hukuktan vazgeçmeyeceğini; demokratikleşmeyi hedeflerken de güvenlikten taviz vermeyeceğini net biçimde ortaya koyuyor. 

Tam da bu noktada, muhalefetin, özellikle de ana muhalefet partisinin tutumuna bakmak gerekiyor. CHP, terör meselesinde uzun süredir netlikten kaçan, risk almayan ve devlet sorumluluğuyla siyaset üretmek yerine konforlu muhalefet alanını tercih eden bir çizgide duruyor. Sürece yönelik eleştiriler, içeriğe dair tutarlı bir karşılık üretmekten çok, alışıldık reflekslerin tekrarından ibaret.


CHP’nin yaklaşımı, terörün nasıl bitirileceğine dair berrak ve uygulanabilir bir yol haritası sunmuyor. Oysa terörle mücadele, siyasi pozisyon almanın ötesinde, devlet ciddiyeti ve kurumsal sorumluluk gerektirir.


Şehitlerimizle ilgili kullanılan dil de bu çelişkinin en açık göstergelerinden biri. CHP, şehit ailelerinin acısını yüksek sesle hatırlatmakta hızlı; ancak bu acının bir daha yaşanmaması için alınması gereken zor ve riskli kararların sorumluluğunu üstlenmeye gelince aynı kararlılığı göstermiyor. Daha dün iki belediye almak için Kent Uzlaşısı etrafında attıkları taklaları gördük.  

Acı üzerinden siyaset yapmak kolaydır; zor olan, o acının tekrarını engelleyecek devlet aklını ve iradesini ortaya koymaktır. “Terörsüz Türkiye” raporu, tam da bu ayrımı netleştiriyor.

Ana muhalefetin temel açmazı, itirazla yetinip çözüm üretmemesidir. “Ne yapılmamalı” konusunda uzun cümleler kuran bir muhalefet var; ancak “ne yapılmalı” sorusuna gelindiğinde ortada bağlayıcı, sahayla örtüşen ve sorumluluk gerektiren bir öneri yok. 


Bu yönüyle “Terörsüz Türkiye” raporu, sadece bir güvenlik ve demokrasi belgesi değil; aynı zamanda muhalefetin siyasal kapasitesini ölçen bir turnusol kâğıdıdır. CHP’nin bu metne mesafeli duruşu, içeriğe dair teknik bir itirazdan çok, devlet sorumluluğu almaya yönelik isteksizliği ele veriyor. Çünkü bu rapor, konforlu muhalefet alanını değil; ağır devlet yükünü temsil ediyor.


Raporun merkezinde yankılanan toplumsal talep ise son derece nettir: “silahlar toprağa gömülsün.” Bu, bir slogan değil; yıllardır bu ülkede biriken ortak vicdanın ifadesidir. Bölge insanının terörle arasına net bir mesafe koyması, demokratik kapasitenin gerçek sınavı olarak görülüyor. Devlet, bu mesafeyi güçlendirmeyi terörle mücadelenin kritik bir parçası olarak ele alıyor.

Terörün Türkiye’ye maliyetinin 2 trilyon doları aşmış olması, meselenin yalnızca güvenlik başlığı altında değerlendirilemeyeceğini gösteriyor. Bu kayıp, aynı zamanda kaçırılmış bir kalkınma ve refah fırsatının da bilançosudur. Terörsüz bir Türkiye; daha fazla yatırım daha güçlü ekonomi daha adil bir toplumsal düzen demektir.



Raporda romantizm yok. Sabotaj ihtimalleri, algı operasyonları ve provokasyonlar hesaba katılıyor. Genel af ya da muğlak “umut hakkı” tartışmaları bilinçli biçimde dışarıda bırakılıyor. Bireysel sorumluluk esası korunuyor. Terör, siyasi kazanç malzemesi yapılmayacak kadar hayati bir meseledir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde şekillenen bu yaklaşım, sessiz ama kararlı bir devlet aklının ürünüdür. Selametle..

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Şizofren

Sen fazla iktidar kanalları ile gazetecilerle veyahutta mecliste akp lilerle mhp lilerle beraber olmanın veya gazetenin politikası adına yazıyorsun ..yazıyorsun da uydudan biraz pkk kanallarını da ..... seyret...orda değişen hiçbir şey yok ...

Müşteki

Terörsüz Türkiye projesinde umarım istenilen başarıya ulaşılır,daha doğrusu ulaşmak zorundayız çünkü Türkiyenin başka şansı yok!Bu projeyi sabote etmek isteyenler olacak,Terörsüz Türkiyeyi istemeyenler illa ki zorluk çıkaracak!Vatandaşlık görevimiz burada devletimize güvenmek olsun,zaten devletimize güvenmezsek birilerinin yanlış veya maksatlı sözleriyle geleceğe dair umutlarımız yok olur!Ben sayın cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğanın liderliğindeki kadronun bu mevzuyu çözeceğini inanıyorum,her TC vatandaşının da inanması gerekli!Biz akıllı olalım ve süreci baltalamak isteyenlerin oyunlarına kanmayalım,çünkü devletimiz hem tüm riskleri gözönüne aldı artık bu yoldan dönüş yok!Sayın cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi gelecek nesillere terörsüz bir Türkiye emanet etmenin yanısıra,güçlü ve müreffeh bir memleketi var etmenin de çalışmaları içinde emin adımlarla ilerliyor!Devletimiz yurt içinde terörsüz Türkiye inşa ederken,yurt dışında da dosta güven düşmana korku verecek adımlar atıyor!Aslında güzel ülkemin başına bu terör belasını içerde chp,dışarda da chp'nin ortağı israil soktu!Mecliste her zaman kavga çıkaran bu ülkenin baş düşmanı kahrolası chp,belki de yavaş yavaş yok olacağını hissettiği için kudurmuş domuzlar gibi saldırganlaşıyor!Böyle bir muhalefetle nasıl bu memlekette barış iklimi var olacak göreceğiz,ortadoğuda israil neyse Türkiyede chp odur!Son 23 yılda yapılanlar chp'ye rağmen yapıldıysa bu tartışmasız ülkem adına büyük başarıdır,bununla ne kadar övünsek ne kadar gururlansak azdır!Rabbim bizlere chp'nin yok olduğu,kahrolduğu günleri görmeyi nasip etsin...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23