Orta Doğu’da büyük bir hesaplaşmaya doğru…
Orta Doğu’da büyük bir hesaplaşmaya doğru…
MEHMET KOÇAK
ABD ve Siyonist İsrail’in İran’a yönelik yeni bir savaş başlatması, Orta Doğu’da öngörülemez sonuçlara sahip tehlikeli ve yanlış bir karardır.
Zira; başlatılan saldırılar bugün İran sınırlarını aşarak tüm Orta Doğu’yu içine sürükleyecek şekilde büyük bir hesaplaşmaya doğru hızla evrileceği kuvvetle muhtemeldir.
ABD ve Siyonist İsrail, mevcut durumun kaçırılmaması gereken tarihi bir fırsat sunacağı inancıyla, müzakere sürecinde saldırı başlatmalarının ise hiçbir makul izahı olamaz.
Daha doğru bir ifadeyle, ABD ve suç ortağı Siyonist İsrail, diplomasiye, beynelmilel hukuka olduğu gibi hem İran’a hem de Orta Doğu ile milletler camiasına ihanet etmiştir.
Şimdi asıl soru şu:
ABD dahil, dünya kamuoyu ABD ve Siyonist İsrail ortaklaşa başlattığı bu savaşı hangi haklı gerekçeyle başlatmıştır?
Bu savaşın meşruiyeti ve hukuki boyutu nedir?
ABD Başkanı Trump, “ABD’yi vuracak füzeler üretmeye çalışıyordu”, “Nükleer tesislerine yönelik saldırılarımız olmasaydı İran iki hafta içinde nükleer silaha sahip olacaktı.” Şeklindeki açıklamaları katil Netanyahu’nun yalanlarını tekrarından başka bir şey değildir.
Zira, zanlar üzerlerinden üretilen bahaneler, ‘Uluslararası hukuk’ açısından “meşru ve haklı gerekçe” değildir ve de olamaz…
Ayrıca, ‘BM Güvenlik Konseyi yetkilendirmesi veya BM Şartı madde 51 kapsamında meşru müdafaa hakkı’ dışındaki güç kullanımı, kural olarak ‘BM Şartı 2(4)’ye göre “devletlerin başka bir devletin toprak bütünlüğüne ve siyasi bağımsızlığına karşı güç kullanması” yasaklanmıştır.
Şu bir gerçek:
Beynelmilel Hukuk, Viyana Devletlerarası Sözleşmesi ve BM kararlarına göre; bu savaşı meşru kılacak hiçbir haklı gerekçe söz konusu değildir.
Bu büyük ihanet savaşı; ABD çıkar politikaları ve Siyonist İsrail’in güvenliği odaklı BOP (Büyük Orta Doğu Projesi)’nin bir sonucudur.
*
Hamaney’in katledilmesi planlı bir suikast ve bir siyasi cinayettir…
Orta Doğu’nun zaten kırılgan olan dengeleri, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in öldürülmesi ile birlikte sadece İran değil, tüm Orta Doğu yeni ve son derece tehlikeli bir eşiğe girmiş görünüyor.
Bu savaş şimdilik bölgesel uzaması ve yayılması halinde ise bir dünya savaşı potansiyeline sahip olduğu bir gerçektir.
İran’ın dini lideri Ali Hamaney, ABD ve Siyonist İsrail tarafından düzenlenen ortak hava saldırısı sırasında bir rastlandı sonucu değil, tam aksine Hamaney’in üst düzey İranlı yetkililerle Tahran’daki yerleşkesinde toplantıda olduğu sırada CIA ve MOSSAD’ın ülkedeki casus ağından gelen istihbarat doğrultusunda düzenlenen özel bir suikast saldırısı sonucu katledildi.
Bu alçak savaşta rehber Ali Hamaney ve üst düzey siyasi ve askeri liderleri hedef seçmesiyle İran’daki rejimi devirme amaçlı olduğu açıktır.
Halbuki; Devlet liderlerine veya üst düzey yetkililere yönelik hedefli saldırılar, suikastlar düzenlemesi ‘Beynelmilel Hukuk’a göre suçtur.
Ayrıca, birçok hukukçu, çatışma durumunda bile siyasi liderlerin suikastla öldürülmesini ciddi bir hukuki ve etik sorun ve de yargısız infaz, siyasi cinayet kategorisine göre savaş sucu olarak kabul eder.
Bu gibi olaylar “saldırı suçu”, “savaş suçu” veya “insanlığa karşı işlenmiş suçlardır”.
O, gizlenmeyi ve sığınağa inmeyi reddetti. O, “ben de sıradan bir İranlı nefer gibi ülkem ve inandığım değerler uğruna savaşamaya ve şehadete hazırım” diyerek cesaret ve kahramanlığın en güzel örneği olarak şehadete erdi.
Ona Allah’tan rahmet kardeş İran halkına başsağlığı diliyorum.
*
Beynelmilele hukuk işletilmeli.
İran’a yönelik saldırı başlatılması ve devam eden savaşta üst düzey siyasi lider kadrosunun hedef alınması emrini veren ABD Başkanı Trump ve Siyonist İsrail’in katil Başbakanı Netanyahu, ‘Beynelmilel Hukuka göre’, hem bir hukuk ihlali hem de bir savaş sucu işledikleri bir gerçektir.
Bu gerçekten hareketle; BM adına faaliyet gösteren Lahey Savaş Suçluları Mahkemesi sorumluluğunun gereği olarak harekete geçmeli ve hukuk işletilmelidir.