Biz AK taraftayız Özgür, ya sen?!
Biz AK taraftayız Özgür, ya sen?!
MURAT ALAN
CHP Genel Başkanı Özgür Özel kürsüye çıkıyor, ağzını açıyor ama ortada ne derli toplu bir fikir var, ne mantık, ne de zerre kadar ciddiyet. Siyaset yaptığını sanıyor ama kullandığı dil, bir ana muhalefet partisi genel başkanına değil; kontrolünü kaybetmiş bir sokak kabadayısının tarzına benziyor.
Yine hedefinde biz varız.. Akit Gazetesi. Yine aynı iğrenç üslupla saldırıyor..
Kendi sözlerini aynen aktaralım ki millet görsün.. Özel, “Bakın, kişi başka bir şeyle suçlanıyor. O kişinin cep telefonu alınmış, cep telefonu içinden… Bakın yalan olduğunu da yüzde bir milyon eminiz ama. Filanca kadına bu ayıp mesajlar atılmış, bilginiz olsun diye basına servis ediyor…”
Uzatıyor, geveliyor, cümleler uzadıkça anlam dağılıyor, mantık çöküyor. Ve sonunda meseleyi getirip açık bir hakarete bağlıyor Özgür Özel, “Ak İt var mesela. Ak İt gazetesi! O onu aldığı gibi alıp yapıştırıyor..”
Şimdi açık ve net konuşalım, lafı dolandırmadan..
Bir siyasi parti genel başkanı, elinde olduğunu iddia ettiği “delillerle” konuşmaz da sokak ağzıyla, küfürbaz bir ayyaş gibi konuşursa, burada tartışılması gereken ne gazetecilik etiğidir, ne de haber yapma hakkı..
Asıl sorgulanması gereken o zihniyetin ta kendisidir. Bu, siyaset değil, rezilliktir. Bu, CHP’nin geldiği utanç verici seviyenin açık itirafıdır.
İddia ediyorsun Özgür Özel.
“Devletten bilgi sızdırılıyor” diyorsun.
“Adalet Bakanlığı’ndan servis yapılıyor” diyorsun.
“Liste var” diyorsun.
“Üç harfliler” diye kinaye yapıyorsun.
O halde çık ortaya, delillerini koy masaya! Akın Gürlek ve ekibine attığın o iğrenç iftirayı belgeyle, somut delille, isim isim, tarih tarih, saat saat ifşa et.. Hangi gazeteciye ne servis edilmiş, kim göndermiş, hangi dosyadan ne sızdırılmış…
Anlat hadi!
Aleni iftira, rezil bir yalan bombardımanı, halkı kandırma çabası.
Asıl rezalet şu ki, kendi belediye başkanlarınla ilgili ortaya saçılan yolsuzluk iddialarına, ahlaki skandallara tek kelime edememek.
“Bu iftiradır” diyemiyorsun.. “Yanlıştır, gereğini yapacağız” diyemiyorsun. “Soruşturacağız, hesap soracağız” diyemiyorsun.
Ne diyorsun peki?
“Bunu nasıl haber yaparlar?”
“Yani mesele işlenen suç değil, suçun ortaya çıkması.”
Bu zihniyet nasıl ana muhalefet olur? Bu zihniyetle nasıl “temiz siyaset”ten bahseder? Utanç verici.
Bugün konuşulan kişi de sıradan biri değil. Tanju Özcan hakkında hem ağır yolsuzluk iddiaları hem de kamuoyuna yansıyan son derece ciddi ahlaki skandallar var. Bu iddialar karşısında yapılması gereken tek bir şey var.. Açık, net, onurlu bir tavır almak. Ya “masumdur, delil yok” dersin ve belgeleriyle savunursun, ya da “gereğini yaparız” dersin.
Ama sen ne yapıyorsun?
Bu iddiaları konuşmak yerine, bunları haberleştiren gazeteleri, özellikle Akit’i hedef alıyorsun. Suçu örtbas etmek için habercileri linç etmeye çalışıyorsun.
Klasik CHP taktiği, “Pisliği sakla, haberi yapanı suçla.”
Gerçek şu ki, bahsettiğin o sızıntılar ne Adalet Bakanlığı’ndan ne başka bir resmi kurumdan geliyor. Haber Müdürüm Zekeriya Say ve muhabir arkadaşlarımız iğneyle kuyu kazıyor..
O sızıntılar nereden geliyor biliyor musun Özgür? Bizzat kendi çürümüş yapınızın içinden fışkırıyor. Ya çıkar kavgasına tutuşanlar birbirini ihbar ediyor, ya da hâlâ vicdanı kalmış birkaç kişi gördüğü iğrençliği daha fazla saklayamıyor. Beykoz’da, Şişli’de, Beşiktaş’ta, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki dosyaların nasıl bir bir ortaya döküldüğüne bakarsan, gerçeği sen de çok iyi görürsün. Ama görmek istemiyorsun, çünkü görmek korkutuyor seni.
Gelelim o “Ak-İt” meselesine…
Bizi aşağıladığını, küçük düşürdüğünü zannediyorsun.
Yanılıyorsun. Hem de çok büyük yanılıyorsun.
Biz Akit olarak şerefli, haysiyetli, onurlu insanlarız. Dün de böyleydik, bugün de böyleyiz, yarın da böyle olacağız. Şükürler olsun ki ne kumar masalarında ne rakı sofralarında ne de kirli pazarlıkların içinde yer aldık. Kalemimizi hiçbir zaman güç odaklarının, rant çetelerinin, ahlaksız ittifakların emrine vermedik.
Biz gazetecilik yaptık. Gerçek gazetecilik.
Mazlumun yanında durduk.
Haksızlığın, yolsuzluğun, ahlaksızlığın karşısında dimdik durduk.
Bugün de aynısını yapıyoruz. Yarın da yapacağız.
Sen “Ak-İt” diye hecelemeye, ağzını bozmaya devam et.
Biz o hecenin “AK” tarafındayız. Peki ya sen? Sen ne taraftasın?
Milletin, hakkın, hakikatin, adaletin yanında olmaya devam edeceğiz.
Öfkeyle, yalanla, iftirayla, sokak ağzıyla siyaset yapmaya çalışanlar, kendi çürümelerini örtbas etmek için habercilere saldıranlar. Hakaretle siyaset yapılmaz. Gürültüyle gerçek örtülmez. Eğer elinde gerçekten bize Adalet Bakanlığı’ndan belge servis edildiğine ilişkin bir bilgi varsa çık adam gibi yayınla belgesini.. Yoksa “müfterisin, iftiracısın, ahlaksızsın” derler adama.. Şunu bil.. Biz buradayız. Dimdik ayaktayız. Yazmaya, anlatmaya, gerçeği haykırmaya, pislikleri deşifre etmeye devam edeceğiz. Ne senin hakaretlerin ne de senin gibi düşünenlerin saldırıları bizi yolumuzdan döndürebilir.