• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Harabad ehlinin tarihi mi olur?

06 Mayıs 2026
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

Harabad ehlinin tarihi mi olur?

HÜSEYİN ÖZTÜRK

Harabad ehlinin değer yargıları mı olur? Olmaz elbet. Olsa harabad ehli olmaz.

Harabad ehline vatan, bayrak, devlet, millet teslim edilir mi? Edilmez elbet! Edilirse ne olur? Her şey harab olur.

Rahmetli Mehmet Şevket Eygi’nin “Camiler Kıyımı” isimli bir eseri vardır. Orada köylerden kasabalara kadar tüm şehirlerimizde CHP’nin yaptığı kıyımlar anlatılır.

Şükür bu camilerimizin epeyce kısmı, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın dirayetiyle ihya ve imar edildi ve edilmeye devam ediyor.

Yalnız camiler dışında kalan tarihi eserlerin bir kısmı kimi yerde özel mülkiyet kimi yerde başka kurum veya belediyelere ait olduğu için bunların hali perişan vaziyette.


Tabii harab olmuş malum eserlerin pek çoğu, CHP’li belediyelerin olduğu şehirlerde. İsteyen, dileyen ilgili belediyelerdeki tarihin tahribini görebilirler.


Tasavvuf Tarihi Hocası Prof. Dr. Mustafa Kara, geçenlerde önemli bir hususa değinerek “Harab Mabed ve Rıza Tevfik” üzerine bir yazı kaleme almış ve şu ayeti kerimeleri hatırlatmıştı: 

-“Allah’a ibadete mahsus yerlerin/mescidlerin bakım ve hizmetini üstlenme hakkı sadece ve sadece Allah’a ve ahirete iman eden, namazı hakkıyla kılıp zekâtı veren ve yalnız Allah’tan korkup çekinen kimselere aittir Pek tabii ki ancak böyleleri umduklarına kavuşacaktır”. Tevbe,9/18.


-“Allah’ın adının anılmasına, Ona ibadet edilmesine engel olan ve o mescidlerin terkedilmiş, harap mekânlar haline gelmesi için uğraşan kimselerden daha zalim/kafir kim olabilir..” Bakara, 2/114 


Evet, hoca böyle diyor. Bu iki ayet üzerinde tefekkür lazım! Eğer bir yerde tarihi cami varsa, bir külliyenin parçasıdır ve o belde de; hamam, medrese, çeşme, mezarlık, imarethane külliyeye ait demektir.

Yani camileri imar etmek yetmiyor. Rıza Tevfik ve benzer şairler gibi tarihe pişmanlık şiirleri yazdırmamak lazım gelir.

1869-1949 yılları arasında çok farklı tecellilerle dolu bir hayat yaşayan Rıza Tevfik’in şiirini, 1940 ila 50 arasında tarihi eserlerimizin harab edilip, yok sayıldığı yılları hatırlayarak okumalı.  



Vardım eşiğine yüzümü sürdüm,

Etrafını bütün dikenler almış.

Ulu mihrabında yazılar gördüm,

Kim bilir ne mutlu zamandan kalmış?

• • •

Batan güneşlerin ölgün nigâhı

Karartıp bırakmış o kıblegâhı;

Mazlum bir ümmetin baht-ı siyahı,

Vîran kubbesine gölgeler salmış.

• • •

İslâm’ın bahtiyar bir zamanında

Âb-ı hayat varmış şadırvanında,

Şimdi harâb olan sâyebânında

Dem çeken kuşların ömrü azalmış.

• • •

Ayât-ı hikmet var kitabesinde,

Bir ders-i ibret var hitabesinde;

Bağ-ı cennet olan harabesinde

Tekbir sedâları artık bunalmış.


• • •

Hey Rıza! Secdeye baş koy da inle,

Taşlar dile gelsin senin derdinle;

Efsâne söyleyim ağla hem dinle,

O şerefli mazi meğer “masal”mış.

Türk Yurdu, c./VIII, nu.2. 25 Kânunievvel 1330 (8 Aralık/1915, s./413)

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23