• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI

İran, önündeki keskin virajı alabilecek mi?

24 Ağustos 2024
A


Mehmet Koçak İletişim: [email protected]

 

Son zamanlarda dünya başkentlerindeki siyasi kulislerde, cevabı en çok merak edilen üç soru var. Soruların ilki “İran, ne zaman İsrail’e misillemede bulunacak? İkinci soru “İran, hâlâ neden saldırılara cevap vermiyor?” Diğer soru ise “İran doğrudan kendisi mı saldıracak, yoksa emrindeki Şii silahlı örgütleri mi kullanacak?

Zira İran halkı ve İran rejiminin emrinde hareket eden Irak, Lübnan ve Yemen’deki silahlı Şii örgütlerin de intikam beklentisi içinde olduğu bir gerçektir.

Ancak, kim ne düşünürse düşünsün ve kimin ne beklentisi olursa olsun, İran’ın birtakım jeopolitik ve jeostratejik gerçeklerin hesaplarını yapmak durumunda olduğu ise bir diğer gerçektir.

Bugün tüm dünyada var olan ancak Ortadoğu’da en acımasız şekliyle çetin bir ekonomik ve askeri savaş devam etmektedir. Suriye, Lübnan ve İran hatta Türkiye dahi bu savaşın merkezindedir.

İran’ın bu savaştaki stratejisi, bu zor süreçte rejimi koruyarak ayakta kalabilmektir.

Çünkü bölgede kontrol dışı herhangi bir misilleme veya askeri hareketlilik karşısında bölgeyi kendi çıkarlarına göre yeniden şekillendirmeye çalışan ABD ve onun öncülüğündeki Batılı güçleri karşısında bulacak.

ABD güçlerini bölgeden çıkarmayı kendine görev bilen İran, hem ekonomik hem de askeri olarak yetersizliği nedeniyle hem ABD hem de İsrail ile doğrudan savaşmayı göze alamıyor.

Ayrıca, İran’ın İslam Devrimi’nden önceki 1970’li yıllardan kalma olan hava savunma sistemlerinin yetersizliği nedeniyle askeri stratejisi asimetrik savaş konseptine dayanmaktadır.

Modernize edilemeyen hava savunma sisteminden kaynaklanan açığı telafi etme adına gelişmiş hava savunma sistemlerinden ziyade füzeleri ve İHA’ları kullanmaktadır.

Tahran’ın ABD ve İsrail başta olmak üzere Batı karşıtı ideolojisiyle uyumlu olan müttefik Şii milislerden oluşan bir ağa sahiptir.

İran, şimdiye kadar kendisi doğrudan savaşma yerine emrindeki Lübnan’daki Hizbullah Hareketi, Irak’taki Haşdi Şabi ve Yemen’deki Husiler gibi örgütleri kullanmayı tercih ediyor.

İran, vahim olan ekonomik durumu ve sadece dışarıdan gelecek bir saldırı değil, aynı zamanda içerideki güvenlik istikrarsızlığı nedeniyle doğrudan bir savaşın içine çekilmekten kaçınıyor. 

İran mollaları, rejimi koruma adına bu stratejinin doğru olduğuna inansalar da Şii halk toplulukları ve İran’ın örgütleyip silahlandırdığı vekil savaşçılar aynı görüşte değil.

Bu gerçeğin karşısında ABD ve İsrail karşıtı “ABD büyük şeytan, İsrail küçük şeytan”, “İsrail haritadan silinecek” gibi söylem ve doğrudan saldırı gibi eylemlerinden vazgeçtiği görülmektedir.

ABD ve İsrail baskıları karşısında İran, kendisinin finanse edip silahlandırdığı silahlı Şii güçleri “karşı misillemelere sebep olacak saldırılara kalkışmamaları” uyarılarında bulunuyor.

İran’ın kendilerini sürekli ileri sürdüğünü ancak, İran’ın doğrudan savaştan kaçındığını hatta ABD ile İsrail karşıtı söylemlerinin bile değiştiğini eleştiren Şii örgütler ile İran arasında son günlerde bir güven bunalımı yaşandığı iddia ediliyor.

İran’ın ABD’yi Ortadoğu’dan kovacak ve İsrail’i yok edecek bir güçte olduğuna inandırılan silahlı örgütler şu eleştirilerde bulundu: “Kasım Süleymani başta olmak üzere Suriye, Irak ve Lübnan’da en büyük komutanlar yok edildi. Tüm bunların ötesinde İran, bizzat kendi toprakları içinde darbe üstüne darbe alıyor ve küçük düşürülüyor ama bunları gerçekleştirmekle suçlananlara hiçbir karşılık vermiyor. Şam Büyükelçiliğine düzenlenen roketli saldırı ile Tahran’da İsmail Haniye’ye düzenlenen suikasta bile beklenen düzende misillemede bulunamadı.” 

Eleştirilerin devamında ise şu sorular sıralanıyor:

Niçin aldığı darbeler oranında cevap vermiyor?

ABD ve İsrail’e meydan okuyan İran’ın bugün tehditleri ile yaptıkları neden aynı oranda değil?

*

Lübnan, Irak ve Yemen’deki İran kontrollü Şii silahlı örgütler içinde İran’ın bu tavrını tuhaf, ilgi çekici, şaşırtıcı, hem de endişe verici bulanların sayısı hızla artmaktadır.

Bu ve benzeri eleştiriler İran’a duyulan büyük güvenin sarsılmaya başladığını gösteriyor. 

Nitekim ağır bombardımanlara ve askeri saldırılar ile suikastlara karşılık vermemesi sonucu başlayan eleştiriler ve tartışmalardan son derece rahatsız olan Tahran ise müttefikleri üzerindeki kontrolünü kaybetme endişesini yaşıyor.

Şimdi asıl soru şu:

İran, önündeki keskin virajı alabilecek mi? 

Bekleyelim görelim.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

çetin aslan

iran ve turkiye kağıttan kaplan.

.....

57 Müslüman ülke, hepsi israilden korkuyor...Çürümüşluk ve acizlik içindeler..
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23