Fuat Avni, Hamamcılar canlı bomba ve büyücü… Sırada ne var?
Ankara’daki son canlı bomba eylemi Büyücü Gülen’e iyi gelmiş!
Fırt fırt burnunu çekmesiyle…
Gürültülü bir şekilde silmesiyle…
Kiniyle, öfkesiyle…
Bedduasıyla, kibriyle…
İnleriyle, cinleriyle…
Muskasıyla, büyüsüyle…
Kısacası “tüm sahne performansıyla” geri gelmiş…
Sümüklü mendilini kapışmak için…
Artık çayını ele geçirip, tükürüğünü bölüşebilmek için…
Kirli çamaşırlarını koklayıp, kendinden geçebilmek için bekleşen çakma “müridlerine” dağıttığı Endülüjanslar konusunda nasıl bonkör davrandığına bakıyorum da…
Anlaşılan, Bedduacı Büyücü’nün çatallı kuyruğu kapı arasında…
Cumhurbaşkanı Erdoğan intikamı uğruna beslediği HDP-PKK-YPG-YPJ-DHKP-C-PYD gibi uyandırılan terörist unsurların vaatleri, Gamlı Baykuş’u kameraların karşısında sahne alacak kadar ümitlendirmiş!
Heyecandan pancar gibi kızarmış suratıyla yine Tevrat’tan mülhem kehanetler yapmış!
“Sahabelere zulmeden şeytanın çırakları…”
“Yardım ister gibi acı acı yüzünüze bakacaklar…”
“Kırbaçlar…”
“İdamlar…”
“Azrail’i görür gibi gülümseyen Fetullahçı sahabeler…”
“Köksüz ağaçlar gibi üst üste devrilecekler…”
Son beddua performansı kadar tiyatral ve hareketli olmasa da konuşmuş, konuşmuş ve son bir Küçük Emrah bakışıyla kendini acındırarak, başı göğsüne devrilmiş ve uyumuş…
Hey gidi…
Nerede o dakikalarca hoplaya zıplaya beddua ettiği günler?
Nerede o susmaksızın saatlerce konuştuğu günler?
Nerede o cinleriyle konuşup, (haşa) bir koşu Peygamber Efendimiz(sav)’le istişare edip, uçarak geri döndüğü günler?
Eh yaş gittikçe ilerliyor tabii…
Tayyı mekân da olsa ihtiyar insanı yoruyor…
Göz kapakları ağırlaşıyor.
Uyku basıyor…
Toprak geeel, gel ediyor.
Kaçarı yok…
Malikanelerde de yaşasan, gün boyu masaj keyfi de yapsan, kapına doktor, ambulans da konuşlandırsan bir gün ecel gelecek…
Sümüklü mendilleri, artık yemekleri ve teriyle kutsamış olduğu kirli çamaşırlarıyla DNA’larını cömertçe paylaştığı “mürid”ler, “cennetlik”(!) ablalar ve abiler helvanı yiyecek…
Suyunu ısıtacak…
Yıkayacak, paketleyecek ve öteki tarafa gönderecek…
Mezarını kazacak, üzerine tonlarca toprak dolduracak…
Çiçek dikecek, okuyacak, üfleyecek ve seni amelinle baş başa bırakacak…
Birileri omzuna dürtüp, “huuuuu, kolaysa sen de gelip, bizimle birlikte teslim olsaydın ya” diyecek…
“Hadi Azrail’i görür gibi gülümseyerek teslim olsana” diyecek…
“Kuzu kuzu gelip, Allah’a hesap verseydin ya” diyecek…
“Malikânende sefa süreceğin yerde, Azrail’e gülümseyerek İmralı’ya gitseydin ya” diyecek…
“Kuzey Irak Işık Üniversitesi’nde PKK içerisindeki MİT mensuplarını neden infaz ettirdin” diyecek…
Şehitler, kanlı elleriyle yakana yapışacak…
Şaron komşun, Apo kankan olacak…
…ve daha bir sürü şey…
Kumarbaz Ekrem Kavlak…
Köpükçü Faruk Aslan…
Falcıbacı Fuat gölgen…
Hilebaz Akın İpek ve Melek İpek…
Akif Beki Pensilvanya’ya göndermedi mi?
Zara da dertli dertli söyledi mi al sana FETÖ cenneti…
Kısık ateşte bir güzel kaynaşın, uzun uzun yoğuşun…
Çifte kavrulmuş Fetullahçılar sizi!
Merakla bekleyeceğim!
Bakalım Manisalı Lawrence ile öteki âlemdeki ilişkiniz ne olacak?
Hangi Fetullahçı orada evlatlığın olacak?
Şefaatin kimleri yakacak?
Bedduaların kimlere cehennemi tattıracak?
Eh Fetullahçılar “hatadan münezzeh” olduğuna göre…
“Şaron, çığır açan lider”
“İsrail otorite”
“Papa lider”
“Casus Fetullahçılar sahabe”
“Hilebaz Akın İpek cennetlik”
“Annesi melek”
“Fetullah (haşa) peygamber”
Eeeee?
Artık Garfield Zek de başında hunisiyle, “hani bana, hani bana” der herhalde…
Hele bir an evvel öl de…
Ananaslarınla gömül de…
İkide bir sahneye atlayıp, görüntü kirliliği meydana getirip tiksindirme de…
Nerenin dibini boylayacağını göreceğiz bunca ihanetinle!